Keşfet

Bölüm 5 — Işıkların Altındaki Gölge

Muhtemel aşk

Malikanenin önündeki yüzlerce küçük ışık geceyi gündüz gibi aydınlatıyordu. Bahçenin her köşesinde beyaz çiçekler, ışıklı süslemeler ve uzun masalar vardı. Bu gece Demir ile Defne'nin nişanı vardı.

Defne sabahtan beri heyecanlıydı.

Önce alışverişe çıkmış, nişan için giyeceği elbiseyi uzun uzun seçmişti. Sonunda beyaz, zarif bir korse detaylı, omuzları açık bir elbisede karar kılmıştı. Elbisesinin yanında taşlarla süslenmiş beyaz topuklularını da almıştı. Saçlarını ise açık bırakıp dalgalı yapmaya karar vermişti.

Çiçeklerini seçerken hiç düşünmeden kardelenleri seçmişti.

Kardelenler onun için sadece bir çiçek değildi.

Demir'in ona verdiği ilk çiçekleri hatırlatıyordu.

Demir de nişan için kendi alışverişini yapmıştı. Siyah damatlık tarzı takım elbisesini, beyaz gömleğini ve ayakkabılarını birlikte seçmişti. Saçlarını özenle taratmış, sakalını da düzgünce tıraş ettirmişti.

Akşam olduğunda Defne aynanın karşısında son kez kendisine baktı.

Beyaz elbisesi, dalgalı siyah saçları ve elindeki kardelenler...

Bir an Demir'in onu gördüğündeki yüzünü merak etti.

Tam o sırada kapı çaldı.

Defne kapıyı açtığında Demir karşısındaydı.

Demir birkaç saniye konuşamadı.

Sonra hafifçe gülümsedi.

— "Defne..."

Defne utangaçça başını eğdi.

— "Nasıl olmuşum?"

Demir gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi:

— "Seni anlatacak güzel bir söz bulamıyorum. Çünkü bazı insanlar güzel görünmez... güzel bir anıya dönüşür. Sen de benim bu geceki en güzel anımsın."

Defne'nin yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.

— "Sen de hiç fena görünmüyorsun."

Demir güldü.

— "Hiç fena mı?"

— "Biraz fazla yakışıklı olmuşsun."

Demir elini uzattı.

— "O zaman bu gece benimle gel."

Defne elini onun eline bıraktı.

Malikaneye geldiklerinde herkes onları bekliyordu.

Bahçenin her tarafı ışıklarla süslenmişti. Ağaçların dallarına küçük ampuller asılmış, havuzun çevresine beyaz çiçekler yerleştirilmişti. Müzik hafifçe çalıyor, davetliler bahçede sohbet ediyordu.

Defne'nin gözleri ışıl ışıl oldu.

— "Burası çok güzel..."

Demir ona baktı.

— "Sen beğendiysen daha da güzel."

Defne gülümsedi.

Bir süre her şey kusursuzdu.

Müzik, ışıklar, çiçekler...

Ve Demir.

Ta ki Demir'in eski tanıdıklarından biri ortaya çıkana kadar.

Kadının adı Melis'ti.

Kısa sarı saçları vardı. Üzerinde pembe mini etekli bir nişanlık ve pembe topuklular bulunuyordu.

Defne onu ilk gördüğünde sadece bir misafir olduğunu düşündü.

Fakat Melis'in Demir'e bakışındaki yakınlık dikkatinden kaçmadı.

Melis Demir'in yanına gelip gülümsedi.

— "Uzun zaman oldu."

Demir'in yüzündeki gülümseme kayboldu.

— "Melis, burada ne işin var?"

— "Nişanına geldim. Gelmemi istemez miydin?"

Defne birkaç adım ötede onları izliyordu.

Demir hemen Defne'nin yanına geldi.

— "Bir yanlış anlaşılma olmasın."

Defne sakin görünmeye çalıştı.

— "Ben bir şey sormadım."

Ama içindeki huzursuzluk çoktan başlamıştı.

Gece ilerledikçe Melis birkaç kez Demir'in yanına geldi.

Sonunda Defne dayanamadı.

Demir'i kenara çekti.

— "Bana doğruyu söyle. Bu kadın kim?"

— "Defne, sana açıklayacağım."

— "Ne zaman? Herkes gittikten sonra mı?"

Demir'in sesi yükseldi.

— "Bana güvenmiyor musun?"

Defne'nin gözleri doldu.

— "Güvenmek istiyorum! Ama sen bana hiçbir şey anlatmıyorsun."

— "Her şeyi anlatmak zorunda değilim!"

Bu cümle Defne'yi susturdu.

Bir süre birbirlerine baktılar.

Sonra Defne arkasını dönüp uzaklaştı.

Elindeki kardelenlerden biri yere düştü.

Demir onu yerden aldı.

Ama Defne çoktan gözden kaybolmuştu.

Bir süre sonra Defne biraz sakinleşmek için malikanenin daha sessiz olan arka tarafına geçti.

Tam geri dönecekken konuşma sesleri duydu.

Seslerden biri Demir'e aitti.

Defne durdu.

Bahçenin köşesindeki kapının ardından baktığında Demir'i gördü.

Yanında Melis vardı.

İkisi birbirlerine oldukça yakındı.

Defne'nin kalbi hızlandı.

Tam o anda Melis Demir'in elini tuttu.

Demir bir şey söylemek üzereyken Defne onları gördü.

Elindeki kardelen buketi yere düştü.

Demir başını çevirdi.

Defne ile göz göze geldi.

İkisinin de yüzündeki ifade bir anda değişti.

Defne'nin gözleri doldu.

— "Demir..."

Demir hemen ona doğru yürüdü.

— "Defne, düşündüğün gibi değil."

Defne geri çekildi.

— "Bana artık hiçbir şey anlatma."

— "Defne, dur!"

Ama Defne dönüp gitti.

Malikanenin ışıkları hâlâ parlıyordu.

Müzik hâlâ çalıyordu.

Herkes hâlâ nişan kutluyordu.

Ama Defne için o gece artık bitmişti.

Yerde kalan kardelenlere son kez baktı.

Sonra içinden sadece bir cümle geçti:

"Bazı geceler insanın hayatına ışık getirmek için değil, karanlığı göstermek için gelirmiş."

Ve Defne malikanenin kapısından tek başına çıktı.

Demir ise arkasından bakakaldı.

O gece nişan yüzükleri takılmadı.

Ve onların hikâyesinde, belki de en güzel başlaması gereken gece, en kötü gecelerinden biri olarak kaldı...

Yorumlar

  • Enes Tok: demir melisle bu kadar yakınken defneyi nasıl görmezsin?
  • Ahu Kuzu: defne o bahçede parlayan ışıkların içinde gerçekten kaybolmuş bir halde gözüküyorsun
  • Selin POLAT: Keşke demir defnenin içindeki huzursuzluğu daha erken anlasaydı
  • Rıza Kaya: Bu gece sona ermeden önce herkes mutlu olmalıydı
  • Yasemin Yıldırım: Bunu ondan beklemiyorum