ÜSKÜDAR
Öğlen namazı çıkışı Devati Hazretlerinin camisi
avlusundaki çay ocağına girdim. “Selamun aleykum,
kardeş bana bir çay verir misin?” diyerek masasında
gazete olan yere oturdum.
Gazeteye öylece göz atıyordum. Mis gibi kokan taze
çayım da geldi o an. Şekerini atıp karıştırırken gazetemi
okumaya devam ettim.
Ben öylesine dalmışım ki gazete okumaya, çayın
nasıl bittiğinin farkına bile varamamışım.
“Esselamun aleykum.” diyerek bir yaşlı ak sakallı
bey amca, müsaade isteyerek oturmak istedi masama.
“Ve aleykumu selam. Estağfurullah, buyurun
efendim.” diyerek yer gösterdim.
Kendisi çaycıya seslendi: “Hacı bize iki demli çay.”
Sonra bana dönüp “Eee evlat, ne okuyorsun? Ne var
haberlerde?” diyerek ilk sözü attı.
“Valla amcacığım ülkenin durumu sıkıntılı maalesef
ki zorlu dönemden geçiyoruz.”
“Nerelisin, ne iş yapıyorsun?” dedi.
“İzmirliyim, otomotiv fabrikasında çalışıyorum.
İstanbul benim manevi başkentim. Buralara o atmosferi
solumaya, ta Osmanlı’daki o günlere geri gidecekmişim
gibisine geliyorum.”
Bu arada nefis çaylarımız gelmişti. Amcanın
tabağındaki limon gözümden kaçmadı. Belli ki buraya
devamlı gelenlerdendi.
“Maalesef dinimizi kullanan çok sahtekâr var
piyasada.” diyerek konuya girdi ak sakallı amca.
“Nasıl yani?”
“Aç tavuğa darı atarsan darıları yiye yiye düştüğü
tuzağı fark etmez.” dedi.
“Doğru.”
“İşte gençlerimiz ilim öğrenmek için ALLAH
dostudur, onunla birlikte olayım, duasına mazhar
olayım düşüncesiyle bunların tuzaklarına bilmeden
düşüyorlar.” dedi ve devam etti: “Kimi peygamber ile
görüştüğünü kimi seçilmiş bir kul olduğunu kimi de
mana âleminin sırlarına vakıf olduğunu söylerken
insanlarımızı kandırıyorlar.”
Daha önce buna benzer meseleler başımdan geçtiği
için ben anlattıkları karşısında adeta şok oldum. Sanki
benim yaşadıklarımı anlatıyordu.
Amcayı biraz daha açayım diyerek safizane sordum:
“Mesela amca, nasıl yani?” dedim.
Başladı anlatmaya:
“Mesela...” dedi, “Adam ya kerametmiş gibi
göstererek ilginç bir olay anlatır, sihir yapar ya önceden
tezgâhlar yapacağını ya da bir kitap yayımlamıştır ayet
ve hadisi kullanarak altını üstünü doldurup kelimelerle
oynar. Bu dinleyene veya okuyana cazip gelir ve
kendini ona kaptırır. ‘Vay be bu adam mübarek!’ der
etkilenir. Hâlbuki bilmez nereye çekildiğini.”
Tam ben olayın akışına kendimi kaptırmış elim
çenemde amcayı dikkatlice dinlerken çaycı, “Çayları
tazeleyeyim mi Mustafa amca?” dedi.
Bu arada isminin Mustafa olduğunu öğrendim.
“Tazele, demli olsun.” dedi.
Anlatırken ne cemaat ne şahıs ismi veriyordu ama
dinlemek istediklerimi anlatıyordu adeta.
Bu arada cep telefonunu sessize aldı ya da bir şeye
baktı. Benim de hemen aklıma geldi, bu güzel
Yorumlar
- İbrahim Ergin: şu an ülkede olup bitenden dolayı çok üzgünüm
- Belgin Peker: Şu yapılan sahtekarlıklara dikkat etmelisin
- Nazlı Güler: Bazen bağların kopması da faydalı olabilir diye düşün
- Damla Pınar: Sen hiç bir yaşlıdan öğüt almayı denemedin mi?