BÖLÜM: 1

Nebiye köye muhtar olmuş ve tüm Türkiye'ye örnek olmuş bir şehit annesiydi. İlkokul ve ortaokul eğitimini köyde tamamlamıştı.
Nebiye şimdi 55 yaşındaydı. Olmaz denilen ne varsa yapmazsın denilen ne varsa başarmış ve hayatındaki zorlukları bir bir aşmıştı.
Nebiye'nin hikayesini duyanlar köye gelmiş hatta gazeteciler röportaj vermek için sıraya girmişti o ise vefat eden oğlu Şehit Talat Çelik isimli haber ajansına konuşmayı kabul etti.
Nebiye sonradan öğrenmiştiki bunca zaman diyabet hastaydı. Hastalığı yerini 2. Tıp diyabete bırakmıştı. Ayrıca yakın zamanda lösemi hastası olduğunu öğrendi.
Hasta olduğunu herkesten saklasa Türkiye'nin cefakar annesi, gerçeği evlatlarına ve herkese söylemişti. Ak saçlarını kazıtmış ve tülbent takmıştı...
Nebiye herkesin hayran olduğu kadın çocukken 12 yaşında akli dengesi yerinde olmayan bir adama zorla verilmişti başlık parası karşılığında...
Nebiye hazırlanmış köy yerine gidiyordu. Siyah kaftanını giymiş ve beyaz tülbentini takmıştı...
Hayali zırhını da kuşatmıştı...
Nebiye oğlunun görevi gereği Şanlıurfa'dan, Ağrı Doğubeyazıt'ta bir köye taşınmıştı ve sürgün edilmişti. Bir kızı (Fatma) doğumdan 11 gün sonra vefat etmiştir. Kızı öldükten sonra çöküşe girse de kalan çocukları için mücadele etmeyi ihmal etmedi.
Yıllarca çobanlık yaptı köyde iftiralara uğradı yetmedi bir gece yarısı tarlada çalışırken istismar edildi.
Tüm bunların üstüne birde oğlu Talat Çelik, haince teröristler tarafından şehit edildi. Köy okulunda 25 kurşunla tüm öğrencilerin gözü önünde şehit edilmiş ve edilirken de çeşitli işkencelere maruz kalmıştı fakat oğlu Talat işkence görmesine rağmen tek bir öğrencinin kılına dahi zarar gelmesine izin vermemişti...
O anılar köydeki kimsenin aklından çıkmamış ve iftira atılan kadın bir anda kahraman ailesi olmuştu...
***
Röportaj yapan adam Nebiye'ye mikrofon uzattı. Yerel bir haber ajansıydı.
Nebiye derin nefes aldı ve konuşmaya başladı...
"Benim adım Nebiye Çelik, 12 yaşında evlilik nedir bilmeyen bir kızken zorla evlendirildim. Eşim Muhsin Çelik tam 15 yıl önce bugün vefat etti.
Muhsin, bir kazada hayatını kaybetti ve beni çocuklarımla yalnız bıraktı... Tam 15 yıl önce bana çiçek almış eve gelirken o gün kaza geçirdi bana ilk kez çiçek almıştı ve o gün tüm borçlarımızı kapatmıştı. Alkollü araç kullanan 15 yaşındaki genç Mikail isimli bir genç tarafından kazaya uğramıştı.
Görgü tanıkları para verilerek susturuldu. Benim gücüm de o zaman eşimin ölümüyle ilgilenmeye yetmedi. Daha sonra evim yağmalandı köyde ve sürgün edildim. Köy ağası tarafından. Ardından Ağrı'ya geldim.
Ağrı da sağ olsunlar bana yer verdiler ve ev açtılar bana ve çocuklarıma insan muamelesi yaptılar.
Bende hayatımdan ders çıkardım hem okudum hem çobanlık yaptım. Sonra bir gün burada gece yarısı tarlada köy muhtarı alçak Mustafa, tarafından tacize uğradım. Hemen tutuklandı bende bu sefer hakkımı aradım. Tabi durmadım şikayetçi oldum alçak 20 yıl hapis cezası aldı.
Duydum ki sonradan biri onu 30 bıçak darbesiyle öldürmüş. Benim ahım tutmuştu mazlumun ahı feryadı yeri görü inletir evlat. Zalime asla sevinmedim ama, zalimlere gülmeyin derler çünkü onların mahşerde azabı bol olacaktır...
Erken yaşta evlenmeme rağmen eşim bana bir fiske dahi vurmamıştı. Eşim Muhsin beni hep korudu. Eşim lise mezunuydu. Orman müdürlüğünde temizlik görevlisi olarak çalıştı yıllarca o da evlendiğimizde çocuktu benimle aynı yaştaydı. Vefatı beni derinden yaralasa da hayatıma yine devam ettim evlat.
Bir kızım ( Güzide ) kendinden yaşça büyük bir adama kaçtı. 20 yaşındaydı, okuyacaktı ama bir adam onu kandırdı aklını çeldi. Sonradan öğrendim ki kızımı gece yarısı pavyonlarda çalıştırmış ona gün yüzü göstermemiş. Kızım da gençliğinin hatasını yapmıştı. O adamı 10 kurşunla öldürmüştü. Tam 15 yıl hapis cezası aldı ve bu sene çıktı.
Kızım hatasının bedelini yıllarca ödedi. Şimdiyse benim yanımda köyde çobanlık yapıyor ve tarlada çalışıyor.
Bir kızım daha var ismi İhtimal, o da 28 yaşında genç, bekar ve dinamik biri. Henüz evlenmedi. Şu an da Tekirdağ da bir güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. Gecesini gündüzüne katıyor.
Boş bulduğu zamanlarda ara sıra yanımıza geliyor...
En küçük oğlumun adı Hasan Ali, Hasan Ali 26 yaşında bir ziraat mühendisi. İki yıldır bize bir hayırseverden kalan miras kalan tarlamızda ekim yapıyor...
Bakın sizden ricam ve son arzum çocuklarınızı erken yaşta evlendirip onların hayatlarını karartmayın. Hayatta ne yaşarsınız yaşayın mücadelenizi bırakmayın çünkü hayat mücadele edenleri sever. Hayat emek vereni sever. Topraklarına sıkı sıkıya tutunanları sever. Acınası hayat ve kaderinize isyan etmek yerine hayata boyun eğmeyin. Sabır, dua, bolda zikir, tespih ile mücadelenizi sürdürün.
Bak evladım ben 55 yaşında hayata sıkı sıkıya tutunan bir fidandım filizlenip büyüdüm. Toprağım nemli olsa da sert koşullara dayandım...
Sakın çocuklarınızı erken yaşta evlendirip onların hayatlarını ellerinden almayın, çocuklarınızı zorla dağa çıkarmayın çocuklarınız vatan haini değil gerekirse benim oğlum Talat Çelik gibi bir şehit ve kahraman, kardeşim Burhan gibi gazi olsun gerekirse. Vatan için her şey mübahtır evlat...
Unutmayınız hayatta her yaptığımızın bir bedeli var ve bu bedeli hepimiz ödeyeceğiz...
***
Nebiye konuşmasını bitirdiğinde elleri, ayakları, dudakları titriyordu. Konuşmaya başladığında geçmişe gitse de hayata olan ümidini yitirmemişti sadece derin yaralar almıştı...
Nebiye'nin röportajı tüm Türkiye'yi derinden hüzne ve yasa boğmuştu...
Nebiye artık eskisinden daha çok hayata bağlıydı...
Son olarak kameraya gülümsedi ve herkese mutlu hayatlar diledi. Hepimiz mutlu hayatlara ihtiyaç duyuyoruz, dedi.
Son cümlesini de söyledikten sonra evine gitti ...
Yorumlar
- İkbal Sürücü: çocukluğunu kaybetmiş bir kadın nebiye
- GÖKSU: Daha çocukken evlendirmeleri çok kötü çocukluğunu yasayamamis
- Miladim: guclu kadinlari temsilen👏👏👏🔥🔥
- İkbal Sürücü: sağol teşekkürler
- Furkan Özkan: Mükemmel
- İkbal Sürücü: evt ama kısa sürdü diyabeti geç yaşta fark etmişti
- Ahu Kuzu: Diyabetin gerçeğini saklaması çok zor olmalıydı
- Helin: @ikbalsurucu Gerçekten mi
- İkbal Sürücü: ben yazarken ağladım kızı düşünemiyorum
- İkbal Sürücü: üçüncü bölüm en kötüsü
- İkbal Sürücü: haklısın
- Alperix: Röportajdaki derin nefes her şeyden fazlasıyla anlam taşıyor