1. Bölüm
BÖLÜM 1 —
Sabah yine babasının bağırma sesiyle uyanmıştı.
Masum, daha gözlerini tam açamadan yatağından doğruldu. Kalbi göğsünün içinde hızlı hızlı çarpıyordu. Saatin kaç olduğunu bilmiyordu. Zaten bilmese de olurdu.
Çünkü babası uyanmışsa, Masum da uyanmak zorundaydı.
Eğer birkaç dakika daha yatakta kalırsa, birazdan duyacağı bağırışların sonuna bir de dayak ekleneceğini çok iyi biliyordu.
Altı yaşındaydı.
Ama altı yaşındaki bir çocuğun bilmemesi gereken şeyleri biliyordu.
Bir babanın ayak sesinden öfkesini anlamayı, kapının nasıl kapandığından o günün kötü geçeceğini tahmin etmeyi, sofraya konulacak ekmeğin yetip yetmeyeceğini hesaplamayı ve en önemlisi… sessiz kalmanın bazen hayatta kalmak olduğunu öğrenmişti.
Masum yatağından sessizce indi.
Ayaklarını yere bastığında çıkan en küçük sesten bile korkarak mutfağa geçti. Evde ne varsa gözleriyle tek tek aradı.
Biraz ekmek…
İki yumurta…
Birkaç zeytin…
Ve dolabın köşesinde kalmış biraz peynir.
Altı yaşındaki küçücük elleriyle kahvaltı hazırlamaya başladı.
O sırada odadan yine babasının sesi yükseldi.
— Masum!
Çocuğun elleri bir anda durdu.
Başını öne eğdi.
— Geliyorum baba…
Sesi o kadar kısıktı ki kendi bile zor duydu.
Ama gitmedi.
Önce kahvaltıyı hazırlamalıydı.
Çünkü babası açken daha öfkeli oluyordu.
Masum, yumurtaları tavaya kırarken ellerinin titrememesi için uğraştı. Bir yumurta yere düştü.
Çat!
Masum donup kaldı.
Yere baktı.
Sonra kapıya…
Gözleri doldu.
— Allah'ım… ne olur kızmasın.
Dizlerinin üzerine çöktü ve yumurtayı elleriyle temizlemeye başladı.
Tam o sırada annesinin odasından hafif bir ses geldi.
Masum hemen başını çevirdi.
Annesi uyanıktı.
Her sabah olduğu gibi…
Gözleriyle oğlunu takip ediyordu.
Annesi artık konuşamıyordu.
Ellerini de hareket ettiremiyordu.
Sadece gözleri vardı.
Bir de Masum'a bakarken içinde sakladığı tarifsiz acı…
Bir zamanlar yürüyen, konuşan, oğlunu kucağına alan o kadın şimdi yatağa mahkûmdu.
Babasının şiddeti onu bu hâle getirmişti.
Masum annesinin yanına koştu.
— Anne…
Kadının gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Masum küçük eliyle annesinin yanağını sildi.
— Ağlama anne. Kahvaltı hazırlıyorum. Babam kızmayacak bugün.
Bunu söylerken kendisi bile inanmıyordu.
Ama annesini üzmemek için gülümsedi.
Masum…
Adı gibi masumdu.
Henüz altı yaşındaydı.
Dünyanın kötülüğünü anlayacak kadar büyümüş, ama kendisini koruyacak kadar büyümemişti.
Masum, annesinin yanağından süzülen yaşı küçük parmaklarıyla silerken kapı birden açıldı. Harun öfkeyle içeri girdi.
“Ben yumurtaları bedavaya mı alıyorum lan, it?” diye bağırarak Masum’un yüzüne vurdu. Ardından kulağından çekip, “Bugün sana yemek yok. Hele ağzına bir şey al da gör, o zaman ne yapacağımı biliyorum.” dedi ve kulağını sertçe bıraktı.
Harun’un öfkesi dinmek bilmiyordu. Karısına dönüp küçümseyen bir bakışla,
“Senden ne çıkar ki? Anca senin gibi beceriksiz bir çocuk... Başıma kaldınız. Bıktım sizden!” dedi.
Ardından Sema’nın yüzüne tükürüp odadan çıktı.
Masum, babasının ayak sesleri uzaklaşır uzaklaşmaz annesine sarıldı. Sema gözlerini kapatmıştı. Oğlunun acısını duyuyor, fakat ona yardım edememenin çaresizliğiyle kımıldayamıyordu.
“Annem... Ne olur kalk. Ne olur kurtar beni. Çok canım acıyor.”
Masum’un titreyen sesi odanın sessizliğine karışırken gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.
Sema Hanım, bundan yalnızca bir ay önce, eşinin eziyetlerine daha fazla dayanamayıp oğlunu da yanına alarak kaçmaya çalışmıştı. Fakat Harun onları yakalamış, öfkesiyle elindeki demir boruyu Sema’nın bedenine defalarca indirmişti. Sema’nın çoğu kemiği kırılmış, o günden beri yatağa mahkûm kalmıştı.
Harun ve Sema, Artvin’in dağlarında, etrafta başka hiçbir hanenin bulunmadığı ıssız bir yerde yaşıyorlardı. Merkeze iki saat, en yakın köylere ise en az bir saat uzaklıktaydılar.
Ve o evde, yardım çığlığını duyabilecek hiç kimse yoktu.
Yorumlar
- İkbal Sürücü: ❤️🕊️
- Elif Ruveyda BİRCAN: Anne olmak çok zor
- Büşra Çeçen: hikayenin devamını bekliyoruz
- Büşra Çeçen: çocuğa uzulurken sonra anneye üzüldüm. çocuk bir acı anne iki acı yaşıyor
- Elif Ruveyda BİRCAN: Yorumunuz için teşekkür ederim
- Elif Ruveyda BİRCAN: Yorumunuz için teşekkür ederim
- Elif Ruveyda BİRCAN: Yorumunuz için teşekkür ederim
- Elif Ruveyda BİRCAN: Yorumunuz için teşekkür ederim
- aleyna: harunu hiç affedemeyeceğim
- Ebru Hazar: Masum çok yazık ya
- Yaman Kurtuluş: Korku içinde yaşamak ne kötü
- Ramazan Zengin: herkesin gözleri dolup taşmış