3. bölüm
Güneş, gecenin karanlığını yavaş yavaş dağıtıyordu.
Masum, gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı. Ne zaman gözlerini kapatsa elindeki yanığın acısıyla irkilerek uyanıyor, bazen dişlerini sıkarak sessizce inliyor, bazen de acısını annesine belli etmemek için yüzünü başka tarafa çeviriyordu.
Ama o gece, diğer gecelerden farklıydı.
Sema Hanım, uzun zamandır hareket ettiremediği elini ilk kez hafifçe kaldırabilmişti. Elini, göğsüne yaslanmış oğlunun başına doğru uzatmış ve titreyen parmaklarıyla Masum'a dokunmuştu.
Masum bunu fark ettiğinde gözleri büyümüş, yüzünde küçücük ama kocaman bir mutluluk belirmişti.
Annesinin elini iki eliyle tutmuştu halbuki eli sızlıyordu.
— Anneciğim...
Sesi titriyordu.
— Eğer... her yerin yeniden hareket ederse, buradan yine kaçmaya çalışacağız, değil mi?
Sema Hanım'ın gözleri doldu.
Konuşamadı.
Ama oğlunun gözlerinin içine bakıp yavaşça gözlerini kırptı.
Masum, bunun bir "evet" olduğunu anlamıştı.
Ve o küçücük çocuk, belki de hayatında ilk kez geleceğe dair bir umutla gözlerini kapatmıştı.
Sabah olduğunda Masum yatağından kalktı. İlk işi elini suya tutmak oldu.
Ama acı hâlâ oradaydı.
Yanıklarının çoğu su toplamıştı. Küçücük eli şişmiş, bazı yerleri kızarmıştı. Masum eline baktı, dudaklarını birbirine bastırdı.
Ağlamayacaktı.
Annesi için güçlü olmalıydı.
Evin bütün odalarını tek tek dolaştı.
Babası yoktu.
Masum bir an durdu.
Sonra annesinin yanına koştu.
— Anne! Anneee!
Yüzünde uzun zamandır görülmeyen bir sevinç vardı.
— Babam yok!
Nefes nefese konuşmaya devam etti.
— Mutfak kapısı da açık! Sana bir şeyler getireceğim.
Sanki birazdan güzel bir kahvaltı hazırlayacak, annesi de onu sofrada bekleyecekmiş gibi mutluydu.
Önce biraz su içti.
Sonra mutfakta bulduğu küflü ekmeğin temiz kalan yerlerini dikkatlice ayırdı. Küflü kısımları çöpe attı. Temizlediği küçük parçaları annesine götürdü.
Bir parçasını annesine...
Bir parçasını kendisine ayırdı.
İkisi de açtı.
Ama Masum, kendi payını yerken bile annesinin payına bakıyordu.
Çünkü onun için annesinin karnının doyması, kendi karnının doymasından daha önemliydi.
Tam o sırada dışarıdan bir kamyon sesi duyuldu.
Masum olduğu yerde donup kaldı.
Oraya kimse gelmezdi.
Merakla kapıya doğru koştu.
Dışarı çıktığında iki adamın kamyondan indiğini gördü.
Adamlar, satılık olduğunu düşündükleri bir araziye bakmaya gelmişlerdi. Oysa ortada satılık bir arazi yoktu. Yanlış bir bilgi yüzünden yanlış yere gelmişlerdi.
Bazen insanın hayatını değiştiren şeyler, en büyük tesadüflerin içinde saklıydı.
Adamlardan biri Masum'u görünce seslendi:
— Hey çocuk!
Masum durdu.
— Buralarda Ömer diye biri varmış. Burada mı oturuyor?
Masum başını iki yana salladı.
— Hayır abi. Öyle birini tanımıyorum. Burada sadece biz yaşıyoruz.
Adam, çocuğun ellerine baktı.
Bir süre sonra gözleri Masum'un yanık elinde takılı kaldı.
— Eline ne oldu?
Masum kendi eline baktı.
Gözleri doldu.
Adam sorusunu yumuşatarak tekrarladı:
— Neden ağlıyorsun? Ne oldu eline?
Masum artık kendini tutamadı.
Başından geçenleri bir bir anlattı.
Babasının ona yaptıklarını...
Annesine yapılanları...
Evden kaçmaya çalıştıkları için annesinin yatalak kaldığını, elinin nasıl yandığını...
Söyledikçe sesi titredi, gözlerinden yaşlar süzüldü.
Adamın yüzündeki ifade değişmişti.
— Baban nerede şimdi?
Masum başını eğdi.
— Bilmiyorum abi... Galiba başka köye gitti.
Adam yanındaki adama baktı.
İkisi birkaç saniye sessizce göz göze geldi.
Sonra:
— İçeri girip bakalım mı?
Yanındaki adam başını salladı.
Adam Masum'a döndü.
— Annenle seni kurtarmamızı ister misiniz?
Masum'un gözlerinde bir anda ışık belirdi.
— Evet!
Bir adım öne çıktı.
— Evet abi! Gerçekten kurtarır mısınız bizi?
Adam başını salladı.
— Önce annen nerede, onu göster bakalım.
Masum hiç düşünmeden eve doğru koşmaya başladı.
— Koş abi, koş! Buradan gel!
Adamlar onun peşinden içeri girdiler.
Sema Hanım'ı gördüklerinde oldukları yerde kaldılar.
Kadın, bitkin bir hâlde yatıyordu.
Yüzünde yılların yorgunluğu vardı.
Ama gözlerinde hâlâ oğluna bakarken taşıdığı o tarifsiz annelik vardı.
Adamlar hiç vakit kaybetmeden Sema Hanım'ı dikkatlice kamyonun kasasına taşıdılar. Masum da annesinin yanına oturdu.
Kamyon hareket etti.
Sema Hanım ne olduğunu tam olarak anlayamıyordu.
Sadece oğlunun yüzüne bakıyordu.
Masum annesinin elini tuttu.
Gözlerinden yaşlar süzülüyordu ama bu kez o yaşlarda korku yoktu.
— Anneciğim...
Sesi mutluluktan titredi.
— Allah'ım duamı kabul etti. Gidiyoruz buradan.
Annesinin elini daha sıkı tuttu acısını unutmuşcasına.
— Bu abiler bizi kurtardı.
Sonra annesine çocukça bir saflıkla sordu:
— Anne... Bunlar Allah'ın gönderdiği melekler mi?
Sema Hanım'ın gözlerinden yaşlar süzüldü.
Konuşamadı.
Ama yüzünde, belki de uzun zamandır görülmeyen bir tebessüm oluştu.
Yaklaşık üç saat sonra hastaneye ulaştılar.
Sema Hanımın önce vücudu temizlendi. Sonra ise vücudunun bazı bölgeleri alçıya alındı.
Masum'un eli de tedavi edildi.
Adamlardan biri evine dönerken diğeri polise ifade verdi.
Ardından Masum'un da ifadesi alındı.
Tedbir amacıyla odalarının önüne bir polis memuru görevlendirildi. Kimsenin izinsiz içeri girmesine izin verilmiyordu.
Sema Hanım aslında konuşabiliyordu.
Fakat yaşadığı onca şeyden sonra dili adeta tutulmuştu.
Doktorlar, bunun kısa süre içinde düzelebileceğini söylüyordu.
O gece Masum ve annesi hastanede kaldılar.
Masum, hastane yatağına uzandığında ilk kez korkmadan gözlerini kapattı.
Kapının önündeki polis memurunu düşündü.
Sonra onları buraya getiren adamı...
Ve annesini...
İlk defa, gece boyunca kapının açılmasından korkmadan uyuyabileceğini hissetti.
Annesi yıllardır onu korumaya çalışmıştı.
Ama Masum, bu kez başka bir şey hissediyordu.
Gelen adam daha güçlüydü.
Çünkü babasının gücü annesine yetiyordu.
Ama bu abiye gücü yetmezdi.
Masum gözlerini kapattı.
Küçücük yüzünde huzurlu bir tebessüm belirdi.
Masum, sabaha korkmadan uyanacağına inanarak uyudu.
Yorumlar
- Elif Ruveyda BİRCAN: 🙏😔
- Ahmet Demir: Masumun gücü annesinin bu zor günlerinde belli oldu
- Elif Ruveyda BİRCAN: 😔😔😔
- Selin POLAT: @eruveydabircan3337 eline ne olduğunu sorduklarında masumun gözlerindeki acıyı görmek üzücüydü
- Elif Ruveyda BİRCAN: 🙏
- aleyna dede: her şeyin yoluna girmesi ümidi vermişti masuma
- Elif Ruveyda BİRCAN: 😊🙏
- Aysel Maden: @eruveydabircan3337 bu bölümde umut her yerdeydi
- Elif Ruveyda BİRCAN: ☺️🙏
- Metin Taner Yavuz: Masumun annesiyle olan bağı çok dokunaklıydı
- Elif Ruveyda BİRCAN: 🙏🙏🙏
- Ayla Başar: Annem için güçlü olmak zorundayım cümlesi etkileyici bir motivasyon veriyor