7.bölüm
İki hafta geçmişti. Bugün Sema’nın bacaklarındaki alçılar çıkarılacaktı.
Hastaneye gittiklerinde doktorlar alçıları dikkatlice çıkardılar.
Ardından Sema’yı destek yardımıyla yürütmeye çalıştılar. İlk adımları titrek ve zayıftı ama ayaklarının üzerinde durabiliyordu.
Bu, Sema için küçücük görünen ama aslında kocaman bir mucizeydi.
Günler günleri kovaladı. Sema her geçen gün biraz daha iyileşti. Alçıların çıkarılmasının üzerinden tam bir ay geçmişti ve sonunda beklenen gün gelip çatmıştı.
Boşanma duruşması.
Sema artık kendi ayakları üzerinde durabiliyordu. Hem bedenen hem de ruhen, hayatına yeniden tutunmaya başlamıştı.
Ali ve Sema birlikte adliyeye doğru yola çıktılar. Masum’u yanlarında götürmediler. Babasını görmesinin onda yeniden korku ve travma oluşturmasından çekiniyorlardı.
Harun ise duruşma salonuna çoktan gelmişti.
Sema’yı görür görmez öfkeyle üzerine yürüdü. Bir hamlede kolundan tuttu ve onu duvara doğru itti.
— Ooo… Ayaklanmışsın bir de, Sema Hanım!
Ali bir anda araya girdi. Harun’un iki kolundan sıkıca tuttu ve hiç beklemediği bir anda yüzünün ortasına sertçe kafa attı.
Harun sendeledi.
— Gücünün yettiğine mi yapabiliyorsun? O kadına bir daha dokunmayacaksın. Anladın mı beni?
Görevliler hemen araya girerek ikisini ayırdı.
Harun’un burnu ve dudağı kanıyordu. Ancak öfkesi dinmek bilmiyordu.
— Bu kim lan? Sen benimle evliyken başkasına mı gittin? Bu adam senin neyin oluyor?
Ardından Ali’ye dönüp bağırdı:
— Seni de öldüreceğim! Göreceksin! Kimin karısına yan gözle baktığını sanıyorsun? Bunun bedelini ödeteceğim sana!
Ali ise sadece başını salladı.
— He, aynen aynen...
Sema hemen Ali’nin kolundan tuttu. Gözleriyle ona, “Yapma.” der gibi baktı.
Tam o sırada içeriden görevlinin sesi duyuldu:
— Sema Gök, Harun Gök! Duruşma salonuna.
Sema ve Harun içeri girdiler.
Harun, hâlâ aralarındaki evliliğin iyi olduğunu, hiçbir sorun yaşamadıklarını söylüyor; bütün suçu Ali’ye atıyordu.
— Bu adam karımın aklını karıştırıyor. Ona kötü fikirler veriyor.
Fakat gerçeklerin üzeri sözlerle örtülecek gibi değildi.
Sema’nın hastane raporları mahkemeye sunuldu. Masum’un ifadesi okundu. Gerektiği takdirde Masum’un da mahkemeye getirilebileceği bildirildi.
Harun ne kadar kabullenmek istemese de artık gerçeklerin karşısında duramıyordu.
Boşanma kararı verildi.
Sema sonunda özgürdü.
Duruşmadan çıktıklarında Harun tek kelime etmeden çekip gitti.
En azından Sema ve Ali öyle sanıyordu.
Çünkü Harun gitmemişti.
Onları uzaktan, gizlice takip ediyordu.
Nereye gittiklerini, nerede yaşadıklarını öğrenmek istiyordu.
Sema ve Ali ise hiçbir şeyden habersiz, yüzlerinde uzun zamandır görülmeyen bir mutlulukla önce Huriye ablanın yanına uğradılar. Masum’u aldılar ve hep birlikte eve geçtiler.
O evde o gün herkes mutluydu.
Masum annesinin artık yürüyebildiğini görmekten, Sema özgürlüğüne kavuşmaktan, Ali ise onların yüzündeki mutluluğu görmekten dolayı huzurluydu.
Akşam olmuştu.
Masum çoktan uyumuştu. Sema ise mutfakta bulaşıkları yıkıyordu.
Ali sessizce yanına geldi.
— Nasıl hissediyorsun? İyi misin?
Sema gülümsedi. Gözlerinde uzun zamandır olmayan bir ışık vardı.
— İyiyim... Hem de çok iyiyim. Sanki üzerimden kocaman bir yük kalktı. Kuş gibi hafifledim. Özgürüm artık...
Sözlerini heyecanla sürdürürken yüzündeki mutluluk Ali’nin içini ısıtıyordu.
Ali ona sarılmak istedi.
Bir adım yaklaştı.
Ama durdu.
Sanki aralarında görünmez bir çizgi vardı ve Ali o çizgiyi geçmeye cesaret edemedi.
Yorumlar
- Elif Ruveyda BİRCAN: Teşekkür ederim