annende biliyor
Telefonu elimde öylece tutuyordum.
“Annen de biliyor.”
Mesajı tekrar okudum.
Bir kez.
İki kez.
Üç kez.
Sonra odanın kapısına baktım.
Annem az önce oradaydı.
Telefonumu yatağın üzerine bırakıp odadan çıktım. Koridora adım attığımda ev sessizdi.
“Anne?”
Cevap gelmedi.
Mutfaktan hafif bir ses duyunca oraya doğru yürüdüm.
Annem tezgâhın başında bardakları topluyordu.
“Anne...”
Başını kaldırdı.
“Efendim?”
Bir an duraksadım.
“Sen... Türkiye'yi hatırlıyor musun?”
Elindeki bardak bir anda durdu.
Yüzündeki ifade değişmişti.
Çok kısa bir andı.
Ama görmüştüm.
“Ne oldu şimdi?” dedi.
“Hiç. Sadece merak ettim.”
Annem bakışlarını kaçırdı.
“Geç oldu. Git yat.”
“Anne.”
Bu kez sesim daha ciddiydi.
“Benden sakladığın bir şey mi var?”
Annem bana baktı.
Uzun süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Saçmalama Deniz. Git uyu.”
Odama geri döndüm.
Ama artık uyumam mümkün değildi.
Telefonumu tekrar elime aldım.
Mesaj ekranını açtım.
Gönderen numaraya uzun uzun baktım.
Sonra aklıma bir şey geldi.
Eski numaramın kayıtlı olduğu telefon hâlâ bende olabilirdi.
Dolabın en alt çekmecesini açtım.
Eski eşyalarımın arasında küçük, çizilmiş bir telefon buldum.
Telefonu elime aldığımda kalbim hızlandı.
Şarjı yoktu.
Ama yanında eski bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta çocukluğumdan bir anı vardı.
Ben...
Ve yanımda tanımadığım bir çocuk.
Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:
“Burak'a güvenme.”
Fotoğrafı elimden düşürdüm.
Çünkü o ismi...
Hayatım boyunca hiç duymadığımı sanıyordum.