17.09.2021.

Deniz çantasını omzuna geçirip kapıya yöneldi.
Burak anahtarları eline aldı.
— Hazır mısın?
Deniz derin bir nefes verdi.
— Değilim.
Burak kapıyı açtı.
— O zaman hazır olmadan gidiyoruz.
Deniz istemsizce gülümsedi.
— Çok odunsun.
— Biliyorum.
Arabaya bindiler.
Okula kadar ikisi de fazla konuşmadı.
Ama Deniz'in aklında tek bir şey vardı:
17.09.2021.
Okulun kapısından içeri girdikleri anda Deniz durdu.
Koridor bomboştu.
Normalde bu saatte öğrencilerle dolu olması gereken okulda garip bir sessizlik vardı.
Burak da etrafına baktı.
— Bir şeyler ters.
Tam o sırada okulun hoparlörlerinden cızırtılı bir ses geldi.
“Deniz.”
Deniz'in yüzü bembeyaz oldu.
Burak hemen ona döndü.
— Duydun mu?
Hoparlörden tekrar aynı ses geldi.
“Deniz, eski sınıfına gel.”
Ardından elektrikler kesildi.
Karanlıkta Deniz'in telefonu titredi.
Ekranda tek bir mesaj vardı:
“Geçmişini gerçekten hatırlamak istiyorsan 3. kata çık.”
Gönderen:
Mert.
Deniz başını kaldırdı.
— Burak…
— Gitmiyoruz.
— Ama Mert—
— Deniz.
Burak'ın sesi sertleşti.
— Bu sefer yalnız gitmeyeceksin.
Merdivenlere yöneldiler.
Üçüncü kata çıktıklarında koridorun sonunda bir sınıfın kapısının açık olduğunu gördüler.
Deniz kapıya yaklaşınca içeriden bir sandalye sesi geldi.
Gıcırttt…
Burak Deniz'in önüne geçti.
— Arkama geç.
Kapıyı itti.
Sınıf bomboştu.
Ama tahtada kocaman bir yazı vardı:
“BİRİNİZ YALAN SÖYLÜYOR.”
Deniz'in nefesi kesildi.
Tam o anda arka sıradan bir telefon düştü.
Ekranı açıktı.
Bir video oynuyordu.
Videoda küçük Deniz vardı.
Tarih:
17.09.2021
Deniz ekrana yaklaşırken görüntüde Hakan göründü.
Ve Hakan kameraya doğru dönüp konuştu:
— Eğer bunu izliyorsan… annen sana sonunda bir şeyler anlatmış demektir.
Deniz'in gözleri büyüdü.
Video devam etti.
Hakan gülümsedi.
— Ama sana anlatmadığı bir kişi daha var.
Ekran karardı.
Tek bir isim belirdi:
BURAK.
Deniz yavaşça Burak'a döndü.
Burak'ın yüzündeki ifade değişmişti.
Deniz fısıldadı:
— Sen… ne biliyorsun?
Burak cevap vermedi.
Ve o anda sınıfın kapısı arkalarından kilitlendi.