Keşfet

bu bir son mu ?

o gece bitmedi

bu bir son mu ?

Deniz, Burak’ın arkasından birkaç saniye sessizce baktı. Sonra derin bir nefes aldı.

Eve döndüğünde fazla düşünmeden odasına geçti. Dolabını açtı ve bavulunu yatağın üzerine koydu.

Rahat, bol mavi eşofman takımını giydi. Uzun altın sarısı saçlarını açık bıraktı, kulaklığını kafasına geçirdi. Son kez odasına baktı.

Bavulunu aldı ve aşağı indi.

Annesi kapının yanında onu bekliyordu.

— Hazır mısın kızım?

Deniz başını salladı.

— Hazırım.

Birlikte arabaya bindiler. Deniz camdan dışarı bakarken kulaklığından müzik çalıyordu. Şehir yavaş yavaş arkalarında kalıyordu.

Tam yola çıkmışlardı ki Deniz’in telefonu çaldı.

Ekranda Burak yazıyordu.

Deniz bir an duraksadı, sonra telefonu açtı.

— Alo?

Burak’ın sesi telaşlıydı.

— Deniz, neredesin?

Deniz kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.

— Gidiyorum.

Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra Burak:

— Bekle. Geliyorum.

Deniz şaşırdı.

— Burak, nasıl yani?

Burak’ın sesi bu kez daha netti.

— Ben seni gene bırakamam.

Deniz’in yüzünde istemsizce kocaman bir gülümseme oluştu.

Gözleri dolmadı, ağlamadı. Sadece o tanıdık sıcaklık içini kapladı.

— Ciddi misin?

— Ciddiyim. Beni bekle.

Deniz telefonu kapattığında annesi ona baktı.

Kızının yüzündeki gülümsemeyi görünce onun da yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.

— Burak mı?

Deniz hafifçe başını eğdi.

— Evet...

Annesi hiçbir şey söylemedi. Sadece gülümsedi.

Bir süre sonra Burak yetişti.

Deniz arabadan indiğinde Burak ona doğru yürüdü.

— Hani gidiyordun?

Deniz gülerek:

— Sen geliyorum demedin mi?

Burak başını salladı.

— Dedim. Çünkü bu sefer seni tek başına göndermeyeceğim.

Deniz ona baktı.

— Yani benimle geliyorsun?

Burak hafifçe gülümsedi.

— Nereye gidiyorsan oraya.

Deniz’in gülümsemesi daha da büyüdü.

Annesi onları uzaktan izlerken sessizce tebessüm etti.

Bir süre sonra üçü birlikte havalimanına gittiler.

Bavullar teslim edildi. Pasaportlar kontrol edildi.

Ve sonunda uçaktaki yerlerine geçtiler.

Deniz cam kenarına oturdu. Burak yanındaki koltuğa geçti. Annesi de hemen arkalarındaydı.

Uçak pistte ilerlerken Deniz dışarı baktı.

Bu kez Amerika’ya yalnız gitmiyordu.

Burak elini koltuğun kenarından Deniz’in eline doğru uzattı.

Deniz ona baktı.

Burak sadece:

— Korkma keçi. Yanındayım.

dedi.

Deniz gülümsedi.

— Biliyorum.

Uçak yavaşça havalandı.

Ve üçü, hayatlarında yeni bir sayfa açmak üzere gökyüzüne yükseldi.