bu sefer susmayacağım.
Deniz'in annesi odaya girdiği anda herkes sustu.
Deniz hâlâ elindeki kâğıdı sıkıyordu.
— Anne… sen neden buradasın?
Annesi kızına baktı.
— Seni buradan götürmeye geldim.
Deniz başını iki yana salladı.
— Hayır. Önce konuşacağız.
Annesi derin bir nefes aldı.
— Deniz…
— Bu sefer susmayacağım.
Deniz kâğıdı kaldırdı.
— Amerika'ya neden gittiğimizi biliyorum. Hakan yüzünden olduğunu biliyorum. Ama burada başka bir şey var.
Annesinin gözleri Burak'a kaydı.
Burak sessizce duruyordu.
Deniz bunu fark etti.
— Burak'la ilgili mi?
Annesi cevap vermedi.
Deniz hemen Burak'a döndü.
— Bana söyle.
Burak birkaç saniye sustu.
— Seni Amerika'dan geri getiren kişi bendim.
Deniz'in yüzü düştü.
— Biliyorum.
— Ama nedenini bilmiyorsun.
— O zaman anlat!
Burak gözlerini Deniz'den ayırmadan konuştu.
— Hakan'a ulaşmak için seni geri getirmem gerekiyordu. Mert'le birlikte plan yaptık.
Deniz'in annesi şaşkınlıkla Burak'a baktı.
— Mert de biliyor muydu?
Mert sessizce başını salladı.
Annesinin yüzü sertleşti.
— Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Hakan'ın ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyor musunuz?
Burak:
— Biliyorum.
— O zaman kızımı neden bu işe soktunuz?
Burak cevap vermedi.
Deniz araya girdi.
— Çünkü başta beni sadece planın bir parçası olarak gördü.
Annesi Burak'a baktı.
Burak'ın sesi alçaldı.
— Başta öyleydi.
Deniz gözlerini kapattı.
— Sonra?
Burak ona baktı.
— Sonra seni korumaya başladım.
Annesi bir şey söyleyecekken telefonuna mesaj geldi.
Ekrana baktı.
Yüzü bir anda bembeyaz oldu.
Deniz hemen sordu:
— Ne oldu?
Annesi telefonu saklamaya çalıştı.
Ama Deniz çoktan görmüştü.
Mesaj Hakan'dandı:
“Kızını Amerika'ya götürdüğün günün hesabını bugün vereceksin.”
Deniz'in nefesi kesildi.
— Anne…
Annesi telefonu kapattı.
— Buradan hemen gitmemiz gerekiyor.
Tam o anda okulun bütün ışıkları söndü.
Karanlıkta Hakan'ın sesi hoparlörlerden yükseldi:
— Kaçmak için çok geç.