çabala ; )

Güneş yavaş yavaş yükselmeye başlamıştı.
Deniz denize baktı, sonra saatine.
— Benim gitmem gerek. Sabah oldu.
Burak başını salladı.
— Tamam.
Deniz ayağa kalkıp elbisesini düzeltti. Çantasını aldı ve arabaya doğru yürüdü.
Burak arkasından geldi.
— Ama en azından telefon numaranı versen?
Deniz durup ona baktı.
Bir süre düşündü.
— Düşünmem gerek.
Burak güldü.
— Neyi düşünüyorsun?
— Seni ikna etmem gerek.
— Beni mi?
— Evet.
Deniz arabaya bindi.
— Görüşürüz.
Burak da arabaya bindi.
— Deniz, numaranı ver.
Deniz arabayı çalıştırdı.
— Hâlâ mı?
— Evet.
Deniz gülmemek için kendini zorladı.
Bir süre sessizce ilerlediler.
Burak yine sordu:
— Numaran?
Deniz başını iki yana salladı.
— Yok.
— Deniz...
— Burak.
— Bir numara istiyorum sadece.
Deniz sonunda arabayı yolun kenarına çekti.
Burak şaşkınlıkla ona baktı.
— Ne oldu?
Deniz kapıları açtı.
— İn.
Burak kahkaha attı.
— Ciddi misin?
— İn hadi.
Burak arabadan indi.
Deniz camı indirdi, ona baktı ve gülerek el salladı.
— Bayyy!
Araba uzaklaşmaya başladı.
Burak arkasından bakıp gülerek başını salladı.
— Hâlâ keçisin, hâlâ!
Deniz dikiz aynasından ona baktı.
Gülümsemesi yüzünden kaybolmadı.
Beş yıl sonra...
İlk kez arkasında bıraktığı kişiye bakarak uzaklaşıyordu.
Ve bu kez kaçmıyordu.
Sadece biraz daha bekletiyordu.