eski günler
Burak arka koltukta gülmeyi bırakıp ciddileşti.
— Deniz, konuşalım.
Deniz gözlerini yoldan ayırmadı.
— Hayır.
— Deniz...
— Burak, gerçekten konuşmak istemiyorum.
Burak bir süre sustu.
Sonra sakin bir sesle:
— Yarım kaldık.
Deniz'in elleri direksiyonda sabitlendi.
— Ne yarım kaldı?
— Bizim konuşmamız. Beş yıl önce yarım kaldı. Sonra ikimiz de kendi hayatımıza gittik. Ama bazı şeyler öylece havada kaldı.
Deniz cevap vermedi.
Burak devam etti:
— Senden hiçbir şey istemiyorum. Sadece konuşalım. Sonra istersen bir daha karşıma çıkmam.
Deniz ona dikiz aynasından baktı.
— Emin misin?
— Eminim.
Deniz birkaç saniye düşündü.
Sonunda iç çekti.
— Tamam.
Burak hafifçe gülümsedi.
— Eski yere gidelim mi?
Deniz kaşlarını kaldırdı.
— Hani şu manzaralı yere mi?
— Evet.
Deniz kısa bir sessizlikten sonra başını salladı.
— Tamam.
Burak bu kez hiçbir şey söylemedi.
Deniz arabayı çalıştırdı.
Şehir ışıkları geride kalırken ikisi de sessizdi.
Bir süre sonra araba, yıllar önce birlikte gittikleri o eski manzaralı yola saptı.
Beş yıl sonra...
İkisi yeniden aynı yere gidiyordu.