Keşfet

gene mi ?

o gece bitmedi

gene mi ?

Deniz kulaklığını çıkardığı sırada arkasından bir ses geldi.

— Keçi!

Deniz gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

— Daha gelmeden sesini duydum.

Burak yanına geldi.

— Özlemişsin demek.

— Seni mi? Asla.

— Beş yıl geçmiş, hâlâ yalan söylüyorsun.

Deniz yürümeye devam etti.

— Ben yürüyüş yapıyorum. Sen neden geldin?

Burak onun yanında yürümeye başladı.

— Sen çağırdın.

Deniz şaşkın şaşkın baktı.

— Ben seni çağırmadım. Sen zorla geldin.

— Konum attın ama.

— Çünkü susmadın!

Burak güldü.

— Demek ki işe yarıyor.

Deniz başını iki yana salladı.

— Gerçekten hiç değişmemişsin.

— Sen de.

— Ben değiştim.

— Saçını sarıya boyaman dışında?

Deniz durdu.

— Ne alakası var?

Burak gülerek onun at kuyruğunu gösterdi.

— Beğenmişim ama.

Deniz istemsizce gülümsedi.

— Yürü hadi.

İkisi yan yana yürümeye devam etti.

Tam o sırada Burak'ın telefonu titredi.

Ekranda Mert yazıyordu.

Burak mesajı açtı.

Mert:

“Kardeşim, Deniz'i buldun mu bari? Dün geceden beri ortalarda yoksun.”

Burak gülümseyerek cevap yazdı.

Burak:

“Buldum.”

Mert hemen cevap verdi:

Mert:

“İyi. Peki keçi seni hâlâ kovuyor mu?”

Burak kahkahayı bastı.

Deniz merakla baktı.

— Ne oldu?

Burak telefonu ona göstermedi.

— Mert.

Deniz gözlerini devirdi.

— Ne diyor?

Burak gülerek:

— Senin hakkında konuşuyor.

— Ne demiş?

— Söylemem.

Deniz onun telefonuna uzandı.

— Ver şunu!

Burak telefonu havaya kaldırdı.

— Alamazsın.

— Burak!

— Hâlâ yetişemiyorsun.

Deniz kahkaha atarak peşinden bir adım attı.

— Bir gün seni yakalayacağım!

Burak geriye doğru yürüyüp gülümsedi.

— Beş yıl önce de öyle diyordun.

Deniz durdu.

Bir an ikisi de birbirine baktı.

Sonra Deniz hafifçe gülümsedi.

— Hâlâ sinir bozucusun.

Burak da gülümsedi.

— Hâlâ benimle yürüyorsun ama.