Keşfet

"halla aynı odun".

o gece bitmedi

"halla aynı odun".

Deniz eve vardığında güneş çoktan doğmuştu.

Arabayı park etti, eve girdi.

Üzerini değiştirdi, yüzünü temizledi ve uzun bir duş aldı. Sonra biraz su içip yatağına uzandı.

Beş dakika geçmeden gözleri kapandı.

Uyuyakaldı.

---

Birkaç saat sonra...

Telefonunun alarmı çaldı.

Deniz gözlerini açtı.

— Off...

Telefonu susturdu ve yataktan kalktı.

Spor kıyafetlerini giydi. Aynanın karşısına geçti.

Uzun sarı saçlarını yüksek bir at kuyruğu yaptı. Hafif bir makyaj sürdü. Aynada kendine baktı.

— Hadi bakalım.

Kulaklığını taktı ve evden çıktı.

Sahile geldi.

Kulaklığından müzik çalarken yavaş tempoda yürümeye başladı. Denizden gelen hafif rüzgâr saçlarını savuruyordu.

Bir süre sonra telefonu çaldı.

Arayan Elif'ti.

Deniz açtı.

— Alo?

Elif'in sesi geldi:

— Deniz, senin şu Burak denen arkadaşın var ya...

Deniz gözlerini devirdi.

— Ne olmuş yine odun çocuğa?

Elif güldü.

— Bize sana ulaşmamız gerek diye tutturdu. Şu an yanımda.

Deniz daha cevap veremeden telefonda başka bir ses duyuldu.

— Selam keçi.

Deniz durdu.

— Ahh... Odun çocuk.

Burak güldü.

— Nerdesin?

— Spor yapıyorum. Yürüyüşteyim.

— Nerede?

— Sahilde.

— Tamam, geliyorum.

Deniz şaşırdı.

— Ne? Burak, yürüyüş yapıyorum. Şenlik değil yani.

— Fark etmez.

— Burak...

— Konum at.

Deniz birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra iç çekti.

— Pfff... Okey.

Konumunu gönderdi.

Burak hemen cevap verdi:

“Geliyorum.”

Deniz telefonu kapattı.

Kulaklığını tekrar taktı.

Başını iki yana sallayıp kendi kendine söylendi:

— Beş yıl geçmiş... Hâlâ aynı.

Ama yüzündeki gülümsemeyi de engelleyemedi.