Keşfet

keskin ilaç kokusu...

o gece bitmedi

keskin ilaç kokusu...

Deniz gözlerini yavaşça açtı.

Beyaz bir tavan...

Keskin bir ilaç kokusu...

Başının içinde ağır bir uğultu vardı.

Bir süre nerede olduğunu anlayamadı.

Sonra kapının arkasından gelen sesleri duydu.

— Sana kaç kere söyleyeceğim Mert? Deniz’in yanında olmayacaksın!

Burak.

Deniz gözlerini tamamen açtı ama hareket etmedi.

— Sen hiçbir şeyi anlamıyorsun Burak!

Mert’in sesiydi.

— Hakan’ın ne yaptığını biliyorsun!

— Biliyorum.

— O zaman neden hâlâ Deniz’den saklıyorsun?

Kısa bir sessizlik oldu.

Burak’ın sesi bu kez daha alçaktı.

— Çünkü hatırladığı anda hedef olacak.

Deniz’in kalbi hızlandı.

Hedef...

Mert cevap vermedi.

Deniz yavaşça doğrulmaya çalıştı.

Tam o sırada elini cebine attı.

Parmakları sert bir kâğıda dokundu.

Kaşlarını çattı.

Bu ne?

Kâğıdı cebinden çıkarmadan biraz açtı.

Üzerinde tek bir cümle vardı.

“Mektup mesajları atan bendim.”

Deniz’in nefesi kesildi.

Mert...

Demek bütün o mesajları atan oydu.

Ama kâğıdın altında başka bir yazı daha vardı.

Deniz okumaya devam etti.

“Geçmişi hatırladığın anda sesini çıkartmayacaksın. Yoksa senin de işin biter.”

Deniz’in elleri buz kesti.

Bir an için gözlerini kapattı.

Hakan.

Karanlık oda.

Kilidin sesi.

Çocukluğundaki o korku.

Ve şimdi bu mektup...

Demek biri hâlâ onu izliyordu.

Deniz hızla kâğıdı katladı.

Tam cebine koyduğu anda kapının kolu hareket etti.

Deniz hemen gözlerini kapatıp tekrar uzandı.

Kapı açıldı.

Burak içeri girdi.

Deniz birkaç saniye boyunca kıpırdamadı.

Burak yatağın yanına geldi.

Yüzündeki sert ifade hâlâ geçmemişti.

— Uyandın.

Deniz gözlerini açtı.

— Ne zamandır buradayım?

— Birkaç saattir.

Burak sandalyeye oturdu.

— İyi misin?

Deniz başını salladı.

— İyiyim.

Burak dikkatle yüzüne baktı.

— Emin misin?

Deniz elini cebinin üzerinde tuttu.

Mektubu saklıyordu.

— Evet.

Burak bir süre sustu.

Sonra ayağa kalktı.

— Sana su getireyim.

Kapıya doğru yürüdü.

Deniz arkasından baktı.

Tam kapıdan çıkacakken Burak durdu.

— Deniz.

— Efendim?

Burak ona döndü.

— Bir şey hatırladın mı?

Deniz'in kalbi hızlandı.

Ama yüzünü değiştirmedi.

— Hayır.

Burak birkaç saniye daha ona baktı.

Sonra kapıyı kapatıp çıktı.

Deniz ancak o zaman nefesini bıraktı.

Elini cebine götürdü.

Mektubu tekrar çıkardı.

Ve bu kez son satırı fark etti.

Kâğıdın en altında küçücük bir tarih vardı:

17.09.2021

Deniz’in gözleri büyüdü.

Tam o anda koridordan Hakan’ın sesi duyuldu.

— Deniz uyandı mı?

Deniz mektubu hemen cebine sakladı.

Ve ilk kez...

Hakan’ın kendisini bulmasından değil,

Hakan’ın neden onu hâlâ susturmaya çalıştığını anlamaktan korktu.