kıvılcım !

Deniz restorandan çıktıktan sonra arabasına bindi.
Çantasını yan koltuğa bıraktı ve derin bir nefes aldı.
Arabada yalnız olduğunu sanıyordu.
Kontağı çevirdi.
Tam kemerini takacakken arka koltuktan bir ses geldi:
— ÖCÜÜÜ!
Deniz çığlık attı.
— AAAAA!
Bir anda arkasına döndü.
Burak arka koltukta kahkahalarla gülüyordu.
— BURAK!
Deniz elini kalbine götürdü.
— Ödümü kopardın!
Burak gülmeye devam etti.
— Beş yıl geçmiş, hâlâ korkuyorsun.
Deniz sinirle ona baktı.
— Sen kaç yaşına geldin hâlâ böyle saçma şeyler yapıyorsun!
Burak arka koltuktan öne doğru eğildi.
— Ama güldün.
Deniz yüzünü buruşturdu.
— Gülmedim!
— Gördüm.
— Burak sus!
Burak tekrar gülmeye başladı.
Deniz başını iki yana sallayıp arabayı çalıştırdı.
— Bir daha yaparsan seni gerçekten arabadan atarım.
Burak koltuğa yaslandı.
— Tamam tamam.
Deniz gözlerini devirdi.
— Çocuk.
Burak sırıttı.
— Özlemişsin.
Deniz bir an sustu.
Sonra gözlerini yola çevirdi.
— Kendini fazla önemseme.