Keşfet

" seni uyarmayı seviyorum."

o gece bitmedi

" seni uyarmayı seviyorum."

Burak'ın evine girdim.

Bavulumu kapının yanına bıraktım. Ev beklediğimden daha dağınıktı. Koltuğun üzerinde siyah bir mont, masanın üzerinde araba anahtarları ve yarım kalmış bir kahve vardı.

Burak ayakkabılarını çıkarıp koltuğa kendini bıraktı.

“Rahatına bak.”

Kaşlarımı kaldırdım.

“Burası senin evin mi, depo mu?”

Burak hafifçe sırıttı.

“Beğenmediysen otel tutabilirsin.”

“Ne kadar kabasın.”

“Daha yeni tanıyorsun.”

“Tanıdıkça daha mı kötü olacaksın?”

Burak bana bakıp güldü.

“Muhtemelen.”

İstemeden ben de güldüm.

Sonra mutfağa gidip buzdolabını açtı.

“Su?”

“Olur.”

Şişeyi bana uzattı.

“Bu arada…”

“Ne?”

“Burada istediğin odayı seçebilirsin.”

“Gerçekten mi?”

“Evet. Ama benim odama girme.”

“Merak etme, girmem.”

“İyi. Çünkü meraklı kızlardan hiç hoşlanmam.”

“Ben de kendini beğenmiş erkeklerden hoşlanmam.”

Burak birkaç saniye bana baktı.

Sonra yüzünde o kendinden emin gülümseme belirdi.

“Yalan söylüyorsun.”

“Ne?”

“Benden hoşlanıyorsun.”

Gözlerimi devirdim.

“Sen kafayı yemişsin.”

Burak güldü.

“Daha ilk günümüz.”

Tam o sırada telefonum çaldı.

Annemdi.

Telefonu açıp onunla konuşurken Burak mutfağa geçti.

Konuşmam bittikten sonra salona döndüm.

Burak pencerenin önünde durmuş dışarı bakıyordu.

“Ne yapıyorsun?”

“Hiç.”

Yanına gittim.

Karşıdaki eski eve bakıyordu.

“Şu ev neden dikkatini çekti?”

Burak'ın gülümsemesi kayboldu.

“Çünkü oraya gitmemeni söyleyeceğim.”

“Niye?”

Bana döndü.

“Çünkü bazı yerler merak edilmeye değmez, Deniz.”

“Bana emir mi veriyorsun?”

Burak bir adım yaklaştı.

“Hayır.”

Gözlerini gözlerimden ayırmadan hafifçe gülümsedi.

“Sadece seni uyarmayı seviyorum.”

Sonra arkasını dönüp uzaklaştı.

Ben ise pencereden o eve bakmaya devam ettim.

İçimde tek bir düşünce vardı:

Ben o eve gidecektim.