yeter artık!

Deniz telefonu elinde sıkıca tutuyordu.
Burak'a öfkeyle baktı.
— Yeter artık!
Burak şaşkınlıkla ona döndü.
— Deniz, sakin ol—
— Sakin olmayacağım!
Deniz telefonu masanın üzerine bıraktı.
— Beni buraya getirdin, geçmişimden bahsediyorsun, biri bana mesaj atıyor ve sen kim olduğunu söylemiyorsun. Üstüne bir de okula gitmemi engellemeye çalışıyorsun!
Burak ona yaklaşınca Deniz geri çekildi.
— Bana yaklaşma.
— Deniz, sadece seni korumaya çalışıyorum.
— Ben senden korunmak istemiyorum!
Deniz odasına gidip hızla hazırlanmaya başladı.
Burak kapının önünde onu izliyordu.
— Nereye gidiyorsun?
— Okula.
— Gitmeyeceksin.
Deniz çantasını omzuna attı.
— Gideceğim. Çünkü ne olduğunu kendim öğreneceğim.
Kapıyı açıp çıktı.
Burak birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Sonra anahtarlarını kaptığı gibi peşinden çıktı.
Deniz sokağa çıkar çıkmaz Burak'ın arabasını gördü.
— Deniz!
Deniz arkasına bile bakmadan yürümeye devam etti.
Burak arabadan inip ona yetişti.
— Dur!
— Bırak beni!
— Arabaya bin.
— Binmeyeceğim!
Burak önüne geçti.
— Deniz, lütfen.
Deniz'in gözleri dolmuştu ama öfkesi daha ağır basıyordu.
— Beni buraya ne için getirdin?!
Burak sustu.
Deniz bu kez daha yüksek sesle bağırdı:
— BENİ BURAYA NE İÇİN GETİRDİN BURAK?!
Burak cevap veremedi.
Deniz onu itip yanından geçmeye çalıştı.
— Okula gideceğim. O kişinin kim olduğunu öğreneceğim!
Burak tekrar önünü kesti.
— Sana zarar verebilir!
— Belki de senden daha fazla şey biliyordur!
Bu söz Burak'ı bir anlığına susturdu.
Deniz dönüp yürümeye başlayınca Burak çaresizce arkasından gitti.
— Deniz, dur!
Deniz durmadı.
Burak yetişip onu kolundan tuttu.
Deniz kendini çekmeye çalıştı.
— Bırak beni!
Burak'ın sabrı tükendi. Onu kucağına alıp omzuna attı.
— BURAK!
Deniz çırpınmaya başladı.
— İndir beni! Delirdin mi sen?!
Burak hiçbir şey söylemeden arabaya doğru yürüdü.
Deniz öfkeyle omzuna vuruyordu.
— Seni hiç affetmeyeceğim!
Burak kapıyı açıp onu koltuğa bıraktı.
Deniz hemen kapıya uzandı ama Burak kapıyı kapattı.
Bir an ikisi de birbirine baktı.
Deniz'in gözlerinde öfke vardı.
Burak'ın gözlerinde ise korku.
Burak sonunda sessizce konuştu:
— Bana kızabilirsin. Benden nefret bile edebilirsin.
Kısa bir sessizlik oldu.
— Ama bugün o okula gitmene izin veremem.
Deniz dişlerini sıktı.
— Neden?
Burak'ın sesi bu kez neredeyse fısıltıydı.
— Çünkü seni buraya getirmenin gerçek sebebini öğrenirsen... bana da kızacaksın.
Deniz donup kaldı.
— Ne demek bu?
Burak direksiyona geçti.
Motoru çalıştırdı.
Deniz camdan dışarı bakarken tek bir şeyi düşünüyordu:
Burak benden ne saklıyor?