Keşfet

Mutlu Ayaklar

O YAZ

Restorana geldiklerinde Lara Güliz'i dürttü,

"Ne oldu?"

"Ceketi unuttum yine!"

"Boşver. Belki de sende kalması gerekiyordur." diyerek göz kırptı Güliz.

Kızlar kıkırdarken açık büfeden tabağını dolduran Mesut'u görüp yanına geçtiler.

Bütün günün yorgunluğuyla olabildiği kadar sakin bir yemek yemişlerdi. Deniz yine tatlı tabağını Lara'yla paylaştığında gruptan sesler yükselmişti. Lara arkadaşlarına "kesin be sesinizi!" diye çıkıştığında grup hâlâ gülüyordu. Ensesindeki o garip ürperti de aynı anda geri geldi. Başını kaldırdığında grupta tek gülmeyenin Mert olduğunu gördü. Yükselen anonsla bir dinamik değişmişti. Oyunlar başlıyordu. Herkes sırasını almak için sahile geçti.

Ateş çoktan yakılmış, müzik arka fonda yükseliyordu. Dans yarışmaları, tavla turnuvaları...

Gece ilerledikçe kahkahalar, müzik ve ateşin çıtırtısı birbirine karıştı.

Oyunlar hala devam ediyordu. Ekip yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı. Erenle Ecem karaoke şovu yapıyor, Levent bira fıçısının tepesinde, amuda kalkmış güç göstergesi yapıyordu. Güliz ise Başak'la kum torbasının başındaydı.

Lara ateşin başında yalnız kaldığında bir çift gözün üstünde olduğunu fark etti. Başını kaldırınca karşıdaki armutta oturan Mert'i görünce yüzü düşmüş, o garip his geri gelmişti. Mert bir şeyler söyleyecek gibi ağzını araladı tam o sırada Deniz gelip yanına oturdu, Mert ise bakışlarını başka yöne çevirmişti.

Deniz geldiğinde ikisinin arasındaki garip sessizliği fark etti,  önce Lara'ya sonra Mert'e baktı.

" Mert, hayırdır abi? "

Deniz'in sorusuyla Mert'in dudak kenarlarında belli belirsiz bir gülümseme bellirdi,

"Bir şey yok birader. " diyerek geçiştirdi Deniz'i.

Deniz konuyu daha fazla uzatmadı. Bakışlarını Lara'ya çevirdiğinde Lara da ona bakıyordu. Havadaki o garip gerginlik geçmişti sanki, Lara yine bildiği gibi gülümsüyordu.

Armut koltuğun içine iyice gömülmüştü Lara. Ellerini dizlerine dolamıştı. Deniz'in gelmesiyle o garip ürperti geçmiş, ateşin sıcaklığı yüzüne vururken farkında olmadan ayakları arkada çalan şarkının ritmine eşlik ediyordu.

Deniz bir süre hiçbir şey söylemedi. Gözleri Lara'nın ayaklarına kaydı. Hafifçe gülümsedi.

"Mutlu ayaklar ha?" dediğinde Lara da ayaklarına baktı, gülümseyerek Deniz'e döndü, başını salladı.

"Sen, mutlu değil misin?"

Deniz omuz silkti.

" Mutluyum, sanırım. "

" Nasıl yani? " diye şaşırdı Lara. İnsan mutlu olup olmadığını bilirdi değil mi nihayetinde?

"Bilmem. Düşünmedim onu. Mutlu olmamak için bir sebep yok. Sonuçta şehirde değiliz. Değil mi? O keşmekeş yok... " dediğinde duraksamıştı Deniz, gözleri çatır çatır yanan ateşe dalmıştı. Sonra birden Lara'ya döndü şimdi gülüyordu gözlerinin içi yeniden.

"Sahildeyiz, ateş yanıyor. Yanımda güzel ve gizemli bir kız var."

Daha da ısınmıştı Lara’nın vücudu Deniz’in bu sözleriyle. Gözlerini ateşe çevirdi. Dudaklarının kenarı istemsizce kıvrılmıştı,

"Gizemli ha?"

"Hı hı." diye mırıldandı Deniz.

"İki gündür tanıyorsun beni. Ne ara karar verdin buna?"

Deniz omzunu silkerek gülümsedi.

"İki gündür tanıdığım için zaten."

Bir süre sonra Mert ayaklanmıştı. Deniz göz kırpıp

"Nereye?"  diye sordu.

"Muzoların yanına. Beni bekliyorlar. " işaret parmaklarını sarar gibi yaptığında Deniz anladığını belli eder bir homurtu çıkardı.

"Ayıralım mı sana da?" diye sormuştu Mert. Deniz Lara’ya bakıp gülümsedi, Mert'e dönüp,

"Yok ben böyle iyiyim." 

Mert'in başını eğip sırıttı ve "İyi eğlenceler size." diyerek yanlarından ayrıldı.

"Ee nerede kalmıştık? Sen gizemliydin." 

Lara hafifçe gülümsedi

"Belki de düşündüğün kadar gizemli değilimdir. "

Deniz hiç düşünmeden,

"O zaman biraz daha kalmam gerekecek." dediğinde Lara'nın gülümsemesi iyice büyümüştü.

Sahildeki kalabalık yavaş yavaş azalıyordu. Deniz'le Lara yürüyüşe çıkmış denizin serin suyunun ayaklarını ıslatmasına izin veriyorlardı. Konuşacak konuları hiç bitmiyordu. Sanki birbirlerini tanımadıkları yılların açığını kapatmak istercesine durmadan konuşuyorlardı. Okudukları okullardan, arkadaş çevrelerinden... Hep teğet geçmişler birbirlerine. Lara kahkaha attı. Yürümeyi kesmişti.

"Demek sendin o maçta yangını çıkaran?" Deniz omuz silkmiş, biraz mahçup, biraz da muzip gülümsemeyle Lara'ya bakıyordu. Bir eliyle ensesini ovalayarak.

"Ne yapayım. Bizimkiler feci şekilde yeniliyorlardı. Anadolu lisesi olarak bu yenilgiyi kaldıramazdık."  Lara yeniden kahkaha attı bakışlarında onaylamaz bir muziplik vardı.

"Evet, puan olarak her zaman bizden üstündünüz ama kabul et. Biz de her zaman sporda iyiydik sizden."

Yakamoz denizin üstüne vuruyor karanlıkta kalan yüzlerini aydınlatıyordu. Deniz'in gözlerinde o muzip gülüş belirmişti yeniden. Gülümsemesi iyice yayıldığında, Lara’nın kaşları kalkmış, ardından ne geleceğini tahmin etmeye çalışıyordu.

Deniz tişörtünü çıkarttığında Lara’nın kalkan kaşları çatılmış, Deniz'in ise gülümsemesi mümkünmüşçesine daha da büyümüştü.

Hiç düşünmeden denize doğru koşmaya başladı birden.

Lara arkasından kahkahasını serbest bıraktığında

"Delisin!" diye bağırmıştı. Deniz hala gülüyordu eliyle "Gel" işareti yaptı. Lara başını iki yana sallıyor, "Hayır" diyordu.

"Biraz serin ama girince alışıyorsun." diye bağırdı Deniz.

Lara başını iki yana sallıyor hayır diye gülüyordu hâlâ. Bir süre sonra Lara’nın yanına gelmişti Deniz. Belli ki hayırı cevap olarak kabul etmeyecekti.

Üstündeki suları Lara'ya sıçratıyor bir yandan

"Bakalım sınırların nereye kadar?" diyerek gülüyordu.

Lara geri çekilmeye çalıştıkça Deniz Lara’yı daha fazla zorluyor, onu oyunun içine çekmeye çalışıyordu.

"Deniz!"

"Ne?"

"Yapma!"

"Niye?"

Lara bir an durdu. Deniz'in yüzünde o sırıtış vardı yine. Ellerini tuttu Deniz’in. Onu durdurabilmek için. İstemeden fazla yakınlaşmışlardı. Kalbi göğüs kafesinden fırlayacakmışçasına atıyordu. Deniz ise öylece dona kalmıştı. Birbirlerinin nefeslerini yüzlerinde hissediyorlardı. Başını yana çevirdi Lara. Gülümsemesine engel olamıyordu. Boğazını temizledi,

"Daha sabah Mesut'a engel oluyordun?" sesi fısıltı şeklinde çıkmıştı.

Deniz'in yüzünde hâlâ en ufak mimik yoktu.

Yavaş yavaş gülümsemesi geri geldiğinde, 

''O başka." dedi hâlâ gülüyordu ama ses tonu ciddiydi.

Deniz bir elini kurtardı Lara'nın elinden. Yavaşça alnına yapışan saçını çekmişti yüzünden. Eli bir süre Lara'nın yanağında kaldı. Dalgaların sesi olmasa gümbür gümbür çarpan kalplerinin sesini duyabilirlerdi.

Lara'nın donup kalması bir saniye sürmüştü. Beklenmedik bir çeviklikle kurtuldu Deniz'in elinden. Derin bir nefes alarak,

"Meydan okuyorsun demek? " dedi ve denize koştu.

Deniz arkasından bakakaldı, sonraki saniye hiç düşünmeden peşi sıra yanına yüzdü.

Su şimdi göğüs hizalarındaydı. Lara'nın parmak uçları değiyordu. Deniz giderek aralarındaki mesafeyi kapattı ama temkinliydi. Su derinleştikçe Lara bir an dengesini kaybedip batar gibi olunca Deniz tek hamlede onu yukarı çıkardı. Elleri belindeydi şimdi. Kendine gelmesi için boyunu yükseltiyordu aslında ama bilmediği şey bunun Lara’ya yardımı olmadığıydı.

Hayır. Kaçmak istemiyordu ama o kadar yakında olmakta feci şekilde ritim bozukluğu yapıyordu. Bir süre bekledi Lara. Hem Deniz'in ne yapacağını merak ediyordu hem de gerçekten nefeslenmesi gerekiyordu. "Çapkın bir çocuk."  Güliz'in sesi yankılandı birden zihninde. Dudaklarının kenarında istemsiz bir kıvrılma vardı, engel olamıyordu ki gülümsemesine. Deniz

yakamozun altında aydınlanan yüzünü izliyordu Lara'nın. Elleri hâlâ kızın belindeydi. Gözleri yukarı doğru kıvrılan dudaklarında kaldı.

"Niye Gülüyorsun?"

"Hayır gülmüyorum." dedi Lara hiç düşünmeden.

Deniz başını iki yana sallayarak gülümsedi.

"Gülüyorsun." Birazcık daha yaklaşmıştı şimdi Deniz.

Lara ise göğüs kafesinde çırpınan kalbinin sesinin duyulacağından korkuyordu.

"Gülmüyorum." demişti bir kez daha ama gülüyordu.

Kimi kandırıyorsun sen? Kendini mi Deniz'i mi?  zihnindeki ses yanklılandığında irkilmişti Lara.

Deniz ise hala ona bakarak sırıtıyordu. Suya daldı bir anda. Lara karanlıkta onu aradı, etrafında dönüyor ama göremiyordu. Biraz paniklemişti. Tam o sırada Deniz kıyıya yakın bir yerden çıktı sudan.

"Beni mi arıyo

Yorumlar

  • İlayda: 🫠🫠
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: 👏👏 eline sağlık canım içi ya