Son Oyun
Lara ve Güliz, Levent ile Akın'ın bitmek bilmeyen sulu şakalarından canlarını zor kurtarıp adeta kaçarcasına çıktılar sudan. Sahile ulaştıklarında Güliz hala gülüyordu. Lara terliğini eline alımış, Levent'i kovalıyordu. Grubun kalanı yavaş yavaş geri gelmeye başlamıştı. Lara şezlonga geri geldiğinde terliğin teki bir elinde, diğeri ayağındaydı. Nefes nefeseydi. Saçları yüzüne yapışmış, kahkahasını zor bastırıyordu. "Selam gençler."dedi Deniz. Sesi duyar duymaz kaşları çatıldı Lara’nın. "Lanet olsun! " diye mırıldandı. Az önce kumsalda Levent'in peşinden koşuşu, bağıra çağıra gülüşü, tek terlikle sekmesi gözünün önünden geçti bir kez daha. "Umarım beni o halde görmemiştir." diye geçirdi içinden. Yavaşça arkasını döndü. Deniz, elini cebine atmış, o kendinden emin, hafif muzip gülümsemesiyle onlara bakıyordu. Lara ise yüzünde öğretmeni tarafından tüm sınıfın önünde azarlanmış çocuk bakışıyla yavaşça oturdu şezlonga. Terliğinin tekini giydi. Önüne düşen saçlarını beceriksizce toplayarak, Deniz'e bakmadan yarım ağızla selam verdi. Deniz'in gülümsemesi ise milim değişmemişti. Sanki onun utanmasını izlemek hoşuna gidiyordu. Grupla tokalaşıp yine Lara’nın yanında aldı soluğu. Güliz ve Akın yeni gelmişlerdi. Güliz Lara’nın o halini görünce kaşlarını kaldırdı, gülmemek için dudağını ısırıp havlusuna uzandı.
"Tamam. Ben duşa gidiyorum." dedi. Lara da bir anda ayaklanmıştı. Havlusunu kapıp, Deniz'e yarım bir gülüş gönderip, Güliz'in peşine takıldı.
Lara suyu açar açmaz yüzünü iki avcunun arasına alıp ofladı.
Güliz yan duştan sessizce gülüp
"Yakalandın." dediğinde,
"Of Güliz sus! Ulan Levent insanı rezil et dur." diye isyan etti Lara. Güliz kahkahasını daha fazla bastırmadı.
"Ne var bunda canım sizin her zamanki haliniz." Lara yan kabinde kahkaha atan Güliz'e kafasını uzatarak, kaşlarını çattı
"Evet ama gördü işte." diyerek dudak büzdü.
Güliz hâlâ gülmeye devam ediyordu.
"E nolmuş gördüyse." diye cevap verdi Lara'ya, ciddi olmaya çalışarak.
Lara hâlâ oflayıp pufluyor, ayağındaki inatçı kumu temizlemeye çalışıyordu.
"Ne mi oldu?" Kafasını uzattı yan kabindeki Güliz'e.
"Rez..."
Sessiz sessiz güldüğünü görünce alındı Lara. Cümlesi Yarım kaldı.
"Sağol Güliz, gerçekten sağol!" diyerek yürümeye başladı.
Güliz Lara’nın bu halini görünce çok şaşırmıştı. Gülmesini kesti istemsizce. Onu hem anlıyor hem anlayamıyordu. O da fazla uzatmadı. Lara'ya yetişmek için hızlı adımlarla arkasından yürüdü. Koluna girip ne yaptığını anlamasa da gönlünü almaya çalıştı. Tam o sırada yanlarından duşlara giden Talha'yı gördüler. Talha'nın peşi sıra Levent ve Akın onu takip ediyorlardı sinsice. Güliz gergin havayı dağıtmak için Lara'ya hafif bir dirsek attı. Lara arkasını döndüğünde olanlar çoktan olmuştu. Talha deli gibi bağırıyor, Levent ile Akın’a sövüyordu.
" Lan oğlum! Naptınız lan?"
Akın gülmekten iki büklüm olmuş, işaret parmağıyla Levent'i gösterip,
"Tamamen onun fikriydi." diyerek gülmeye devam etti.
"Şerefsiz satıcı! Yalan. Şampuanın içine diş macununu koyan Akın'dı birader" dedi Akın'la Levent birbirlerine girmek üzereyken Talha "Gözüm yanıyor,!" diye bağırdı. Zar zor köpüklerden kurtulup bir gözünü açtığında, çoktan ikisini kovalamaya başlamıştı. Lara’nın ise alınganlığından eser kalmamış Güliz'le gülmekten helak olmuşlardı. Kızlar geri döndüğünde ekip toplanmıştı. Deniz hâlâ Lara’nın yanındaki şezlongta oturuyor Mesut ve Mert'e hararetli hararetli bir şeyler anlatıyordu. Kızlar oturduğunda, Deniz konuşmasını bölmeden yanındaki çantaya uzanıp soğuk bir şişe uzattı Lara'ya. Ardından Güliz'e. Lara bir Deniz'e bir şişeye bakıp gülümseyerek aldı şişeyi. Sessizce teşekkür etti. Deniz ise bir saniyelik Lara’ya dönerek, önemli değil der gibi yapıp konuşmasına kaldığı yerden devam ettiğinde Güliz kaşlarını kaldırmış, Lara'ya bakarak sırıtırıyordu, Lara "kes sesini" bakışı yolladı Güliz'e. Lara çoktan yanı başında oturan adama dönmüş, ne anlattığını duymasa da Onu izliyordu. Ne anlattığı önemli değildi. Deniz'in mimikleri, konuşurken elinin kolunun durmayışı, o ciddi yüz ifadesine arada karışan yarım gülümsemesi, elini saçından geçirişi çoktan beynine kazınmıştı Lara'nın.
Bir süre sonra Hakan kolunun altında voleybol topu, yanında Emre ve Talha'yla göründü.
"E siz ben olmayınca çok renksiz bir ekipsiniz. Bu ne oğlum altmış yaşında mısınız? Hadi kalkın." diyerek elindeki topu Mesut'a pasladı. Deniz'in sözü havada kalmıştı Hakan'ın gelişiyle. Mesut topu kaptı ama gülmeye başladı.
"Ulan oğlum! Bedava bira alacağız diye canından oluyordun. Hâlâ voleybol diyorsun."
Hakan umursamaz bir tavırla omuz silkerek
" Öğlen sıcağı geçti ama..." dediğinde güldüler, Levent ve Akın çoktan ayaklanmıştı.
"Öyle kuru kuruya oynamam ama ben." diye atladı Levent.
"Sana dansöz getirelim mi canım?" dedi Başak iğneleyerek.
"Yok Başak'çım. Ama sen dansöz olursan oynarım." diyerek kaşlarını kaldırıp sırıttığında Başak çoktan terliğini Levent'in başına geçirmişti.
"Adam akıllı iddia söyleyin abi sulanmayın şimdiden." dedi Lara.
Levent Lara'ya göz devirip.
“Tamam gülüm kızma. Bak harika bir fikrim var.” dedi Başak'ın terliğini havada sallayarak.
"Duymak istemiyoruz." diye kulaklarını kapattı Ecem'le Güliz aynı anda herkesi kahkaya boğarak.
“Ya kesin oğlum. Dinleyin bir. Kaybeden takım gece çıplak denize atlasın!” demişti Levent gevrek gevrek sırıtarak.
Lara, elindeki bira şişesini şezlongun yanına bırakıp tip tip baktı. Kızlardan iğrençsin homurtuları yükseldi.
Deniz, birasından bir yudum aldı. Yüzündeki muzip gülüş genişlerken Levent’e baktı:
“Seni o halde görmek isteyen tek bir kişi bile yok bu sahilde Levent, geç.” gülümsediğinde Levent omuz silkti.
" Tamam kesin şamatayı. İddiayı söylüyorum." diye araya girmişti Mesut.
Lara elini bir dakika der gibi uzattı bakışlar ona döndüğünde
" Heh geliyor saçma bir şey. " dedi
"Aşk olsun Lara ben ne zaman saçma bir iddia koydum."
"Her zaman..." dediğinde Lara Mesut alınmış fakat homurtuları kahkahalara karışmıştı.
"Tamam beni dinleyin bir. " diyerek gülüşmeleri bastırdı Akın. Ciddi bir şekilde
"Kaybeden şehre yürüyerek dönsün." dediğinde
"Sen önce otelden sahile kadar yürü de... Geldiğinden beri malak gibi yatıyorsun." diye laf attı Levent.
Kahkahalar yükseldi yine.
"Hadi len ordan ben güneşleniyorum. Tabi sen beyaz bir adam olduğun için kıskanıyorsun bronzluğumu." diye cevap verdi Akın.
"Bir bok yapamayız bu gidişle." diye söylendi Başak.
Homurtular yükselmişti bir türlü karar verilemediği için.
"O zaman şöyle yapalım kaybeden takım mangal yapsın." diyerek araya girmişti Deniz tartışmaları bitirmek için.
" O her zaman yaptığımız şey..." dedi Mesut topu Hakan'a geri paslayarak. Hakan, Mesut'un geri attığı topu yakaldı, parmağının üzerinde döndürerek araya girdi.
“Tamam. Kaybeden takım kazanana bir tam gün tekne turu ısmarlasın... Var mısınız?” dediğinde Hakan, grupta bir anlık sessizlik oldu. Fikir herkesin aklına yatmıştı.
Ecem el çırptı, “İşte bu harika fikir!”
Mesut da başıyla onayladı: “Bak bu olur işte. Adam gibi iddia.”
Tabi o tekne turunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini, kimse bilmiyordu henüz...
Mert, şezlongda doğruldu.
“İyi olan kazansın. Tekne turu da benden olur yetersiz kalırsanız.” Sözleri sahilin neşeli havasına hafif sert bir rüzgar gibi çarptı ama kimse aldırmamıştı. Deniz birasını kenara bırakıp ayağa kalktı, üstündeki tişörtü tek hamlede çıkardı.
“Lafı uzatmayın. Hadi sahaya.” dedi. Kaptanlar otomatik olarak belirlenmişti: Mesut ve Deniz. Sırayla oyuncu seçmeye başladılar. Mert atladı ilk "Benim yerim belli."
Gel." dedi Deniz. Erkekçe tokalaştılar. Mesut
“Lara, bendesin.” dedi. Lara baş parmağıyla onayladı, Mesut'un yanına geçti. Sırayla devam ettiler. Ecem, Güliz, Eren, Hakan... Seçimler sorunsuz devam etmişti. Sıra Levent ve Akın'a geldiğinde ayrı takıma düşmeyiz diye itiraz ettiler.
Mesut özellikle ayırmak istiyordu onları. İkili yıllar içinde insan bluddgerlar lakabını almışlardı. Sonunda Levent ile Akın'da Mesut'un takımına girdiğinde takımlar hazırdı.
Saha çizgisine geçtiklerinde Lara
Yorumlar
- İlayda: teşekkür ederimmm ✨️
- Yasemin Yıldırım: Bu bölümdeki grup dinamikleri oldukça gerçekçi yansıtılmış cesur bir kalem! @nymph