Üzerimde Kalan

Gece serinlemişti ama kalpler hâlâ sıcacıktı. Sözler tükenmedi, sohbet durmadı. Saatler geçti. Masada kimse kalmadı ama Lara ve Deniz hâlâ yerlerinden kıpırdamamışlardı. Kumsaldan gelen hafif rüzgar Lara’nın omuzlarını ürperttiğinde Deniz, hiç düşünmeden ceketini çıkardı. Omuzlarına dikkatlice örttü. Parmakları Lara’nın omzuna değdiğinde, aralarında görünmez bir kıvılcım daha çaktı. Kısa bir sessizlik oldu. Lara gülümsüyordu.
— Geç oldu, dedi Lara. Sesi neredeyse fısıltıydı.
— Evet, dedi Deniz, gözlerini kaçırmadan. Seni bırakayım.
Lara başını eğip gülümsedi. Birlikte ayağa kalktılar. Ayaklarının altındaki kum, adımlarını sessizce izledi. Sahil boyunca yan yana yürüdüler. Konuşmadılar; gerek de yoktu zaten. Bazen sessizlik de bir bağ kurardı. İkisi de aynı şeyi düşünüyordu: Bir yaz akşamı, bir yabancının gelişi ve her şeyin bir anda değişmesi...
Otellerin ışıkları uzaktan görünmeye başlamıştı. Lara’nın kaldığı butik otel, sahilin hemen köşesindeydi. Kapının önünde durdular. Sokak lambası, Lara’nın yüzüne sarı bir gölge düşürüyordu. Deniz, o yüzü ezberlemek ister gibi baktı.
İkisinin de dili varmıyordu vedaya. Ama gece ilerlemişti; yarın yeni bir gün başlayacaktı.
El sıkıştılar. Ama o tokalaşma, yüzeydeki kadar sade değildi. Parmak uçları biraz uzun kaldı, avuçları ayrılmak istemedi.
— Görüşmek üzere, dedi Deniz gülümseyerek.
— Görüşürüz, dedi Lara. Sesi alçak ama sıcaktı. Gözleriyle gülümsedi.
Deniz bir adım geriye çekildi, el salladı. Ardına dönüp yürümeye başladı. Lara o an kapı koluna uzandı ama elini geri çekti. Başını çevirip son bir kez baktı. Deniz uzaklaşıyordu ama Lara’nın içinde hiç gitmemiş gibiydi.
Yavaşça merdivenleri çıktı. Kapıyı sessizce açtı. Güliz çoktan bayılmış bir şekilde uyuyordu. Lara hafifçe güldü. Işığı açmadan üstünü değiştirmeye koyuldu. Tam elbisesini çıkaracakken omuzlarından aşağı süzülen ceketi fark etti.
Cekete baktı. Yüzüne istemsizce bir tebessüm yayıldı. O an, o gece… Deniz’in gözleri, sesi, gülüşü… Her biri hafızasında tek tek yankılanıyordu. Gözlerini kapattı. Ceketi burnuna götürdü, çekinerek kokladı. Kısacık bir koklamaydı bu; sanki biri görse ayıplayacakmış gibi alelacele koklayıvermişti ama o koku beynine, kalbine işlemişti çoktan. Makyaj masasının sandalyesine astı ceketi dikkatlice. Bir tane bile kırışık olmasını istemiyordu; yarın Deniz'e verecekti...
Pijamalarını aldı, banyoya geçti. Sırıtıyordu. Makyajını çıkardı. Sırıtıyordu. Dişlerini fırçaladı. Hâlâ sırıtıyordu. Yatağa uzandı, tavanı izledi bir süre. Aslında tavanı değil, gözlerinin önünde yeniden oynayan bir filmi izliyor gibiydi. Deniz’in söylediği her şeyi hatırlamaya çalışıyordu. Ama zihni ciddileşmekte zorlanıyordu çünkü kalbi sürekli sırıtıyordu. Koyu yeşil gözler zihninin en karanlık odalarına yerleşirken gecenin ışıkları birer birer söndü. Lara ise yüzündeki o istemsiz gülümsemeyle uykuya daldı.
Yorumlar
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: 😍
- İlayda: 🥰
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: 😍
- İlayda: değil mi? Başımıza ne geldiyse hep o kıvılcımlardan gelmedi mi zaten ?
- Ayla Sancak: O kıvılcım her şeyi değiştirebilir gibi geldi bana
- İlayda: dimi :)