2.Bölüm: Keşif
Sabah saatlerindeki kuru ayaz güneş ortaya çıktıkça yerini güzel bir havaya bırakıyordu. Öten horozlar, doğada yankılanan kuş cıvıltıları baharın geldiğini müjdeliyordu. Tabi bunlara şehrin yaya ve trafiği de ekleniyordu. İstanbul kadar karmaşa dolu olmasa da Sakarya’nın nüfusu hiçte küçümsenecek derecede değil. Beyza ve Emir ise sabahın erken saatlerinde kalacakları otele adım atmışlardı. Resepsiyonda kayıt işlemlerini hallettikten sonra ikisi de kalacakları odalarına yerleşmek üzere kata çıktılar. Beyza odasına girerken duş almak istediğini sonrasında ise buluşup günün programını yapacaklarını belirterek odasına girer. Kaldıkları oda tek kişilik bir oda olmasına rağmen gayet mütevazi gözüküyordu. Şehir merkezine yakın bir noktada olmalarına rağmen oldukça huzur verici bir havası vardı.
Beyza kısa bir duş aldıktan sonra televizyonun bulunduğu içeriye doğru geçtiği esnada masanın üstünde duran telefonunun çaldığını fark etmesi üzerine bakışlarını ekranda yazan isme yönlendirir. Emir’in aradığını fark ederek hemen telefonu açar kısa bir görüşme yaptıktan birkaç dakika sonra odanın kapısı çalar. Birkaç dakika evvel konuştuğu Emir bir anda kapıda belirmiştir. İçeriye geçmesiyle beraber pencereye çok yakın bir kısımda duran masaya bir sandalye çeker ve oturur. Beyza ise yeni yapmış olduğu iki kupa çay ve yanından hiç ayırmadığı not defteriyle beraber masaya gelir.
‘’Biraz bilgilerimizi tazeleyelim.’’ Beyza elinin altında bulunan not defterini açarak not aldığı bazı satırları Emir duysun diye sesli şekilde okumaya başlar. ‘’ Geçtiğimiz günlerde Sakarya’da geçirdiği trafik kazası sonrasında hastaneye kaldırılan 11 yaşındaki Elif Eren tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.’’ Beyza cümlesini yarıda keserek çantasından bir dosya çıkarır ve içinde bulunan haber manşetini Emir’e doğru uzatır.
‘’Gazete küpürü de burada.’’ Emir gazetenin üzerinden kesildiği belli olan gazete kağıdını alıp haberi inceledikten sonra yeniden Beyza’ya pür dikkat kesilir. ‘’ Olay günü çocuğun en son görüldüğü yer çarşıda bulunan bir dükkana ait güvenlik kamerası saati de 16.48 ‘i gösteriyor. Çocuk ise konutunun önünde bulunduğu saat ise 17.10 sıraları. Yani arasında 22 dakikalık ölü zaman söz konusu. Ne oluyorsa bu esnada oluyor.’’ Emir’in bakışları bir hayli derine daldığı esnada Beyza’nın bakışları da kendisini süzdü.
‘’ Bu dava süreciyle kim ilgileniyor peki. Bence onunla bir görüşsek pek fena olmaz.’’ Beyza bir müddet önünde bulunan dosyanın sayfalarını çevirdikten sonra bakışlarını bir noktaya odaklar. ‘’Ailenin müdafi avukatı Levent Korhan adında biri.’’ Emir bir eliyle yüzünü sıvazlayarak düşünür.
‘’ O zaman şu şekilde hareket edelim.’’ Emir konuşmaya başladığı esnada bir anda oturduğu yerden biraz daha doğrulur ve pür dikkat Emir’in söyleyeceklerine kulak kabartır. ‘’ Önce aileye gidip Hakan Bey’le bir görüşme gerçekleştirelim hatta mümkünse bir röportaj kaydı da alırız sonrasında avukatın yerini öğrenir onun yanına geçeriz.’’ Söyledikleri Beyza’nın aklına yatmış olacak ki doğrularcasına başını hafif öne eğer.
Otelin kapısından dışarıya çıktıklarında sabahki ayaz yerini daha ılık bir havaya bırakmaya başlamıştı. İlk geldiklerindeki tenha şehir hayatı biraz daha hareketlenmişti. Esnaflar kepenk kaldırmış, sokaklar bir yerlere yetişmeye çalışan insanlarla dolmaya başlamıştı. Arabaya atlayıp yola çıktıklarında şehirden uzaklaşmış biraz daha köy yerini andıran bir yere gelmişlerdi. Toplu yerleşimlerin olduğu bölgeye çok yakın olan bir binanın önüne yanaştıklarında güneş dik açıya yeni yeni ulaşıyordu. Beyza bakışlarıyla binayı süzdüğü esnada gözüne vuran güneşin etkisiyle kısarak bakıyordu. Evin çatısına üstün körü baktıktan sonra çevresini dolaşarak keşif yapmaya çalışır. Keşfini tamamladıktan sonra yeniden Emir’in yanına döner ve gözlemlerini aktarmaya başlar.
‘’Bina dikdörtgen şeklinde bir apartman binası. Binanın girişi kuzey kanadında yol üzerinde yer alıyor. Binanın doğuya bakan cephesinde tek katlı bir dükkan bulunuyor. Güney kanadında ise genişçe bir tarla mevcut. Batı kanadında kayda değer bir şey bulamadım. Ayriyeten güney kanadında bulunan her katta balkonlar yer alıyor. Bu da her katta sadece bir daire olduğu fikrimi kuvvetlendiriyor ama bu kısımda yanılıyor da olabilirim. Çocuğun bulunduğu bölge tam olarak şurası.’’ Eliyle doğu kanadında yer alan dükkanın önündeki yolu işaret ettikten sonra apartmanın girişine doğru yönelirler. Binanın kapısına doğru yanaştıkları esnada Beyza’nın ayakları bir anda geri gider gibi olur.
‘’Burası olduğuna emin miyiz?’’ Emir’in oldukça çekingen gibi bir hali vardı. ‘’ Evet eminiz. Fotoğraflarda çokça kere inceledim ama dairesinden pek emin değilim. Yanlış hatırlamıyorsam ikinci katta olması lazım.’’ Beyza kapıya yanaştığı esnada büyük bir gürültüyle açılır ve aradıkları kişi tam önlerine çıkar.
‘’Hakan Bey!’’ Beyza bir anda adamla göz göze gelir. Hakan’ın bakışları bir anda genç kızı süzer tedirgin bir ifadeyle. ‘’Buyurun! Siz kimsiniz.’’ Beyza cebinden kimliğini çıkararak konuşmaya devam eder. ‘’IK Haber Ajansından geliyoruz Hakan Bey. Kızınızın başına gelenleri işittik ve sizinle konuşmak istiyoruz.’’ Beyza gayet samimiyet dolu üslupla konuşmasını sürdürdükten sonra Hakan’dan onay beklercesine mimikler sergiler. Hakan başta şüpheci tavırlar sergilese de kabul eder.
‘’Peki ama şuanda acil bir işim var. Ben gelinceye kadar sizi dükkanımda konuk edeyim.’’ Hakan evinin önündeki tek katlı dükkana doğru yürüyerek kapısını açar ve burada istirahat edebileceklerini söyler.
‘’Bu dükkan sizin mi?’’ Hakan başını onaylarcasına aşağı doğru eğledikten sonra müsaade ister ve aracına binerek çarşının yolunu tutar. Beyza meraklı bakışlarla çevreyi süzmeye başlar. Atölye içerisinde testereden tornavidaya, zımpara makinesine kadar envaiçeşit aletler mevcuttu. Atölyenin içerisinde de bir kapı mevcuttu fakat bu kapının tam olarak nereye çıktığını kendisi de tam anlamıyla bilmiyordu.
‘’Sence bu kapı nereye çıkıyor.’’ Emir’in bakışları atölyenin içerisinde bulunan kapıya yönelir. Bakışlarıyla bir süre süzdükten sonra konuşmaya devam eder.
‘’Galiba apartmanın içine.’’ Bir anda adımlama sesi işitirler, adımların sesi daha da yakınlaşır. Orta yaşlı, kirli sakallı ve hafif kilolu olan bir adam kapının önünde belirir ve tok sesiyle konuşmaya başlar.
‘’Siz de kimsiniz ve buraya nasıl girdiniz?’’ Emir ve Beyza karşılarında duran adama Hakan ile görüşmek istediklerini belirttiklerini buraya da kendisinin getirdiğini belirtmesi üzerine kapının eşiğinde duran adam adımlayarak içeriye girer.
‘’ Kendimi takdim edeyim. Ben Murat Eren.’’ Hareketleri sahnede tiradını sergileyen bir oyuncuyu andırıyordu fakat Beyza’nın lafını kesmesiyle tiradı yarıda kalmış gibi bir an afalladı. ‘’ Hakan Bey’in öz biraderisiniz. Buraya gelmeden evvel hepinizi araştırmıştım da.’’ Murat yüzüne yapmacık dolu bir şaşırma ifadesi ekleyerek konuşmasına devam eder.
‘’Vay! Dersine çalışmışsın.’’ Murat aynı yapmacık dolu ifadesi takınarak alkış tutmaya başlar. Emir bakışlarıyla Beyza’yı süzdüğünde avına kitlenerek saldırı pozisyonu almaya çalışan bir panteri andırıyordu bakışları.
‘’ Senin burada ne işin var.’’ Kapının dışarısından duyulan öfke dolu sesin sahibi bir anda içeriye girdiği anda Murat kapıda beliren Hakan ile göz göze gelir. ‘’Ağır misafirlerin varmış Hakan. Kendilerini karşılamak istedim gayet dostane şekilde.’’ Hakan onun sesini duymaya tahammül dahi edemediği sesindeki gerginlikten gayet net anlaşılıyordu.
‘’Çık dışarı.’’ İşaret parmağıyla kapıyı doğru işaret ettiği esnada Murat’ın duygu barındırmayan yüzü ile karşı karşıya geldi. Murat daha fazla bir şey demeden bulunduğu yerden kaçarcasına uzaklaşır. Hakan, Beyza ve Emir’e döner. ‘’Siz onu çok umursamayın. Ben size çay ikram edeyim.’’ Atölye’nin küçük bir oturma alanı vardı. Burada bulunan çaycıya çay demledikten sonra ikram eder ve masasına geçerler. Beyza büyük bir tebessümle çevreye göz gezdirir.
‘’Burası çok tatlı bir yer.’’ Bakışlarını bir anda Emir’e çevirir ondan onay beklercesine. Emir ‘’
Yorumlar
- Nisanur Yiğit: Anlaşılan çok büyük şeyler bizi bekliyor