Keşfet

3.Bölüm: Av. Levent Korhan

Omerta : Gerçeğin gizemi

Murat tedirgin bir halde hızlı adımlarla sokakları geçiyordu. Yürürken sürekli olarak çevresini kontrol etmesinden gergin olduğu oldukça belliydi. Elif’in okuduğu okulun önüne geldiğinde bir anlığına duraksadı. Sanki birini bekliyormuş gibi bir hali vardı. Şüpheci bakışları çevreyi dolaşmaya devam ediyordu. Telefonuna mesaj bildirim sesi düşmesiyle bakışları cebinden çıkardığı telefonuna yöneldi.

‘’Volkan Karaca: - Ofisteyim. Bekliyorum.’’ Murat çevresini son bir kez daha süzdükten sonra Volkan’ın ofisinin bulunduğu binaya girer. Kapıda kendisini karşılayan güvenlik görevlisine Volkan Karaca’ya geldiğini, kendisini beklediğini belirtmesi üzerine merdivenlerden üst kata çıkarak bulunduğu odaya ilk adımını atar. Volkan’ın soğuk bakışları bir anda Murat’a yönelir ve yüzüne yapmacık bir gülümseme yerleştirerek oturduğu yerden kalkar.

‘’hoş geldin Murat. Hayır olsun inşallah. Mesajını alınca bir hayli merak ettim. Yüzün kireç gibi olmuş. Geç otur şöyle.’’ Volkan eliyle koltuğu işaret ederek kendisine eşlik eder. Sonrasında massına geçerek telefondan birilerini arar ve bir bardak su getirmesini ister. Biraz soluklandıktan sonra konuşmaya başlayacakları esnada kapı çalar ve bir görevli tepside getirdiği bir bardak suyu masanın önünde sehpaya bırakır ve gider. Murat bir iki yudum içtikten sonra konuşmaya başlar.

‘’Az evvel evden çıkmak üzereydim ki evin önünde birilerini gördüm. Hakan onları dükkanında ağırladı ve bir yere kadar gitti. O arada dükkana girdim ve kim olduklarını anlamak için muhabbet etmeye çalıştım fakat fazla sürdüremeden Hakan geri geldi. Sonrasında ise araçlarının camında bulunan basın kartı dikkatimi çekti. Galiba Elif için geldiler.’’ Murat’ın ses tonu bir hayli gereğindi fakat Volkan aksine oldukça rahattı.

‘’Rahat ol biraz. Her şey kontrolümüz altında. Sadece oldukları yerde debelenir dururlar. Sen oğullarından haber et. Ortalıkta fazla dolaşmıyorlar değil mi?’’ Volkan’ın sakin tavırlı duruşu karşısında az evvelki gerginliği biraz daha azalmış gibiydi.

‘’ Büyük oğlum zaten burada değil, küçüğüyse okuldan eve, evden okula gidiyor. Olaydan sonra dışarıya çıkmıyor.’’ Volkan istediği olmuş gibi tebessüm eder ve güzel dercesine başını sallar.

‘’Sen çocuklarını bu süreçten uzak tut. İçin rahat olsun bu dava çok yakın bir zamanda kapanacak. Hakan boşuna uğraşıyor.’’ Murat’ın biraz daha sakin bir hale barınmıştı.

‘’Kaan ise aracı ortadan kaldırdı. Artık için rahat olsun. Hiç kimse aracı bulamaz çünkü araç temizlendi, onarıldı ve başka yere gönderildi.’’ Volkan bulunduğu yerden adımlayarak odanın içerisinde gezinmeye başlar. Cep telefonundan tuşlamalar yaptıktan sonra bir süre çalmaya devam eder.

Selim karakol binasındaki ofisinde evrak dosyalama işlemlerini yaptığı esnada telefonu çalar ve arayan kişiyi gördükten sonra kendisini bekletmemek için hemen telefonu açar.

‘’Neredesin Selim?’’ Selim karşı karşıya kaldığı sert soru karşısında bir an afallasa da kendisini bir anda toparlayarak cevap verir. ‘’Karakoldayım.’’ Derin bir boşluk oluşup nefes alıp vermesini işitir ve sonrasında konuşma devam eder.

‘’ Az evvel Murat buraya geldi. Köye basın mensubu birileri gelmiş. Selim’in alnındaki çizgiler daha da belirginleşir. ‘’Sanırsam Elif Eren olayı ile alakalı. Bir şey yapma ama gözün üzerlerinde olsun diye söyledim.’’ Selim telefonun karşısındaki sesin dediklerini başıyla onaylarcasına tasdikler. Selim’in şüpheci bakışları ofisin duvarlarını süzer.

. . . .

Beyza ve Emir bir restoranda oturmuş yemeklerini yerlerken bir yandan sohbet ediyorlardı. Tanıştıklarından bu yana ilk defa aralarında sohbet etme fırsatı bulmuşlardı haliyle sohbet biraz da birbirlerini tanımaya yönelikti.

‘’ Peki sen burada kaç senedir çalışıyorsun.’’ Emir önündeki yemekten bir lokma aldıktan sonra Beyza’ya odaklanarak konuşmasına devam eder. ‘’ Yaklaşık iki senedir ama böyle bir olayda ilk defa yer alıyorum. Daha öncesinde…’’ Emir bir şey hatırlamaya çalışırcasına tavır takındığı esnada Beyza yarım kalan cümlesini tamamlar.

‘’Kriminal bir olay araştırmadın.’’ Emir işaret parmağıyla Beyza’yı işaret eder. ‘’Aynen öyle. Kriminal bir olay hiç araştırmamıştım. Benim için de ilk deneyim olacak. Peki ya sen?’’ Beyza, Emir’in yüzündeki tebessüme aynı şekilde karşılık verir.

‘’Ben… Ben de fakülteden yeni mezun oldum ve ilk iş deneyimim burası oldu.’’ Emir’in iş ortamını beğenip beğenmediğini sorması üzerine gözlerini hafif kaçırarak cevap verir.

‘’Güzel bir ajans ama ortamına daha tam alışamadım sanırım. Anlayamadığım bir takım şeyler var. Sanki sadece sürekli ben çalışıyor muşum da millet beni arkamdan çekiştirdiğini düşünüyorum hatta düşünmekten daha fazlası birkaç tanesini duydum. Hakkımda dedikodumu yapıp duran birileri var. Gerçi ben hiç birini umursamıyorum o ayrı bir konu.’’ Emir sanki büyülenmişçesine hiç konuşmuyor Beyza’nın anlattıklarını hayran kalmış bir edayla dinliyordu.

Şey. Yanlış anlamazsan bir şey daha soracağım. Hakan Bey’in yanındayken demiştin ki… Ben…’’ Emir cümlesini tamamlamaya çalışırken Beyza’da çayından yudumluyordu fakat cümlenin devamını tahmin ettiğinden bir an afallar ve çayın boğazına kaçmasıyla hafif öksürmeye başlar. Emir sırtına hafif vurmak için hamle yaptığı esnada gerek yok dercesine eliyle işaret yapar. Yüzündeki tebessüm silinmişti.

‘’Küçük yaşta babamı kaybettim. O yüzden o adamcağızın neler yaşadığını o kadar iyi anlıyorum ki. İçerisinden hiçbir zaman o yarım kalmışlık hissi gitmiyor.’’ Beyza’nın gülen yüzü solup gitmiş bir anda kış gelmiş gibiydi. Güleç yüzlü Beyza’nın içerisinde hiç kimsenin görmediği, bilmediği büyük bir fırtına kopup gidiyordu.

‘’ Neyse… Bu konuyu kapatabilir miyiz artık.’’ Beyza eliyle gözünü altında biriken yaşları makyajı çıkmayacak hafiflikte silerek kendisini toparlamaya çalışır. ‘’Haydi! Toparlanalım ufaktan daha Levent Korhan’a gideceğiz. Geç kalmayı hayatta sevmem. Emir daha fazla ısrarcı davranmaz ve hesabı ister. Ödemesini gerçekleştirdikten sonra kalkarak Levent ile görüşmek üzere şehir merkezinde bulunan ofisine giderler. Kapıda kendilerini asistan avukat karşılar ve odasına kadar eşlik eder. Asistan avukat kapıyı çalarak beklemiş olduğu misafirlerinin geldiğini belirtmesi üzerine kapıyı aralayarak içeriye buyur eder. İçeriye girdiklerinde masada oturan orta yaşlı, daha yeni yeni aklar düşmüş kirli sakallı adam gözünü evraklarından ayırarak oturun dercesine el işareti yapar.  Beyza hemen yanında bulunan Emir ile beraber koltuğa otururlar.

‘’Ne ikram edeyim size.’’ Beyza bu sual karşısında bir şey istemediklerini belirtmesi üzerine Levent’in eli masasındaki sabit telefona gider.

‘’Bize üç çay.’’ Beyza ve Emir bir anda birbirlerine tuhaf bir şekilde bakarlar. ‘’Ben misafirlerime bir şeyler ikram etmeden bırakmam.’’ Levent’in  gür ve tok bir sesi vardı.

‘’Sizler müvekkilim Hakan Bey’in konukları olmalısınız.’’ Beyza başını sallayarak cevap verir. ‘’Ben İK Haber Ajansı’ndan Beyza Nur Yılmaz. Yanımdaki kameraman arkadaşım ise Emir Tokyaz. Buraya Elif Eren vakası için geldik.’’ Levent anlamışçasına haller sergilediği esnada kapı çalar ve içeriye giren kişi çayları ikram eder ve ofisten çıkar. Levent söyleyemediği cümlesini şimdi söyler.

‘’Vaka ile alakalı detaylı bilgileriniz vardır diye düşünüyorum ama gene de özet geçeyim. Elif Eren trafik kazası sonucu hayata gözlerini yumdu fakat dosyayı incelediğimizde bu olayın trafik kazası olduğuna dair net bulgularımız söz konusu değil. Dosyada yer alan bilgiler ışığında Hakan Bey düşüncelerinde haklı gibi gözüküyor. Böyle düşünmemizi sağlayan bulgulardan ilki hiç şüphesiz ihbar kaydı.’’ Levent dosyanın içerisinde bir takım yazıların yer aldığı bir kağıt uzatır. Beyza aldığı kağıt ihbar kaydının olduğu bir evraktı ve ihbarın ne zaman, kim tarafından ve ne şekilde kaydı açıldığı yazıyordu.

‘’Trafik kazası ihbarı şeklinde açılmış.’’ Beyza’nın ses tonu kendisinin işitebileceği bir tondaydı. Levent bakışlarıyla Beyza’yı süzerek konuşmasına devam eder.

‘’İkinci bulgumuz ise Adli Tıp raporu fakat burada da şöyle bir ihmalkarlık var. Çocuğ

Yorumlar

  • Serkan Öztürk: O ne fena var ya. 😡 maalesef böyle tipler var gerçek hayatta da
  • Serkan Öztürk: Hem de ne kızışmak
  • Nisanur Yiğit: Olaylar kızışıyor
  • Nisanur Yiğit: Yav he he bizde inandık
  • Nisanur Yiğit: Bukadar soğuk kanlı olması.
  • Nisanur Yiğit: Bu adamda birşeyler var