kötü kral
Buse yatağın üzerinde kıvranarak telefona bakarken, ekranda beliren o iki gri çizgi aniden maviye döndü. Okumuştu. Genç kızın kalbi adeta boğazında atıyordu. Karşı taraftan dakikalarca hiçbir yanıt gelmedi; Kötü Kral, kurbanını sessizlikle cezalandırıyordu.
Tam "Herhalde cevap vermeyecek," diye düşünüp telefonu bırakacakken ekran ışığı yandı. Gelen mesaj, Pars'ın o buz gibi maskesinin arkasında aslında ne kadar alaycı bir canavar sakladığını kanıtlar nitelikteydi:
> **Gönderen:** *053...*
> "Bak sen... Dün gece aslan kesilen küçük kız, bugün kedi gibi miyavlıyor demek."
>
Buse sinirden alt dudağını ısırdı. Dişlerini sıkarak hemen yazmaya başladı: *"Ben ciddiyim. Okuluma gitmek istiyorum. Lütfen uzatmayın."*
Cevap saniyesinde geldi:
> **Gönderen:barbarayı
> "Uzatmayayım? Emir mi bu? Kuralları hala öğrenememişsin çömez. Benimle pazarlık yapamazsın. O okula gitmek istiyorsan, öyle kuru bir mesajla olmaz. Diz çöküp yalvarırsan belki düşünebilirim ufaklık."
>
Buse oturduğu yerde sinirden kıpkırmızı kesildi. "Çömez mi? Ufalan senin o egon olsun ayı!" diye bağırdı odaya doğru. Parmakları klavyeyi kıracak gibi ekrana vurdu: *"Asla y-a-l-v-a-r-m-a-y-a-c-a-ğ-ı-m! Okula gitmek benim yasal hakkım!"*
> **Gönderen:** *Barbarayı
> "Bu semtte tek bir yasa var, o da benim. Ama madem bu kadar dik kafalısın, seni krallığıma resmen kabul edelim. Hoş geldin ufaklık."
>
Buse ne olduğunu anlamaya çalışırken, telefonu ardı ardına titremeye başladı. Ekranın üst kısmında bildirimler belirdi:
***"053... Barbarayı sizi 'TİLKİ SEMTİ RESMİ' grubuna ekledi."***
Buse gözlerine inanamayarak WhatsApp uygulamasına girdi. Şaka gibiydi. Koskoca yeraltı lideri, illegal krallığını resmen bir WhatsApp grubundan yönetiyordu! Grubun açıklama kısmında kalın harflerle yazılmış kurallar duruyordu:
> **TİLKİ SEMTİ RESMİ GRUBU**
> * *12'den sonra dışarı çıkan elensin.*
> * *Barbaros Reis ne derse o.*
> * *Grupta gereksiz emoji atan engellenir.*
Buse ekranın karşısında sinir krizi eşliğinde kahkahalar atmaya başladı. Yaşadığı durum o kadar absürttü ki, korkusu bir anlığına tamamen uçup gitmişti. "Şaka mı bu ya? Racon kesen yeraltı mafyası bildiğin mahalle dedikodu grubu kurmuş!" diye kendi kendine güldü.
Tam o sırada gruba üst üste mesajlar düşmeye başladı:
> **Manav Salih:** *Reis, bu yeni numara kim? Bizim mahalleye yeni taşınan serseri Ersin'in kardeşi mi?*
> **Kasap Nuri:** *Hoş gelmiş kardeşimiz. Saygılar Reis.*
> **Pars (Reis):** *Mahallenin yeni çömezi. Gözünüz üzerinde olsun. 12'den sonra kedi beslemeye falan kalkarsa haberim olacak.*
Buse ekrana bakarken sinirle karışık bir gülüşle kalakaldı. Pars onunla resmen dalga geçiyor, bütün semtin önünde onu küçük düşürüyordu. Ama en azından bir şeyi anlamıştı: Bu psikopat adam onun dik başlılığından besleniyordu ve bu oyun henüz yeni başlıyordu.
Buse, grubun mesaj geçmişini okudukça sinirden köpürüyordu. Koskoca mahalle toplanmış, Pars'ın iki dudağının arasına bakıyordu. Üstelik bu psikopat adam, dün geceki kedi olayını bütün semtin önünde malzeme yapmıştı! İçindeki o utangaç kız çoktan evden kaçmış, yerine klavye delikanlısı bir Buse gelmişti. Kendini tutamadı, parmakları ekranda adeta uçtu.
Buse:Gözünüze kedi mi battı gerçekten?! Yazık değil mi o hayvana, aç mı kalsın? Sokakda hayvanda beslemek de mi yasak bu semtte? İnsaf ya!*
Grupta bir anda ölüm sessizliği oldu. Manav Salih ve Kasap Nuri de dahil olmak üzere, gruptaki yüz küsur kişiden hiçbiri mesaj yazmaya cesaret edemedi. Herkes ekran başında "Bu kız delirdi herhalde, eceline susamış" diye düşünüyor olmalıydı.
Birkaç dakika sonra Pars'ın cevabı düştü. Mesajı gruptakilere hitabendi ama hedefi doğrudan Buse'ydi.
**Pars (Reis):** *Ben size konuşabilirsiniz dedim mi? Herkes işine baksın.*
Buse gözlerini devirdi. "Bak hele bak, emirlere bak," diye söylendi kendi kendine. Tabii ki yine rahat durmadı, hemen altına yapıştırdı mesajı.
**Buse*Siz de herkese emir verip durmayın bence, robot mu bu insanlar?*
Bu mesajın hemen ardından Pars gruptaki yazma özelliğini sadece "Yöneticiler" olarak değiştirdi. Buse tam yeni bir şey yazacakken ekranda *"Sadece yöneticiler mesaj gönderebilir"* uyarısını görünce sinirle güldü. "Korkak! Hemen kapattı grubu," diye söylendi.
Ancak saniyeler sonra telefonuna özelden bir bildirim düştü. Pars yazıyordu.
> **Gönderen:** *053barbarayı...*
> "Ufaklık, sen o klavyenin arkasına saklanınca kendini güvende mi sanıyorsun? Haddini çok zorluyorsun."
Buse, adamın ciddiyetini ve dün geceki o karanlık bakışlarını hatırlayınca bir anlığına duraksadı. "Eyvah," dedi içinden. "Ben ne yaptım ya? Adam harbi psikopat, sabah sabah kapıya dayanmasın." Az önceki aslan kesilen halinden eser kalmamıştı. Gururunu zorla bir kenara itip, panikle yazmaya başladı.
> **Buse:** *Ya şey... Özür dilerim. Unuttum bir an grupta olduğumuzu... cidden bak hgjhgj valla unuttum tutamadım kendimi.
> **Gönderen:** *053barbarayı...*
> "Unuttun? Benim olduğum yerde kuralları unutmanın bedeli ağırdır çömez. Yarın sabah o okula gideceksin. Ama gözüm üzerinde, attığın her adımdan haberim olacak. Şimdi uyu."
Buse ekrandaki "Şimdi uyu" emrine bakarken hem rahatlamış hem de hala sinir küpüne dönmüştü. Okul iznini koparmıştı koparmasına ama bu Kötü Kral'ın ağına tamamen düşmüştü. Telefonu yastığının altına koyarken, yarın okulda onu nelerin beklediğini düşünerek gözlerini kapattı.
---
Ertesi sabah alarmın o kulak tırmalayıcı sesiyle gözlerini açtığında, Buse kendini bir nebze de olsa hafiflemiş hissetti. En azından bugün o dört duvarın arasından çıkıp okula gidebilecekti. Hızla yataktan fırladı, üzerine okul üniformasını geçirdi. Saçlarını bu kez düzgünce tarayıp sıkı bir at kuyruğu yaptı; dün geceden kalma o dağınık, savunmasız kız imajını tamamen silmek istiyordu.
Mutfağa geçtiğinde ninesini ocak başında buldu. Hatice Nine, torununun giyinmiş olduğunu görünce yüzünde rahatlamış bir ifadeyle gülümsedi. "Gidiyorsun demek güzel kızım," dedi, tabağa birkaç dilim ekmek koyarken. "Ersin bir şey derse bana söyle, ben onun hakkından gelirim."
"Yok nene, hallettim ben. İzin kopardım," dedi Buse, Pars'ın adını anarak yaşlı kadını telaşlandırmak istemediği için.
Evden çıkarken ağabeyi Ersin hala odasında sızmış durumdaydı. Buse, çantasını omzuna takıp kapıyı çekti ve sokağa adım attı. Sabah güneşi Tilki Semti'nin dar sokaklarına vuruyordu ama mahallenin o tekinsiz havası yerli yerindeydi. Köşe başındaki manav Salih, Buse'nin geçtiğini görünce elindeki tezgahı düzeltmeyi bırakıp genç kıza tuhaf, şaşkın bir bakış attı. Belli ki dün gece WhatsApp grubunda yaşanan o büyük isyanı tüm mahalle gibi o da görmüştü ve bu kızın hala tek parça halinde sokakta yürüyor olmasına şaşırıyordu.
Buse, manavın bakışlarına aldırmadan çenesini dik tuttu ve yürümeye devam etti. Otobüs durağına doğru ilerlerken telefonu cebinde titredi. Yüreği ağzına gelerek ekranı açtı.
Gönderen:barbarayı kişisi
"Evden çıktın. Durak yönüne yürüyorsun. Doğru yoldasın ufaklık, rotadan sapma."
Buse durakladı ve dehşetle arkasına, sokağın yukarısına baktı. Etrafta ne o siyah cip vardı ne de Pars'ın adamları görünüyordu. Bu adam beni nasıl izliyor? diye düşündü, tüyleri diken diken olarak. Semtteki herkes onun gözü, kulağı olmuştu resmen. Sinirle klavyeye dokundu.
Buse: Beni izletmeyi bırakır mısınız lütfen? Gizli ajan mısınız siz, ne bu hal?
Gönderen: Pars
"Seni izletmiyorum çömez. Benim krallığımda kuş uçsa haberi bana gelir. İşine bak, otobüsü kaçırma."
Buse sinirle gülerek telefonu çantasına fırlattı. Gerçekten şaka gibi bir adamdı. Hem bu kadar tehlikeli yeraltı dünyasının lideri olacaksın hem de bir lise öğrencisinin otobüs saatini takip edeceksin!
Okula vardığında ders zili çoktan çalmıştı. Sınıfa girip en arka sıralardan birine oturdu. Neyse ki bugün dün bahsettiği o ders kitapları nihayet dağıtılmış ve hocalar derse başlamıştı. Coğrafya öğretmeni tahtaya haritalar çizerken, Buse defterinin kenarına istemsizce defterini karalıyordu. Aklı bir türlü derslere odaklanmıyordu. Bir yanda hayalini kurduğu üniversite, diğer yanda üzerine kabus gibi çö