Keşfet

Kara Tren

Öylesine

Yoldayım, gidiyorum şehrimden kısa süreliğine. Yol bu, müziksiz bitmiyor. Radyodan bir şarkı çıkıyor ve ben mazinin ayva mayhoşluğuna bırakıyorum kendimi. Şöyle boğazımda takılı kalan, gitmeyen, gidemeyen...

Bir yaz sabahı, balkonda kan ter içinde uyanmış buluyorum kendimi. Gurbetten gelen akrabalar için sineklere ziyafet etmişim küçücük bedenimi. Annemin mutfaktaki tangır tungur kahvaltı hazırlama sesleri... Çaydanlığa musluktan dolan suyun sesi... Birbirine çarpılarak vedalaşan yumurtaların kırılma çığlıkları...

Ve kimseyi uyandırmamak için çırpınarak söylenen bir türkü annemin dudaklarında: Kara Tren...

Balkonun kapısından mutfağa doğru kaçamak bakışlar atıyorum; anneleri ölümsüz sanıyorum, melekler gibi...

Korna sesi puslaştırıyor mutfağı. Işıklara takılı kalmışım. Annemin mutfak önlüğü değil miydi o kırmızı?

Vites atıp gaza yükleniyorum. İleri bakmam lazım. Oysa dikiz aynasına kayıyor sürekli gözlerim. Mazide takılıp kalmak istiyorum, sıkışmak oraya... Ama sadece anneme, annemin sağlığına, gülüşüne, türkülerine...

Yol bitiyor, varılacak yere ulaşıyorum. Çocukluğum radyodaki şarkıda kalıyor.

Kim bilir, hangi yolda ne zaman denk geleceğiz tekrar...

Bir yaz sabahında, annemin türkülerinde...

Yorumlar

  • Ebru Yıldız: kesinlikle 🌿
  • Poyraz Pekün: O türküde kaybolursun güle güle giderken