BELİRSİZLİK
Gece boyunca gözlerimi bir türlü kapatamadım.
Altay'ın söyledikleri zihnimde dönüp duruyordu.
Bu gece kapını kilitle.
Camları da kapat.
Biri seni ararsa açma.
Korku filimindemiyiz?
Yatağın içinde dönüp dururken telefonum komodinin üzerinde titredi. Ekrana baktım.
Bilinmeyen Numara.
"Yeter" diye mırıldandım ama Kalbim hızlanmıştı.
Mesaja dokundum.
"Pencereden bakma."
Ne? Kaşlarım çatıldı. Bir süre ekrana öylece baktım.
Sonra ikinci mesaj geldi.
"Sakın." Nefesimi tuttum.
Leya'nın odasına gidip onu uyandırmalıydım. Tam yataktan kalkacakken dışarıdan bir motor sesi duyuldu.
Olduğum yerde kaldım. Ses giderek yaklaşıyordu.
Perdeye baktım, Sonra telefona.
Yeni bir mesaj geldi.
"Sana bakıyor." nefesim kesilmişti.
"Kim?" Mesajın altına yazdım ama cevap gelmedi.
Bir dakika geçti.
İki dakika...
Motor sesi kesildi.
Ev bir anda sessizliğe gömüldü.
Tam rahatlayacağımı düşünürken zil çaldı.
"ne oluyor ya" diye fısıldadım ama endişelenmeye başlamıştım bile. Donup kaldım.
Birkaç saniye sonra tekrar zil çaldı.
Sonra üçüncü kez zil çaldı.
Bizim kapının zili o kadar güçlüydü ki yukara kattan bile duyuluyordu.
Leya'nın odasının kapısı açıldı. "Lara?" diye bana seslendi. Ardından odama girdi.
Parmağımı dudaklarıma götürdüm. "Şşşt." dedim Leya yanıma geldi. "Ne oldu?" diye mırıldandım.
"Kapı." dedi. Ardından ikimizde odamdan çıkıp merdivene yöneldik ve aşağıya indik. İkimiz de girişe baktık.
Leya'nın yüzü bembeyaz olmuştu.
Bende pek iyi sayılmazdım. "Kim o?" dedim. Cevap yoktu.
Telefonum yeniden titredi. Ekrana baktım.
Bilinmeyen numara
"Kapıyı açma." Ofladım.
Hemen ardından ikinci mesaj geldi.
"Çünkü kapının önünde kimse yok." mesajı gördüğümde
Nefesim kesildi. "Ne" diye fısıldadım. Leya mesajı okuduğunda gözleri büyüdü
"Ne demek kimse yok?" dedi. Kafamı iki yana salladım
Bilmiyordum.
Kapıya doğru bir adım attım. "Lara yapma." dedi leya. Ama dinlemedim kapıya yöneldim "Belki biri yardım istiyordur."
Dedim. "Ya değilse?" dediğinde Bir adım daha attım.
Tam kapının önüne geldiğimde içeriden bir ses duyuldu.
Salon tarafından.
Bizim mutfak ve salon birleşikti Amerikan mutfak.
Bir şey yere düşmüştü. Leya hızla yanıma geldi ve kolumu tuttu.
"Bu ses nereden geldi?" diye sordu ama cevap veremedim.
Salonun karanlığına baktım. "Leya..." diye fısıldadım.
"Efendim?" dedi. "Biz evde yalnız mıyız?" diye sordum.
Leya'nın kolumu tutan elleri titriyordu. Bende korkmuştum,o ses neydi?
Leya'nın eli kolumda sıkılaştı.
"Evet." dedi "sanırım evde yalnızız" diye de ekledi.
Dizlerim titriyordu.
O anda kapının dışından bir erkek sesi geldi.
"Lara." ses oldukça olgun bir erkek sesiydi. Çok toktu.
İkimiz de irkildik. Sesi tanımıyordum, Altay'ın sesi değildi.
Ama o sesin beni tanıdığı kesindi.
"Lara, kapıyı aç." dedi o ses. Geri çekildim.
Leya fısıldadı. "Polisi arayalım." dedi. Telefonumu çıkardığım sırada kapının önündeki adam yeniden konuştu.
"Altay sana yardım edemez." dedi, sesi gerçekten ürkütücüydü. Telefon elimden kayacak gibi oldu.
Adam nereden Altay'ın adını biliyordu?
Sonra...
Telefonum çaldı. Bu kez ekranda bir isim vardı Altay.
Titreyen parmaklarımla açtım. "Alo?" dedim.
Karşıdan birkaç saniye sessizlik geldi. Sonra Altay'ın sesi duyuldu. "Kapıyı sakın açma" dedi
"Sen nereden biliyorsun?" dedim.
Kapımda biri olduğunu nereden biliyordu?
"Lara, beni dinle." dedi ve ekledi "Kapının önünde biri var. Kapıyı açma." daha çok ürktüm çünkü onunda sesi sertti. "Altay, kim bu?" dedim korkuyla.
"Ben geliyorum." dedi sesi hiç olmadığından sertti.
"Sen nereden biliyorsun?" dedim. Bir an sustu
Sonra "Çünkü bu ilk kez olmuyor." dedi.
Ne demek bu ilk kez olmuyor.
Telefon kapandı.
Leya bana baktı. Bende ona baktım.
"Arayan Altay mı?" diye sordu. Evet anlamında başımı salladım.
Tam o sırada kapının kolu yavaşça aşağı indi.
Leya'nın ağzından küçük bir çığlık çıktı.
Geri çekildik.
Kapı açılmadı. Ama kol birkaç saniye daha hareket etti.
Sonra durdu.
Sessizlik.
Ve birkaç saniye sonra...
Motor sesi. Pencereden bakmamam gerektiğini biliyordum.
Ama ben Laraydım. Merakım her zaman korkumdan ağır basardı.
Perdenin kenarına yaklaşıp küçücük bir aralık açtım.
Sokağın karşısında siyah bir motor duruyordu.
Motorun yanında biri vardı.
Yüzünü göremiyordum, ama başını kaldırdığında...
Doğrudan pencereye baktı.
Perdeyi hızla kapattım. Ellerim ve dizlerim tir tir titriyordu.
"Lara?" dedi leya korkuyla. "Burada." dedim.
"Ne gördün?" sertçe yutkundum.
"Hiçbir şey." diyebildim sadece.
Tam o anda dışarıdan motor sesi yükseldi. Adam gitmişti.
Ama bu kez başka bir ses duyuldu.
Yaklaşan bir motor sesi. Daha güçlü, daha tanıdık.
Altay.
Motor sokağa girip evin önünde durdu.
Kapıyı açmadan önce birkaç saniye bekledim.
Sonra kapıyı tıkladı. Üç kez.
Tık. Tık. Tık.
Leya bana baktı. "Altay olabilir." dedi kafamı salladım.
"Olabilir." dedim
Kapıya yaklaştım.
"Kim?" dedim. Cevap hemen geldi.
"Lara." Sesini tanıdım. Altaydı Rahatlamış bir nefes verdim.
Kapıyı açtığımda karşımdaki yüzü her zamankinden daha sertti. Öyle olunca tekrar gerildim.
Bakışları önce bana, sonra Leya'ya, ardından evin içine kaydı. "İçeride biri var mı?" diye sordu. "Biz bilmiyoruz." dedi Leya. Altay içeri girdi. Kapıyı kapattım.
Etrafı dikkatlice kontrol etti. Sonra bana döndü.
"Telefonunu ver." dedi baskın bir sesle "Neden?" diye sordum. "Ver." dedi. Telefonu uzattım.
Mesajlara baktı. Yüzündeki ifade değişti.
"Bu numara..." diye soludu.
"Tanıyor musun?" dedim başını kaldırdı.
Gözleri doğrudan gözlerime kilitlendi.
"Hayır." dediğin de kaşlarımı çattım. "Yalan söylüyorsun." dedim. Çenesi gerildi. Bir süre sessiz kaldı. Sonra telefonu bana geri verdi. "Onu tanıyorum." dedi hırıltılı bir nefes vererek. Kalbim hızlandı. "Kim o?" diye sordum.
Altay cevap vermedi. "Altay." dedim baskın bir sesle.
Başını çevirdi. "Kim bu?" dedim tekrar
Gözlerindeki soğukluk bir anda başka bir şeye dönüştü.
Öfke.
Ama öfkesinin altında daha farklı bir şey vardı. Gözleri öyle söylüyordu.
Geçmişten gelen bir korku gibi. Yada geçmişten gelen bir kin yada bir öfke.
"Onun adını bilmen gerekmiyor." dediğinde kaşlarım daha da çatıldı.
"Benim hayatıma girdi bile!" diye bağırdım. Üstüne yürüdüm gözlerinin içine bakmam için kafamı kaldırmam gerekti.
Gözlerinin içinde baktım.
Altay sustu.
"Telefonumu buldu! Evimi buldu! Beni takip ediyor! Sen hâlâ bana kim olduğunu söylemiyorsun!" dedim bağırarak. O da bana bir adım yaklaştı.
"Çünkü öğrendiğin anda artık geri dönüşün olmayacak." dedi onunda sesi yükselmişti.
"Belki de geri dönüş çoktan yok!" dediğimde Altay'ın gözleri üzerimde kaldı.
Sonunda başını hafifçe eğdi.
"Onun adı Hazar" dedi
O isim evin sessizliğinde yankılandı.
"Hazar kim?" diye sordum. Altay'ın çenesi gerildi.
"Geçmişim." dediğinde kaşları çatıldı.
"Ne geçmişi?" dedim cevap vermedi.
Yine.
"Altay, ne yaptı sana?" diye sordum bu sefer de. Uzun bir sessizlik oldu.
Sonra Altay, gözlerini benden kaçırmadan tek bir cümle söyledi. "Benim yüzümden geri döndü." dedi sıkıntılı nefes bir vererek.
Kalbim sıkıştı. "Ve şimdi..." dedi. Bir an duraksadı.
"Senin yüzünden buraya kadar geldi." dediğinde bozguna uğradım.
Benim yüzümden mi?
O anda telefonum yeniden titredi. Leya yanımıza geldi.
Üçümüz de ekrana baktık.
Yeni bir mesaj vardı.
Bilinmeyen numara.
"Sonunda ona sordun." Altında ikinci mesaj belirdi.
"Şimdi sıra bende." Ne sırası? Altay telefonu elimden aldı.
Yüzündeki ifade bir anda buz kesti.
"Geç kaldım." diye fısıldadı. "Ne için?" dedi Leya lafı ağzımdan aldı resmen.
Altay kapıya baktı. Sokağın karanlığından yeniden bir motor sesi yükseldi.
Bu kez çok yakındı.
Altay'ın bakışları sertleşti. Yüzü buz kesti.
"Onu bulmaya." dedi.
Ve motor sesi bir anda kesildi. Evin önünde.
Tam kapının önünde.
4. Bölüm sonu..