ÇARPIŞMA
Sabahın erken saatlerinde odama vuran güneş ışıkları, gözlerimi açmam için yeterli olmuyordu. Yorganı başıma kadar çekmiş, dünyanın geri kalanından birkaç saatliğine uzak kalmaya çalışıyordum. Tam yeniden uykuya dalacakken birinin omzumu dürttüğünü hissettim. Tepki vermeyince bu kez yorganımı çekiştirmeye başladı.
"Lara kalk artık" dedi Leya. Sesini duyduğum hâlde cevap vermedim ve yorganı daha sıkı tuttum. "Beş dakika daha" diye mırıldandım. Leya'nın derin bir nefes aldığını duydum "Beş dakika önce de beş dakika demiştin," dedi. Gözlerimi açmadan, "O zaman beş dakika daha uyuyabilirim" diye karşılık verdim.
Bir süre sessizlik oldu. Gittiğini düşünüp rahatladığım sırada yorganım bir anda üzerimden çekildi. Gözlerimi açtığımda Leya'nın elinde yorganımla yatağımın yanında dikildiğini gördüm. "Leya" diye bıkkınlık söylendim. O ise hiçbir şey olmamış gibi gülümseyerek, "Günaydın" dedi. "Sen gerçekten çok sinir bozucusun" dedim ve yorganımı geri almaya çalıştım. Leya yorganı arkasına saklayıp başını iki yana salladı. "Sen de gerçekten çok tembelsin. Hadi kalk, kahvaltı hazırladım." Yataktan çıkmak için hiçbir isteğim yoktu. "Kahvaltıyı yatağıma getirebilirsin" dedim. Leya'nın gözlerini devirdiğini gördüm. "Bir gün seni yatağından kaldırmak yerine yatağınla birlikte çöpe atacağım" dedi. Gülmemek için kendimi zor tuttum. "Çöp poşetine sığmam tatlım" diye cevap verdiğimde kahkaha atarak odadan çıktı.
İstemeden de olsa yataktan kalktım. Üzerime rahat bir şeyler geçirip saçlarımı toparladıktan sonra mutfağa geçtim. Leya masanın başına oturmuş, telefonuna bakıyordu. Karşısındaki sandalyeyi çekip oturduğumda başını kaldırmadan, "Sonunda teşrif ettiniz" dedi. "Sabah sabah laf sokmadan duramıyorsun değil mi?" diye sordum. Telefonunu masaya bırakıp bana baktı. "Sen de sabah sabah uyumadan duramıyorsun."
Önümdeki tabağa uzanırken istemsizce gülümsedim. Leya'yla aynı evde yaşamak bazen gerçekten yorucuydu. Özellikle sabahları. Ama onun olmadığı bir evi düşünmek daha da garip geliyordu. Çocukluğumdan beri hayatımdaydı. Kötü olduğum zamanlarda yanımda olmuş, kimseyle konuşmak istemediğim zamanlarda bile beni konuşturmayı başarmıştı. Bazen bir arkadaş değil, sanki yıllardır sahip olduğum bir kardeş gibiydi.
Kahvaltımız boyunca saçma sapan şeylerden konuştuk. Leya bir ara bugün dışarı çıkmamız gerektiğini söylediğinde ona itiraz ettim. "Bugün hiçbir yere gitmek istemiyorum" dedim. "Senin evden çıkmamak için her gün yeni bir bahanen var" dedi. Omuzlarımı silktim. "Ev daha güzel ben ev insanıyım" Leya birkaç saniye yüzüme baktı. "Gerçekten iyi misin?" diye sorduğunda elimdeki çatalı tabağın kenarına bıraktım. "iyiyim" dedim. Sesimin ne kadar inandırıcılıktan uzak olduğunu ben bile anlamıştım.
Leya bunu fark etmişti. Beni zorlamadı. Sadece başını sallayıp kahvaltısına devam etti. Onun en sevdiğim özelliklerinden biri buydu. Bazen bir şey anlatmak istemediğimi anlıyor ve üstüme gelmiyordu. Ne zaman hazır olursam o zaman konuşacağımı biliyordu.
Günün geri kalanı fazla olaylı geçmedi. Birkaç işimizi hallettikten sonra eve döndük. Öğleden sonra Leya kendi odasında vakit geçirirken ben salonda oturup telefonumla uğraştım. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile. Akşam olduğunda dışarıdaki hava serinlemeye başlamıştı.
Leya mutfakta yemek hazırlarken ben salonda oturuyordum. Bir süre sonra mutfaktan sesi geldi. "Lara" diye seslendi. "Ne?" diye karşılık verdim. “Çöpü atar mısın?” Birkaç saniye sessiz kaldım. "Sen atsana." Leya hemen cevap verdi. "Ben yemek yapıyorum." Gözlerimi devirdim."Ben de yiyorum." dedim "İşte ortak çalışıyoruz" dedi. İstemeden güldüm. "tamam ver atayım"
Yerimden kalkıp mutfağa gittim, çöp poşetini aldım. Kapıya yönelirken Leya arkamdan, "Çabuk gel" diye seslendi. Yok ben orada yatıya kalacaktım. Başımı çevirip, "Emredersin hanımefendi" dedim ve kapıyı kapattım.
Merdivenlerden aşağı inip dışarı çıktığımda hava iyice kararmıştı. Sokak her zamanki gibi sakindi. Elimdeki çöp poşetiyle ara sokağa doğru yürüdüm. Çevrede pek kimse yoktu. Sadece uzaktan gelen birkaç araba sesi ve ayak seslerim duyuluyordu.
Konteynere ulaştığımda poşeti içine attım. Tam arkamı dönüp eve doğru yürümeye başlayacaktım ki uzaktan bir motor sesi duydum. İlk başta önemsemedim. Ara sokaklarda motor geçmesi garip değildi. Fakat ses giderek yükselmeye başladı. Başımı çevirdiğimde sokağın köşesinden hızla çıkan motoru gördüm.
Bir an olduğum yerde kaldım.
Motor üzerime doğru geliyordu. motoru kullanan adam da beni fark etti. Bir anda direksiyonu sertçe kırdı. Motorun dengesi bozuldu ve asfaltın üzerinde kaymaya başladı. Adam motorla birlikte yere düştü. Motor birkaç metre boyunca sürüklenerek ilerledi ve sonunda durdu.
Ben ise birkaç saniye boyunca olduğum yerde donup kaldım.
"Allah'ım" Sonunda kendime gelip yerdeki adama doğru koşmaya başladım. Motor biraz ileride duruyordu, adam ise yerde hareket etmeye çalışıyordu.
Yanına çömeldim. "iyi misin? "diye sordum.
Adam birkaç saniye cevap vermedi. Sonra ellerinden destek alarak doğrulmaya çalıştı. Başını kaldırdığında göz göze geldik.
O an, karşımdaki adamın kim olduğunu bilmiyordum.
Sadece birkaç saniye önce bana çarpmamak için motorunu yere yatıran yabancı biriydi.
1. Bölüm sonu.
Yorumlar
- Gecegece99: leyayı Leyla diye okudum
- Yasemin Yıldırım: 😁
- Ecrin Özenli: Demii sjsjnsjnj🙂↔️
- Ecrin Özenli: Teşekkür ederimmm
- Ecrin Özenli: Bilemiyorummm
- Ecrin Özenli: Teşekkürlerr
- Alina Xx: knk çok iyi
- Ebru Genç: Şu motorlu adam konusunu tamamen unutmak zor olacak gibi görünüyor umarım iyidir o kişi
- Aysel Maden: bu bölümde leyanın yanındaki varlığı hissettirmek güzeldi @ecrinozenli383
- çağrı sarıhan: Leyanın sabah yorganını çekiştirmesi çok komik