Keşfet

YARALI GEÇMİŞ

PİSKOPAT

Altay Varen

Kadın telefonu kapatmıştı. Ama benim aklımda hala defterden son okuduğum cümledeydi.

“Eğer başıma bir şey gelirse, Ris ailesini araştır.”

Ris.

İdil'in soyadı.

İdil Ris.

Defteri koyduğum yerden geri çıkardım.

Parmaklarımı defterin kapağında gezdirdim.

“Чёрт...” diye fısıldadım.

(Lanet olsun...)

Leya bana baktı.

“Ne dedin?”

“Bir şey yok.”

Ama vardı.

Hem de çok şey vardı, Babam anneme güvenmiyordu.

Lara'nın babası annemi tanıyordu Hazar ikisini de biliyordu.

Ve Lara'nın doğduğu gün, yani 25.01.2003, hepsi aynı hikâyenin içinde bir şekilde bulunuyordu ve bu canımı sıkıyordu.

Leya yanıma geldi.

“Altay, bu işin içinde gerçekten annenin olduğunu düşünüyor musun?”

Başımı kaldırdım.

“Bilmiyorum.”

Bir an durdum.

“Но я должен узнать.”

(Ama öğrenmek zorundayım.)

Leya kaşlarını çattı.

“Yine Rusça.”

“Farkındayım.”

“Ne dedin?”

“Öğrenmek zorundayım, dedim.”

Leya başını salladı.

“Tamam. Ama senin Rusçaya ne zaman bu kadar geçtiğini de sonra konuşacağız.”

Onu duymazdan geldim.

Çünkü aklıma başka bir şey gelmişti.

Kadının söylediği söz.

“Annenin sakladığı yere git.”

Ayağa kalktım.

“Eski eve gidiyoruz.”

Leya hemen arkamdan geldi.

“Şimdi mi?”

“Evet."

“Peki orada ne arayacağız?”

Kapıya yöneldim.

“İdil'in sakladığı şeyi.”

___

Eski eve girdiğimizde içimde garip bir ağırlık oluştu.

Her şey çocukluğumdaki gibiydi.

Duvarlar, Koridor ve eski merdivenler.

Ama yıllar önce burada hissettiğim hiçbir şey yoktu.

Sadece öfke vardı.

İdil'in çalışma odasının önünde durdum.

Kapı kolunu yokladım. Kapı hâlâ kilitliydi. Kapıya omuz attım, ama açılmadı. Biraz geriye gidip tekrar hızla omzumu vurdum ama açılmadı.

“Откройся...” dedim sinirle

(Açıl artık...)

Sonra son kez gerilip tekrar omuz attım ve kapının kilidi kırıldı.

"Çok şükür" dedi Leya ve arkamdan içeri girdi.

Odaya baktı.

“Burada gerçekten yıllardır kimse yaşamamış.”

Cevap vermedim.

Doğrudan masaya gittim.

Çekmeceleri tek tek açmaya başladım.

Birinci çekmece boştu.

İkinci çekmecede Rus dili ile eski belgeler vardı.

"Altay annen rus mu?" diye sordu leya şaşkınlıkla.

"Evet, Rusçayı da ondan öğrendim zaten."

"Anladım"

Üçüncüsünde büyük bir zarf buldum.

Zarfı açtığımda birkaç fotoğraf çıktı.

İlk fotoğrafı elime aldım.

İdil ve yanında bir adam.

Fotoğrafın arkasını çevirdim.

Güral Katrina.

“Lara'nın babası.” dedi Leya.

“Sanırım.”

Bir başka fotoğrafı çevirdim bu kez babam da vardı.

Babam, İdil, Güral.

Üçü aynı karedeydi fotoğrafın altında tarih vardı.

25.01.2003

Leya'nın yüzündeki şaşkınlık bir anda değişti.

“Altay…”

“Biliyorum.”

“Bu Lara'nın doğduğu gün.”

“Biliyorum.”

“Annen, Lara'nın babasıyla Lara'nın doğduğu gün aynı yerdeymiş.”

Dişlerimi sıktım.

“Evet.”

“Bu artık tesadüf değil.”

“Biliyorum.”

Fotoğrafı masaya fırlattım.

“Это не случайность.”

(Bu bir tesadüf değil.)

Leya birkaç saniye bana baktı.

“Sen Rusça konuşurken daha korkutucu oluyorsun.”

Ona cevap vermedim.

İkinci çekmecedeki dosyaları karıştırdım.

Sonunda bir dosya buldum.

Üzerinde: KATRINA yazıyordu.

Dosyayı açtım.

İlk sayfada babamın el yazısı vardı.

"Güral, dosyayı İdil'e teslim etmeyi reddetti.”

Bir sonraki sayfa

“Dosyanın Lara'da kalması gerektiğini söylüyor.”

Bir sonraki.

“Lara doğduğu gün dosyanın yeri değiştirildi.”

Nefesimi tuttum Leya dosyaya baktı.

“Dosya Lara'nın doğduğu gün mü kaybolmuş? "

“Evet.”

“Peki kim aldı?”

Başımı iki yana salladım.

“Bilmiyorum.”

Bir başka sayfayı çevirdim bu kez sadece birkaç kelime vardı.

“İdil biliyor.”

Gözlerimi kapattım.

“Боже...”

(Tanrım...)

Leya hemen bana döndü.

“Ne?”

“İdil biliyor.”

“Ne biliyor?”

“Her şeyi değil.”

Dosyayı kapattım.

“Ama düşündüğümüzden fazlasını.”

Telefonum çaldı.

Bilinmeyen numara.

Açtım.

“Kim?”

Karşıdaki ses tanıdıktı.

Hazar.

“Sonunda buldun.”

Çenem gerildi.

“Lara nerede?”

“Önce ne bulduğunu söyle.”

“Скажи мне, где она.”

(Bana onun nerede olduğunu söyle.)

Leya'nın gözleri büyüdü.

Hazar birkaç saniye sustu.

“Rusça konuşman seni daha güçlü yapmıyor, Altay.”

“Sikimde bile değil, Lara nerede? "

“Henüz değil.”

“Ты слышишь меня?”

(Beni duyuyor musun?)

“Duyuyorum.”

“Тогда отпусти её.”

(O zaman onu bırak.)

Hazar sessiz kaldı.

“Lara'yı neden seçtin?” diye sordum. Cevap vermeyeceğini sanıyordum ki.

“Çünkü babasının bıraktığı şey onda.”

“Dosyayı mı diyorsun?”

“Dosyayı bulduğunuzu biliyorum.”

Dişlerimi sıktım.

“Lara'ya dokunma.”

Hazar hafifçe güldü.

“Geç kaldın.”

"Ona dokunursan seni öldürürüm."

"Gel ve onu al"

Telefonu daha sıkı tuttum.

“Я найду её.”.

(Onu bulacağım.)

“Bul bakalım.”

Telefon kapandı.

Bir süre telefonu elimde tuttum.

Leya bana baktı.

“Altay…”

“Ne?”

“Sen az önce arka arkaya Rusça konuştun.”

“Yani?"

“Ben hiçbir şey anlamıyorum.”

“Ben de artık hiçbir şeyi anlayamıyorum, sorgulama.”

Leya sessiz kaldı.

Sonra yavaşça:

“Senin annen gerçekten Rus muydu?”

Başımı salladım

“Ve sen bunu bize daha önce söylemedin.”

“Gerek görmedim.”

“Peki sinirlendiğinde hep Rusça mı konuşuyorsun?”

Bir an düşündüm. Sonra.

“Иногда.” diye fısıldadım.

(Bazen.)

Leya gözlerini devirdi.

“Harika. Şimdi bir de Rusça cevap vermeye başladın.” dedi dalga geçerek.

Hafifçe gülümsedim.

Ama o gülümseme uzun sürmedi. Çünkü aklıma Lara geldi.

Şu an nerede olduğunu bilmiyordum. İyi olup olmadığını bilmiyordum. O yavşak ona ne söylüyor, ne yapıyor bilmiyordum.

Korkuyor muydu?

Beni bekliyor muydu?

Başımı öne eğdim.

“Лара... пожалуйста, держись.”

(Lara... lütfen dayan.)

Leya'nın yüzündeki ifade değişti.

“Ne dedin?” dedi Leya merakla.

“Lara'ya söyledim.”

“Ne söyledin?”

“Dayanmasını.”

Leya sustu.

Sonra hafifçe başını salladı.

“Onu gerçekten çok önemsiyorsun.”

Cevap vermedim.

Çünkü bunu inkâr edecek hâlim yoktu belki de inkar etmek istemiyordum.

Lara Katrina

Kapı açıldığında başımı kaldırdım.

Hazar içeri girdi.

Bu kez yüzünde önceki kendinden emin ifade yoktu.

Ben ise ayağa kalktım.

Artık onun karşısında oturup cevap beklemeyecektim.

Hazar birkaç saniye bana baktı.

“Altay dosyayı bulmuş.”

Kalbim hızlandı.

“Biliyordum.”

Hazar kaşını kaldırdı.

“Nereden biliyorsun?”

“Çünkü Altay pes etmez.”

Hazar sustu.

Ben devam ettim.

“Sen onu tanımıyorsun.”

“Onu tanıyorum.”

“Hayır.” dedim gözlerimi küçümseyici bir şekilde kısarak.

“Onun ne zaman vazgeçeceğini bilmiyorsun.”

Hazar birkaç saniye boyunca yüzüme baktı.

Sonra bir fotoğraf fırlattı bana doğru. Fotoğraf favada süzülerek biraz uzağıma durdu. Eğilip fotoğrafı aldım.

Fotoğrafa baktım.

Babam.

Bu kez yüzünü daha net görebiliyordum.

Parmaklarım fotoğrafın kenarına dokundu.

“Bu gerçekten babam mı?”

“Evet.”

İçimde garip bir şey oldu.

Yıllardır yüzünü bilmediğim adam...

Şimdi karşımdaki fotoğraftaydı.

“İdil onu neden tanıyordu?”

Hazar sustu.

“Cevap ver.” diye bağırdım.

“Çünkü birlikte çalışıyorlardı.”

Nefesim kesildi.

“Ne?”

“Baban, İdil'e bir dosya verdi.”

“Dosya…”

“Senin doğduğun gün kaybolan dosya.”

Başımı kaldırdım.

“Dosyanın içinde ne vardı?”

“Babanın öğrendiği şeyler.”

“Ne öğrendi?”

Hazar bana baktı sonra birkaç adım atıp yanıma geldi.

“İdil'in ne yaptığını.”

Kaşlarımı çattım.

“Anlamıyorum.”

“Anlayacaksın.”

“Hayır.”

Sesimi yükselttim.

“Artık bu şekilde konuşmayacaksın!”

Hazar sustu.

“Beni buraya getiriyorsun.”

Bende bir adım ona doğru ilerledim.

“Babam hakkında konuşuyorsun.”

Bir adım daha.

“Altay'ın annesinden bahsediyorsun.”

Bir adım daha.

“Sonra da her cümlenin ortasında susuyorsun.”

Hazar'ın yüzündeki ifade sertleşti.

“Lara.”

“Hayır.”

Başımı iki yana salladım.

“Bu kez sen beni dinleyeceksin!”

Bir an sessizlik oldu.

“Ben korktum.”

Hazar bana baktı.

“Evet, korktum.”

Sesim sakindi.

“Ama korkmuş olmam zayıf olduğum anlamına gelmiyor.”

Hazar cevap vermedi.

“Beni buraya getirdiğinde ne yapacağımı bilemedim.”

Gözlerimi ondan ayırmadım.

“Şimdi biliyorum.”

“Ne yapacaksın?”

“Gerçeği bulacağım.”

Hazar hafifçe güldü.

“Tek başına mı?”

“Hayır.”

“Kim yardım edecek?”

“Altay ve Leya”

“Ya sana ulaşamazlar? ”

Gülümsedim.

“Ulaşırlar”

“Bu kadar emin olman komik.”

“Sen anlamıyorsun.”

Başımı dik tuttum.

“Ben

Yorumlar

  • Berk Emir Baran: idili öğrenmen bir abuk sabuk gibi görünüyor altay
  • Ali Ergin: İlk çekmecede boş bulman herkesin içine sinmeyebilir
  • Aslı Okur: leyanın hiç beklenmedik soruları seni bunca karmaşada düşündürüyor
  • Furkan Metehan: annenin böylesine gizli bir geçmişi olduğunu bilmiyordum biri olarak ama çok geç oldu