Keşfet

15. BÖLÜM — KAPININ ARDINDA

Ressam

15. BÖLÜM — KAPININ ARDINDA

Kapıya birkaç saniye daha baktım.

Kapının arkasında biri olduğunu biliyordum.

Elimdeki telefonu yavaşça yatağın üzerine bıraktım.

Sonra tekrar kapıya baktım.

— Kim var?

Yine cevap gelmedi.

Bir adım attım.

Sonra bir adım daha...

Kapıya yaklaştıkça kalbim daha hızlı atmaya başladı.

Elimi kapı koluna uzattım.

Tam çevirecekken bileğimdeki kırmızı ay işareti yeniden ısındı.

Elimi hemen geri çektim.

— Bu da ne?

İşarete baktım.

Bu kez önceki gibi değildi.

Sanki derimin altında hafifçe hareket ediyordu.

Geriye doğru bir adım attım.

Tam o sırada kapının altından küçük bir kâğıt parçası içeri doğru itildi.

Donup kaldım.

Bir süre kâğıda baktım.

Sonra eğilip aldım.

Üzerinde sadece üç kelime yazıyordu.

ARON'A GÜVENME.

Kalbim hızlandı.

Kâğıdı elimde sıktım.

— Yine mi sen?

Cevap yoktu.

Kapıyı bir anda açtım.

Koridor bomboştu.

Işık yanıyordu.

Ama kimse yoktu.

Sağıma baktım.

Soluma baktım.

Hiçbir şey göremedim.

Tam kapıyı kapatacakken koridorun sonundan hafif bir ses geldi.

Bir ayak sesi.

Sonra bir tane daha.

Başımı kaldırdım.

— Kim var?

Ses kesildi.

Koridorun sonuna doğru birkaç adım attım.

O sırada arkamdan kapının kapandığını duydum.

Hızla döndüm.

Kapım kapanmıştı.

Koşup kapıyı açmaya çalıştım.

Ama kapı açılmadı.

— Ne oluyor?

Kolu tekrar çevirdim.

Olmadı.

Odamın içinde kimse yoktu.

Ama kapı sanki dışarıdan kilitlenmişti.

Telefonumu çıkardım.

Tam Mert'i arayacaktım ki ekran bir anda kapandı.

— Hayır...

Telefonun şarjı vardı.

Ama ekran açılmıyordu.

Tam o sırada bileğim yeniden yandı.

Bu kez dayanamayacak kadar sıcaktı.

Duvara yaslandım.

Gözlerimi kapattım.

Ve o sesi yeniden duydum.

Uyan...

Başımı kaldırdım.

— Kimsin sen?

Bu kez ses çok daha yakından geldi.

Beni bul...

Nefesim kesildi.

— Kimi?

Birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra fısıltı yeniden duyuldu.

Beni...

Tam o anda kapı açıldı.

Bir anda kendimi koridora attım.

Karşımda kimse yoktu.

Ama koridorun sonunda bir gölge vardı.

Hareketsiz duruyordu.

Bana bakıyor gibiydi.

Bir adım attım.

Gölge de bir adım geri çekildi.

— Dur!

Koşmaya başladım.

Gölge koridorun köşesini döndü.

Ben de arkasından gittim.

Köşeyi döndüğümde kimse yoktu.

Sadece yerde küçük bir şey duruyordu.

Eğilip aldım.

Eski, metal bir kolyeydi.

Üzerinde küçük bir kurt figürü vardı.

Kolyeyi avucumun içine aldığım anda bileğimdeki kırmızı ay işareti birden parladı.

Gözlerim büyüdü.

Kolyenin üzerindeki kurt figürü sanki ışığı yansıtıyordu.

Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.

— Onu elinden bırak.

Olduğum yerde donup kaldım.

Bu sesi tanıyordum.

Yavaşça arkamı döndüm.

Aron karşımda duruyordu.

Gözleri önce kolyeye, sonra bileğimdeki işarete kaydı.

Yüzündeki ifade bir anda değişti.

— Onu nereden buldun?

Kolyeyi daha sıkı tuttum.

— Bilmiyorum. Odamın önünde buldum.

Aron birkaç saniye sustu.

Sonra bana doğru bir adım attı.

— İkbal...

— Ne?

Gözlerini kolyeden ayırmadan konuştu.

— Onu sana kim verdi?

— Bilmiyorum.

Aron'un yüzündeki ifade daha da ciddileşti.

— O zaman biri seni bulmuş.

Kaşlarımı çattım.

— Kim?

Aron cevap vermedi.

Sadece bileğimdeki kırmızı ay işaretine baktı.

— Çok geç kaldık.

— Ne için?

Aron başını kaldırıp gözlerimin içine baktı.

— Çünkü artık sadece seni izlemiyorlar.

Bir an sustu.

Sonra alçak sesle konuştu.

— Seni uyandırmaya çalışıyorlar.