Keşfet

22. BÖLÜM — İLK DÖNÜŞÜM

Ressam

22. BÖLÜM — İLK DÖNÜŞÜM

“Ya gerçekten içimde bir kurt varsa?”

Bu düşünce aklımdan çıkmıyordu.

Bileğimdeki mühür hâlâ hafifçe parlıyordu.

Aron birkaç adım önümde durdu.

— İkbal.

Başımı kaldırdım.

— Ne?

— Bana bak.

Gözlerimi ona çevirdim.

— Ne olacak şimdi?

Aron kısa bir süre düşündü.

— Bilmiyorum.

Şaşkınlıkla ona baktım.

— Sen de mi bilmiyorsun?

— Her şeyi bilmediğimi söylemiştim.

Tam cevap verecekken bileğim yeniden ısındı.

Bu kez sıcaklık çok daha güçlüydü.

— Aron...

Hemen yanıma geldi.

— Ne oldu?

— Yine başladı.

Bileğimi tuttum.

Mühür gittikçe daha parlak hâle geliyordu.

Aron'un bakışları bileğimden yüzüme kaydı.

— İkbal, sakin kal.

— Yine sakin ol diyorsun. Nasıl sakin kalayım?

Sesim titremeye başlamıştı.

Bir anda dizlerimin bağı çözüldü.

Aron beni düşmeden tuttu.

— Otur.

— Hayır, iyiyim.

— İkbal.

Bu kez karşı çıkmadım.

Yere çöktüm.

Kalbim deli gibi atıyordu.

Ne olduğunu anlamıyordum.

Sadece korkuyordum.

Gözlerimi kapattım.

Bir anda etraftaki bütün sesler kesildi.

Aron'un sesi bile duyulmuyordu.

Sonra bir kurt uluması geldi.

Gözlerimi açtım.

Ama artık bulunduğum yerde değildim.

Karanlık bir ormanın ortasındaydım.

Başımı kaldırdım.

Gökyüzünde kocaman bir dolunay vardı.

Etrafıma baktım.

Kimse görünmüyordu.

Ağaçların arasından hafif bir rüzgâr geçiyordu.

Tam bir adım atacakken arkamdan bir hırıltı duydum.

Yavaşça döndüm.

Karşımda büyük, beyaz bir kurt vardı.

Olduğum yerde kaldım.

İlk anda korktum.

Ama kurt üzerime gelmedi.

Sadece bana bakıyordu.

Garip bir şekilde içimdeki korku biraz azaldı.

Sanki onu daha önce görmüş gibiydim.

Kurt birkaç adım attı.

Ben geri çekilmedim.

Tam önümde durdu.

Gözlerini gözlerimden ayırmadı.

Sonra başımın içinde bir ses duydum.

“Hatırla...”

— Neyi?

Kurt cevap vermedi.

Başını kaldırıp dolunaya baktı.

Ardından bir kez daha uludu.

Aynı anda bileğim yanmaya başladı.

— Ah!

Elimi bileğime götürdüm.

Kırmızı mühür yeniden parlıyordu.

Gözlerimi kapattım.

Görüntü bir anda kayboldu.

Gözlerimi açtığımda tekrar binadaydım.

Nefes nefeseydim.

Aron hemen önümdeydi.

— İkbal?

Ona baktım.

— Bir kurt gördüm.

Aron'un yüzündeki ifade değişti.

— Nasıl bir kurt?

— Beyazdı.

— Sana bir şey yaptı mı?

— Hayır.

Kısa bir süre durdum.

— Sadece bana baktı.

Aron'un gözleri tekrar bileğime kaydı.

— Çünkü bu hiç iyi değil.

İçimdeki huzursuzluk daha da arttı.

— Neden?

Aron cevap vermek yerine ayağa kalktı.

Gölge hâlâ birkaç metre ötede duruyordu.

Bizi izliyordu.

Sonra konuştu.

— Artık içindeki şey uyanıyor.

Aron hemen ona döndü.

— Bir daha konuşma.

Gölge hafifçe güldü.

— Gerçeklerden kaçamazsın.

— Ne gerçeği?

Gölge bu kez doğrudan bana baktı.

— Onun içinde ne olduğunu yakında kendisi de anlayacak.

Aron bir anda ona doğru yürüdü.

Gölge geri çekildi ama yüzündeki gülümseme kaybolmadı.

— Geç kaldın, Aron.

Aron durdu.

— Ne demek istiyorsun?

Gölge cevap vermedi.

Bir anda arkasını dönüp karanlık koridora doğru koştu.

Merkez görevlileri hemen peşinden gitti.

— Dur!

Ayak sesleri giderek uzaklaştı.

Ben ise olduğum yerde kalmıştım.

Aron yanıma geldi.

— İyi misin?

Başımı salladım.

— Bilmiyorum.

Bir süre sessiz kaldık.

Sonra ona döndüm.

— Ben kurt muyum?

Aron yüzüme baktı.

Cevabı gecikmedi.

— Henüz değil.

İçim biraz olsun rahatladı.

Ama hemen ardından ekledi:

— Ama içindeki kurt uyanmaya başladı.

Ne diyeceğimi bilemedim.

— Yani gerçekten...

Cümlemi tamamlayamadım.

Bileğim yeniden parladı.

Bu kez canım yanmadı.

Sadece sıcaklık hissettim.

Uzaklardan bir kurt sesi geldi.

Başımı kaldırdım.

Aron da sesi duymuştu.

— Sen de duydun, değil mi?

Başımı yavaşça salladım.

— Evet.

Sesin geldiği yöne baktım.

Sonra gözlerimi bileğime çevirdim.

Mühür hâlâ hafifçe parlıyordu.

İçimde garip bir his vardı.

Sanki bir şey değişmişti.

Tam ne olduğunu anlamaya çalışırken dizlerimde bir ağrı hissettim.

Elimi yere koydum.

Aron hemen yanıma eğildi.

— İkbal?

Başımı kaldırdım.

— Bir şey yok.

Ama tam o anda ellerime baktım.

Tırnaklarım değişmişti.

Normalden daha uzun ve sert görünüyordu.

Gözlerimi kırpıştırdım.

— Aron...

— Ne oldu?

Elimi ona doğru uzattım.

Aron elime baktı.

Yüzündeki ifade ciddileşti.

— Başlıyor.

— Ne başlıyor?

Cevap veremeden bileğim yeniden parladı.

Bu kez bütün vücudumda aynı sıcaklığı hissettim.

Korkuyla ona baktım.

— Aron, bana ne oluyor?

Aron yanıma çömeldi.

— İkbal, bana bak.

Başımı kaldırdım.

— Korkuyorum.

— Biliyorum.

Sesi bu kez çok sakindi.

— Yanındayım.

Tam o anda içimdeki sıcaklık bir anda arttı.

Nefesim kesildi.

Gözlerimi kapattım.

— Aron!

Bileğimdeki mühür güçlü bir şekilde parladı.

Sonra her şey karardı.

---

Aron birkaç saniye olduğu yerde kaldı.

Karşısında artık İkbal yoktu.

Beyaz bir kurt duruyordu.

Kurt başını kaldırdı.

Aron gözlerini kurttan ayıramadı.

Yüzündeki şaşkınlık yavaş yavaş kayboldu.

Bakışlarında hayranlık vardı.

— Gerçekten...

Bir adım yaklaştı.

— İkbal?

Kurt ona baktı.

Aron hafifçe gülümsedi.

— Demek sendin.

Kurt birkaç adım attı.

Aron gözlerini ondan ayırmadı.

— Seni bulduğumu sanıyordum.

Kısa bir süre sustu.

— Meğer sen çoktan uyanmışsın.

Kurt bir anda başını karanlık koridora çevirdi.

Uzaklardan başka bir kurt sesi geldi.

Aron'un yüzündeki gülümseme kayboldu.

— Bu sesi kim çıkardı?

Kurt olduğu yerde kaldı.

Bir süre karanlığa baktı.

Sonra yavaşça Aron'a döndü.

Aron da ona baktı.

Bu dönüşüm sadece başlangıçtı.

Yorumlar

  • Poyraz Pekün: Sakin kal demekle bir yere varamazsın aron içindeki şey uyanıyor
  • Recep Karaca: O korkular içinde bileğindeki sıcaklığı hissetmek zor bir durum
  • Ahmet Kaplan: Bileğindeki mühür senin için önemli ama neden böyle olmaya başladı?
  • Aslı Kılıç: kurttan bahsediyorsun neler oluyor gerçekten? @otukenkalem00
  • Eda Korkmaz: Seslerin kesilmesi tam bir gerilim anıydı Heyecanlandım
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: Elimize canım içi 🔥🔥🔥🔥
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: Çok teşekkür ederim canım içi
  • Beyaz kurtun İkbal olması efsaneydi
  • İkbal Sürücü: 😍
  • İkbal Sürücü: Emeğine sağlık harika olmuş bölüm