Keşfet

7. BÖLÜM — YENİ ŞEF ADAYI

Ressam

7. BÖLÜM — YENİ ŞEF ADAYI

Sabah alarmım çaldığında gözlerimi açtım.

Birkaç saniye tavana baktım.

Dün gece yaşadıklarım aklıma geldi.

O adam...

Beni kaçırmaya çalışması...

Sonra ortaya çıkan o gizemli kişi.

“Küçük hanım.”

Sesini düşündüm.

Bir yerden tanıyor gibiydim ama nereden olduğunu çıkaramıyordum.

Telefonuma baktım.

Saat ilerliyordu.

— İkbal, kalktın mı?

Annemin sesiyle yataktan kalktım.

— Kalktım anne.

Üzerimi değiştirip mutfağa indim.

Annem kahvaltıyı hazırlıyordu.

— Günaydın kızım.

— Günaydın anne.

Babam masada çayını içiyordu.

— Uykunu alabildin mi?

— Pek sayılmaz.

Babam güldü.

— Yine geç yattın, değil mi?

— Biraz.

Tam o sırada Mert içeri girdi.

— Günaydın.

— Günaydın.

Ardından Selin geldi.

Elinde telefonu vardı.

— Anne, bugün beni sen bırakabilir misin?

Annem ona baktı.

— Nereye?

— Okula.

Mert hemen araya girdi.

— Kendi başına gidebiliyorsun.

Selin ona döndü.

— Sana mı sordum?

Gülmeye başladım.

Babam çayından bir yudum aldı.

— Sabah sabah başlamayın yine.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra babamla birlikte pastaneye geçtim.

Kepengi açtığımızda içerisi her zamanki gibi hamur ve kahve kokuyordu.

Önlüğümü takıp mutfağa geçtim.

— Bugün biraz yoğunuz, dedi babam.

— Tamam.

Babam bir şey söyleyecek gibi oldu ama kapının açılmasıyla sustu.

İçeri genç bir adam girdi.

Elinde küçük bir çanta vardı.

Babam ona doğru yürüdü.

— Sen Arda olmalısın.

Genç adam gülümsedi.

— Evet, Tahsin amca. Arda ben.

Babam elini uzattı.

— Hoş geldin oğlum.

— Hoş buldum.

Babam bana döndü.

— İkbal, Arda bugün bizimle çalışmaya başlayacak.

Arda bana baktı.

— Merhaba.

— Merhaba.

— Ben Arda.

— İkbal.

— Memnun oldum.

— Ben de.

Babam açıklamaya devam etti.

— Gastronomi okuyor. Üçüncü sınıfta. Okuldan sonra gelip burada çalışacak.

Arda gülümsedi.

— Şef adaylığında sonlara doğru yaklaşıyoruz artık.

— Daha şimdiden şef oldun yani?

— Yok, o kadarını söylemedim.

Güldüm.

— İyi bari.

Tam o sırada Mert içeri girdi.

Arda'yı görünce durdu.

— Bu kim?

Babam cevap verdi.

— Yeni çalışanımız. Arda.

Arda elini uzattı.

— Merhaba.

Mert kısa bir bakış attıktan sonra elini sıktı.

— Mert.

— Memnun oldum.

Mert başını sallayıp mutfağa geçti.

Arkasından baktım.

— Biraz garip davrandı.

Arda omuz silkti.

— Belki sabahları böyle biridir.

— Yok, normalde de biraz böyledir.

Arda güldü.

— O zaman sorun yok.

Önlüğünü takıp babamın yanına geçti.

— Ne yapıyoruz?

— Poğaça hamuru.

— Tamam.

Arda ellerini yıkayıp işe koyuldu.

Bir süre sessizce çalıştı.

Sonra tezgâhın üzerindeki küçük baharat kavanozlarına baktı.

— Bunların yerini ezberlemem biraz zaman alacak.

Babam güldü.

— Bir haftaya hepsini öğrenirsin.

— Benim annem de böyle. Mutfakta bir şeyi yanlış yere koyunca hemen fark ediyor.

— Annen de mi aşçı?

— Değil ama mutfak konusunda benden iyidir.

— Nerelisin sen? diye sordum.

— İzmir.

— İzmirli misin?

— Evet.

— Ailen de orada mı?

— Babam İzmirli. Annem İtalyan.

Şaşırdım.

— İtalyan mı?

— Evet.

— O zaman evde sürekli makarna falan yapılıyordur.

Arda güldü.

— Tahmin ettiğin kadar değil. Hatta çocukken makarnadan kaçmaya çalışıyordum.

— Nasıl yani?

— İnsan her gün önüne aynı şeyi görünce kıymetini anlamıyor.

Gülmeye başladım.

Babam da uzaktan konuşmaya katıldı.

— Siz konuşun, hamuru ben mi yapacağım?

— Tamam, tamam, çalışıyoruz.

Arda tekrar hamura döndü.

Bir süre sonra dışarıdan bir müşteri geldi.

Yaşlı bir kadındı.

Ne istediğini anlatırken biraz zorlanıyordu.

Arda hemen yanına gidip sakin bir şekilde dinledi.

— Siz acele etmeyin. Ben beklerim.

Kadın gülümsedi.

— Oğlum, iki tane poğaça alacağım ama hangisinden alsam bilemedim.

— İsterseniz ikisinden de birer tane alın. Beğendiğinizi yarın yine alırsınız.

Kadın güldü.

— Sen akıllı çocuksun.

— Annem de öyle söylüyor.

Kadın gittikten sonra Arda tezgâha döndü.

— İnsanları dinlemek lazım. Bazen ne istediklerini söylemeleri biraz zaman alıyor.

Başımı salladım.

— Haklısın.

Tam o sırada Mert yanıma geldi.

— Bu çocuk fazla konuşuyor.

— Daha yarım saattir burada.

— Yine de.

— Kıskandın mı?

Mert hemen bana baktı.

— Ben niye kıskanayım?

— Bilmiyorum. Yüzünden öyle anlaşılıyor.

— Hiç alakası yok.

Gülerek yanından uzaklaştım.

Bir süre sonra Arda'nın çantasının yanında duran gitarı fark ettim.

— Gitar mı çalıyorsun?

— Evet.

— Buraya gitarla mı geldin?

— Okuldan çıkınca prova yapacaktım. Sonra buraya geldim.

— Güzelmiş.

— İstersen bir gün çalarım.

— Olur.

Arda gülümsedi.

— Anlaştık.

Saat ilerlemişti.

Okula gitmem gerekiyordu.

Önlüğümü çıkarıp çantamı aldım.

— Baba, ben çıkıyorum.

— Tamam kızım. Ders çıkışı yine buraya gelirsin.

— Gelirim.

Arda bana döndü.

— Kolay gelsin.

— Sana da.

Tam kapıdan çıkacakken telefonum titredi.

Ekrana baktım.

Merkezden mesaj gelmişti.

“Yeni görev.”

Mesajın altında bir adres vardı.

Bir sonraki mesajı açtım.

“Hedef: Derya Akın.”

Devamını okudum.

“Eşinin başka biriyle görüştüğünden şüpheleniyor. Aldatıldığını kanıtlayacak görüntüyü elde et.”

Bir mesaj daha geldi.

“Fotoğraf çek. Kimliğini belli etme.”

Telefonu kapattım.

Başımı kaldırdığımda Arda bana bakıyordu.

— İyi misin?

Hemen gülümsedim.

— İyiyim.

— Bir anda daldın.

— Dersleri düşündüm.

— Kolay gelsin o zaman.

— Teşekkür ederim.

Pastaneden çıktım.

Dışarıda birkaç saniye durup derin bir nefes aldım.

Az önce sıradan başlayan gün yine değişmişti.

Bu kez görevim farklıydı.

Bir kadının gerçekten aldatılıp aldatılmadığını öğrenmem gerekiyordu.

Ve bunu kimse fark etmeden yapmalıydım.

Çantamı omzuma takıp okula doğru yürümeye başladım.

Telefonum cebimdeydi.

Yeni görev çoktan başlamıştı.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: aaa kalemmiz
  • İkbal Sürücü: kalemine sağlık
  • İkbal Sürücü: yeni Görevi sabırsızlıkla bekliyorum
  • İkbal Sürücü: mükemmel bir bölüm
  • İkbal Sürücü: 😍
  • İkbal Sürücü: ☺️