10
BÖLÜM — UYANIŞ
Mesajı birkaç saniye boyunca ekranda tuttum.
“İşaretin uyanıyor.”
Ne demekti bu?
Bileğime baktım.
Gerçekten de sıcaktı.
Dün gece de aynı şeyi hissetmiştim.
Telefonu kapatıp etrafıma baktım.
Sokak sakindi.
Az önce karşı kaldırımda duran kişi de ortadan kaybolmuştu.
İçimden bir “oh” çektim.
En azından şu an kimse yoktu.
Okulun bahçesine geri döndüm.
Ayşenur beni görür görmez yanıma geldi.
— Nereye gittin?
— Biraz dışarı çıktım.
— İyi misin?
— İyiyim.
Bana birkaç saniye baktı.
— Emin misin?
— Eminim.
Başını salladı ama pek ikna olmuş gibi görünmüyordu.
Dersler bitene kadar aklım sürekli o mesajdaydı.
Okuldan çıkınca doğruca pastaneye gittim.
Kapıdan girer girmez fırından gelen sıcak ekmek kokusu geldi.
Annem tezgâhın arkasındaydı.
— Geldin mi kızım?
— Geldim anne.
Mert de içerideydi.
Arda ise arka tarafta tepsilerle uğraşıyordu.
Beni görünce gülümsedi.
— Hoş geldin.
— Hoş buldum.
Arda birkaç saniye yüzüme baktı.
— Bugün biraz dalgınsın.
İçimden “Bir sen eksiktin.” diye geçirdim.
— Herkes bugün aynı şeyi söylüyor.
Mert hemen lafa girdi.
— Çünkü gerçekten dalgınsın.
— Sağ olun ya.
Gülüp tezgâhın arkasına geçtim.
Bir süre müşterilerle ilgilendim.
Dışarıdan bakınca her şey normaldi.
Ama benim için hiç normal değildi.
Bileğim hâlâ sıcaktı.
Bir ara arka tarafa geçip kolumu açtım.
Kırmızı ay işareti eskisinden daha belirgin görünüyordu.
Parmağımla hafifçe dokundum.
Bir anda içimde garip bir ürperti oldu.
Elimi hemen çektim.
— Ne oluyor sana?
Kendi kendime fısıldadım.
Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.
— Bir şey mi oldu?
Hızla döndüm.
Arda kapının yanında duruyordu.
— Yok.
— Emin misin?
— Evet.
Birkaç saniye yüzüme baktı.
Sonra başını sallayıp dışarı çıktı.
Kolumu hemen kapattım.
Kimseye bir şey söylemek istemiyordum.
Hele ki aileme hiç.
Akşam pastaneyi kapattıktan sonra eve gitmeden biraz yürümeye karar verdim.
Hava serindi.
Kulaklığımı taktım ama müzik açmadım.
Biraz kafamı toparlamak istiyordum.
Birkaç dakika sonra arkamdan ayak sesleri geldi.
Yavaşladım.
Sesler de yavaşladı.
Durunca ses de kesildi.
Arkamı döndüm.
Kimse yoktu.
— Tamam...
Kendi kendime mırıldandım.
Yürümeye devam ettim.
Birkaç adım sonra tekrar durdum.
— Beni takip ediyorsan çık ortaya.
Cevap yoktu.
Tam arkamı dönecekken bir ses duydum.
— Hâlâ çok dikkatlisin.
Olduğum yerde kaldım.
Bu sesi tanıyordum.
Yavaşça arkamı döndüm.
O adam birkaç metre ötede duruyordu.
— Sen...
Gülümsedi.
— Yine karşılaştık.
— Beni neden takip ediyorsun?
— Belki de seni takip etmiyorumdur.
— O zaman neden sürekli karşıma çıkıyorsun?
Omuzlarını kaldırdı.
— Tesadüf diyelim.
— Buna ben bile inanmadım.
Gülümsemesi biraz daha büyüdü.
Sonra bakışları bileğime kaydı.
— İşaret daha belirginleşmiş.
Kolumu hemen kapattım.
— Sen bunun hakkında ne biliyorsun?
Bu kez gülümsemedi.
— Sandığından daha fazlasını.
Bir adım attı.
Ben de bir adım geri çekildim.
— Bana gerçeği söyle.
— Henüz değil.
— Neden?
Birkaç saniye sustu.
— Çünkü öğrendiğinde bazı şeylere farklı bakacaksın.
Kaşlarımı çattım.
— Ne demek istiyorsun?
Cevap vermedi.
Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.
Bir dal kırılmıştı.
Hemen arkamı döndüm.
Kimse yoktu.
Tekrar önüme baktığımda adam da ortada yoktu.
— Şaka mı bu?
Etrafıma baktım.
Yine yalnız kalmıştım.
Bileğim bir anda tekrar ısındı.
Bu sefer daha farklıydı.
Elimi üzerine koydum.
İşaretin altında hafif bir titreşim hissettim.
Kaşlarımı çattım.
— Bu da ne?
Telefonumu çıkardım.
Ekranda yeni bir mesaj vardı.
“Artık seni buldular.”
Mesaja birkaç saniye baktım.
Sonra başımı kaldırıp sokağa baktım.
Kimse görünmüyordu.
Ama nedense bu kez içim rahat değildi.
Sanki birileri gerçekten beni izliyordu.
Ve ben kim olduklarını bulamıyordum.
Yorumlar
- İkbal Sürücü: çok güzel bir bölümdü
- İkbal Sürücü: emeğine sağlık
- İkbal Sürücü: 😍
- ..: Gariban Arda her şeyden habersiz nasıl olduğunu sormuştu sadece dbshbdsb