Livre cinquième--La descente · 11
Fantine'in hikâyesi nedir? Bu, toplumun bir köle satın almasıdır.
Kime? Yoksulluğa.
Açlığa, soğuğa, yalnızlığa, terk edilmişliğe, sefaletin pençesine. Acı bir pazarlık. Bir ruh, bir parça ekmek için. Yoksulluk teklif eder, toplum kabul eder.
İsa Mesih'in kutsal yasası medeniyetimizi yönetiyor, ama henüz onu derinlemesine etkilemiş değil. Avrupa medeniyetinde köleliğin sona erdiği söyleniyor. Bu bir yanılgıdır. Hâlâ var, ama artık sadece kadın üzerinde ağır basıyor ve adı fuhuş.
Kadın üzerinde, yani zarafet, zayıflık, güzellik, annelik üzerinde. Bu, insanın en büyük utançlarından biridir.
Bu acı dramın geldiği noktada, Fantine'den geriye ne kaldıysa, hepsi silinmiş durumda. O, çamur haline gelerek mermerleşti. Ona dokunan donuyor. Geçip gidiyor, sizi yaşıyor ama sizi umursamıyor; o, onurları zedelenmiş ve sert bir figür. Hayat ve sosyal düzen ona son sözlerini söylediler. Başına gelen her şey, başına gelecek olan her şeydir. Her şeyi hissetti, her şeyi katlandı, her şeyi deneyimledi, her şeyi acı çekti, her şeyi kaybetti, her şeyi ağladı. O, kayıtsızlıkla benzer bir kabulleniş içinde; bu, ölümün uykuya benzemesi gibi bir şey. Artık hiçbir şeyden kaçmıyor. Hiçbir şeyden korkmuyor. Üzerine her şey yağıyor ve okyanus onun üzerinden geçiyor! Ne önemi var ki! O, suyu emmiş bir sünger.
Bunu en azından böyle düşünüyor, ama kaderin tükenebileceğini ve her şeyin dibine ulaşılabileceğini düşünmek bir hatadır.
Ah! Tüm bu kaderler neden böyle birbirine karışmış? Nereye gidiyorlar? Neden böyleler?
Bunu bilen, tüm gölgeyi görür.
O yalnızdır. Adı Tanrı'dır.