Keşfet

Her Son Bir Başlangıç

Serçenin Gözyaşı

Dikkat!:Bu kitapta olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar; taciz, şiddet, cinsellik gibi tetikleyici unsurlar bulunmaktadır. Gri hatta karanlık ahlaki değerlere sahip karakterler vardır. Etkilenecek okuyucularımız lütfen okumasın ya da bunu bilerek yaklaşsınlar. Tarafıma olası bir şikayet kabul edilmeyecektir. Bu uyarıdan sonrası okuyucunun tercihidir.

5 Nisan 2025-Ankara

​​Evde bir telaşe vardı. Çünkü evleniyorum ama nedense evdekiler benden daha heyecanlıydı. Hatta annem o kadar telaş yapmıştı ki günlerdir bununla uğraşıyordu. Benimse onların aksine ne heyecanım vardı ne de hevesim. Zorla evlenmiyordum aslında ama ne bileyim...

İçimde özel bir istek veya heyecan yoktu. Ama olmalıydı. Yani olması gerekmez miydi? Sonuçta bir insan hayatında kaç kez evlenirdi? Kaç kez birini severdi?

​​​​​​Sanırım bende bir sorun vardı.

​​​​​​Ben derin düşünceler içindeyken odaya telaşla teyzem girdi. Kendisi düğünüm için Malatya`dan gelmişti. Ama yüzündeki ifade hiç o yola değmiş gibi bir mutluluk taşımıyordu. Böyle olunca ne olduğunu merak ettim ve "Neyin var Mehoş" diye sordum. Teyzemin ismi Melahat`ti ama biz genelde Mehoş derdik.

Beni yüzündeki ifadeyi koruyarak yanıtladı "Damat yok!"

Birkaç saniye ne dediğini anlamaya, daha doğrusu sindirmeye çalıştım.

"Ne demek damat yok"

"Bayağı yok. Müstakbel eşin olacak adama ulaşamıyoruz. Hem de iki gündür. Sen hiç konuştun mu?" diye aynı telaşla bir çırpıda konuştu.

​​​​​​Ben hâlâ şok içindeydim. Yine de "Hayır ben konuşmadım ama mesaj atmıştı dün." diyebildim.

Teyzem hemen "Saat kaçta attı?" diye bir soru yöneltti. Telefonumu çıkarıp mesajı kaçta attığına baktım. ​​​​​​09.03. Teyzeme de gösterdim.

"Teyze madem Ferit kayıp benim niye haberim yok?" diye yavaş yavaş yerine gelen aklımla bir soru sordum.

​​​"Annen telaş yapma diye söylememizi istemedi. Ben de zaten yeterince streslisindir, bir de bunla uğraşma nasıl olsa birkaç saate gelir diye ses etmedim." dedi.

"Söyleseydiniz en azından bu zamana kadar nerede olduğunu öğrenirdim. Yarın nikah var farkındasınız dimi?" diye her ne kadar kontrol etmeye çalışsam da sinirli çıkan sesimle konuştum.

"Artık yapacak birşey yok. Sen onu bunu boşver kocanı bulmaya bak." dedi. Haklıydı. Şuan bunu tartışmanın sırası değildi.

Hemen ayağa kalktım ve iş telefonumu çekmeceden çıkardım. İstediğim isme denk gelince telefonu kulağıma dayadım. Telefon açıldığı gibi "Faruk senden bir isim bulmanı istiyorum. Ferit Yaman. Çabuk ol. Bir dakikan var. " dedim ve telefonu kapattım. Cevap pek umrumda değildi açıkçası. Mecbur bulacaktı zaten.

Ve gerçekten tam bir dakika sonra telefonuma bir bildirim geldi. Mesajdaki konuma bastığımda karşıma çıkan görüntü ile şok geçirdim. Çünkü biz Ankara`daydık ve konum Antalya`yı gösteriyordu.

Ama hiç bozuntuya vermedim ve telefondan bir ismi daha tuşladım. İki çalışta açıldı. "Emredin komutanım" diyen sesi duyunca çabucak konuştum.

"İsmail çabuk sana bir konum gönderiyorum adamı bul. İsmi Ferit Yaman. İster tek ister yanına bir dangalakla git ama çabuk ol"

Cevap her zamanki gibi netti "Emredersiniz komutanım" ve telefon kapandı.

​​​​​​Teyzeme baktığımda ağzı açık ve neredeyse salyalar damlatarak bana bakıyordu. Boş bakışlarımı görünce kendini toparladı. Ve sadece "Maşallah" dedi.

Eyvallah der gibi bir hareket yapıp odadan çıktım. Nereye gittiğimi de bilmiyordum aslında. Sadece dışarı çıkmam gerekiyordu. Ayakkabılıktan ayakkabılarımı ve deri ceketimi aldığım gibi kendimi dışarı attım.

Garip bir şekilde rahattım. Yani müstakbel kocam nikahtan kaçmıştı ama üstümde hiç bir üzüntü veya gerginlik yoktu. Düz Ahsen`dim sadece. Buna anlam veremeyerek bir sigara yaktım ve lojmandan da çıktım. Hâlâ nereye gittiğimi bilmiyordum.

Sigara bitince yere atıp üstünü ezdim. Ve ayaklarımın beni getirdiği yere baktım.

Lojmandan biraz uzaktaki parka gelmiştim. Nedenini bilmiyordum. Çocukken parka gitmeyi çok severdim. Koşturmak, oynamak, hoplamak, zıplamak benim en sevdiğim şeylerdi zaten. Ama babam öldükten sonra gitmeme izin vermemişti amcamlar. İzin verseler bile ben gitmezdim zaten artık. Babama özel kalsın isterdim.

Düşüncelerimden sıyrılmaya çalışarak salıncaklardan birinin üstüne oturdum.

Ne kadar olduğunu bilmediğim bir süre sonra telefonum çaldı. Arayan İsmail`di. Açtım. "Söyle" dedim sadece.

"Komutanım biz şimdi geldik bu dediğiniz konuma ama doğru konum olduğundan emin misiniz?" derken sesinde hafif bir telaş hissettim.

"Evet. Ne oldu?"

"Komutanım bu adreste bir tane Ferit var o da pek müsait değil sanki. "

"Ne demek o İsmail? Lafı dolandırma da anlat." sinirim bozulmaya başlıyordu.

"Komutanım...Yanında başka biri var ve hiç yarın nikahı varmış gibi bir münasebetle durmuyorlar." deyince şaşırdım. Ama bozuntuya vermedim.

"Sen gördün mü adamı? "

"Hayır."

"Bir şekilde odasına gir bana da haber ver gerekirse fotoğraf atabilirsin. " dedim ve telefonu kapattım.

İşte şimdi neden heyecanlı olmadığım anlaşılıyordu. Çünkü evleneceğim adam tam bir dangalaktı. Önce kendime itiraf edemesem de gerçek buydu.

​​​​​​İçimde bir rahatlama hissi farkettim o an. Sanki omuzlarımdan bir yük kalkmış gibi hafifledim. Eğer İsmail`in dedikleri doğruysa ve onu o şekilde yakalarsam işte o zaman o patavatsız aygırdan kurtulurdum. Bu düşüncelerle bir kaç dakika İsmail`den haber bekledim.

Ve İsmail`den beklenen mesaj geldi. Kapıyı kırıp da girmişti sanırım çünkü her yer her yerdeydi. Toparlanmaya çalışılmamıştı. Ve yatakta pek sevgili aygırım yanında da bir sarışın vardı. Pardon yanında değil bayağı üstünde. Çırılçıplak kameraya far görmüş tavşan gibi bakıyorlardı.

Ve ben yine şaşırmadım. İsmail`e işinin bittiğini artık oradan ayrılabileceğini söyledim.

​​​​Annemin telaş yaptığını varsayarak daha fazla oyalanmadan lojmana geçtim. Kapıyı annem açtı. Tahmin ettiğim gibi suratında stresle karışık bir ifade vardı. Girer girmez "Ne yaptın?" diye sordu.

"Ne yapacağım anne. Yerini buldum."

"Nerdeymiş?"

"Antalya.Ve sanrım artık evlenebileceğim bir damadın yok."

​​​​"Kız o ne demek öyle? Lafı dolandırmasana! "

Bıkkın bir nefes verdim. Ve her ne kadar istemesemde telefonumu çıkarıp fotoğrafı ona gösterdim.

Bir çığlık.

"Tövbe yarabbim!"diyerek elini yüzüne kapattı.Benden daha çok tepki vermesi şaşırtıcı değildi. Balkondaki güvercin bile benden daha çok tepki verebilirdi o an.

"Şimdi anlamışsındır annecim. İzninle odama geçiyorum." deyip odama adeta fırladım. Odama gelince kapıyı kapatıp kendimi yatağa attım. Son izin günümdü zaten dinleneyim derken daha da yormuştu beni puşt. En azından böyle biriyle evlenmekten kurtulduğum için seviniyordum.

Bir kaç saat sonra...

​​​​​​Kapımın tıklatılmasıyla gözümü açtım. Önce saate baktım 16.24 . YUH! Kaç saat uyumuştum ben ya. Hemen yataktan fırladım ve kapıyı açtım.

Teyzemdi. Tabii ki olayları dinleyip dedikodu yapmaya gelmişti. Hiç havamda değildim oysa. Kahverengi kıvırcıklarını savura savura girdi. Yatağıma oturdu ve "E ne yaptın" dedi hiç bir şey olmamış gibi. İşime gelirdi. ​​​​

​​​"Ne yapayım? Sevgili aygırcığımı buldurdum, bir sarışınla alt alta gördüm ve eve geldim." dedim ben de onun gibi sanki hergün yaşadığım bir şeymiş gibi.

İfadesi kısa bir an bozguna uğrasa da hemen toparladı. "O kaybetmiş kızım. Şu endama, boya, posa bak. Vallahi yeğenimsin diye demiyorum taş gibi hatunsun Maşallah"

Ağzımdan minik bir gülüş kaçtı. "E o da benim gibi iyisine katlanamadı herhalde" diye dalgaya vurdum. "Ama boy pos mesleki gerekçe" dedim sırıtarak.

"Ay pardon, ben yeğenimin koskoca Kıdemli Üsteğmen Ahsen Yüce olduğunu bir an için unuttum" dedi göğsünü gere gere.

"Abartma teyze." dedim içimde zerre utanma olmamasına rağmen. Zaten neden utanacaktım ki? Ben vatanım için hizmet eden bir Türk askeriydim. En büyük övünç kaynağım ise vatanım ve mesleğimdi.

Böyle böyle biraz daha konuştuk.Amacı beni mutlu etmekti ve başarmıştı da. Aslında üzgün değildim zaten ama bir neşe yüklenmişti sanki onunla konuşunca.

Dedikodumuz bitince odadan çıktı ve kapıyı kapattı.

Kendi kendime geçirdiğim bir kaç dakika sonunda telefonum çaldı. Arayan Albay Kamil Öztürk`tü. Şaşırdım ve hemen kendimi toparla

Yorumlar

  • Duygu Oral: Ya evet belki öyle ama yani Ben gerçek hayatta böyle bir şeyin çok büyük bir işkence olduğuna eminim
  • Nursenaa: zorla değil aslında askım sadece karmaşık duygular içinde ve sonradan nası biri olduğunu fark edince seviniyo kurtulduğu için
  • Duygu Oral: Zorla evlenmek hiç de hoş değil
  • Nursenaa: @ecosunuzzz hesabım ban yedi maalesef artık yazamıyorum oradan
  • Ece: @disiaslan ben kitappad de görmüştüm
  • Nursenaa: novelya ve vaveylada var askım normalde kitappadde de vardı ama ban yedim maalesef 🤧🤍
  • Ece: Ben bu isimle olan bir kitap görmüştüm başka hangi uygulamalarda yayınlıyorsunuz?