Keşfet

4. Bölüm : Takla Atan Araba

SEVİYESİZ VAHŞİLER

Yukarıda bulunan resim Hakan karakterine aittir.

💀

05.05.2020

Saat 03.01

Türkiye - Diyarbakır

Boş sokaklarda sessizce yürüyen Veyla gözlerini kısarak geçtiği yıkık evlerin pencerelerine bakıyordu. Şafak vaktiydi ve sokaklar boştu. Hastalıklı olanlar neredeydi bilmiyordu ancak başka insanların olduğuna inanıyordu. Bu sebeple evlere bakıyor, eğer hayatta kalan başka insanlar varsa bilmek istiyordu. Bir perdenin hareket ettiğini düşündü ancak sonra hayal gördüğünü anlayıp yoluna devam etti. Herkes kaçmıştı.

Sessizce ilerlemeye devam ettiğinde birkaç hastalıklı gördü. Kendini kenara çekip parçalanmış bir arabanın arkasına saklandı ve etrafa daha dikkatli baktı. Dört tane saymıştı. Alışveriş merkezi uzakta değildi. Sessizce yürürse onu fark etmezlerdi. Bu düşünceyi onaylayıp yavaş adımlarla yoluna devam etti.

Alışveriş merkezinin önüne geldiğinde sessizce çalışmayan sensörlü kapıyı yana itip açtı. Şafak vakti olmasına rağmen içerisi karanlıktı. Yavaşça içeri girip etrafına baktı. Kimsenin olmadığına emin olduktan sonra yürümeye devam etti.

Ezbere bildiği yollardan geçip yürüyen merdivenlere ulaştı. Elektrik olmadığı için çalışmıyorlardı. Sessizce birinci kata geldiğinde karşısına çıkan ilk mağazaya girdi. Burada el feneri olmasını umut ediyordu.

Hızlıca girip gözlerini kısarak etrafı görmeye çalıştı. Ses yoktu. Görünüşü biraz netleştiğinde el feneri aramaya koyuldu. Kısa süre sonra eline bir tane geçtiğinde derin bir nefes aldı.

Feneri yakıp etrafına baktı. Buranın bir teknoloji mağazası olduğunu düşündü. Işığı her yere tuttu ve kimsenin olmadığına emin olduktan sonra oradan çıktı. Çanta bulması gerekiyordu.

Işığı ileri tutup yürümeye devam etti. Kıyafet mağazası gördüğünde koşarak oraya girdi. Boş olduğunu düşünüyordu ancak içerde iki hastalıklı vardı. Mağaza çalışanları olduğunu görünce özür dileyip hançeriyle ikisini öldürdü. Başka kimsenin olmadığından emin olduktan sonra çanta aramaya koyuldu. Siyah deri bir sırt çantası bulduğunda içine kendine uygun birkaç kıyafet koydu. Büyük bir çanta gördüğünde içine Songül, Hakan ve babası için de birkaç kıyafet ve üç çanta koydu. Büyük çantayı bir eline aldıktan sonra feneri ağzına götürdü ve diğer eline hançerini alıp yürümeye devam etti.

El fenerlerini bulduğu yere geri dönüp daha fazla el fenerini çantaya koydu. Bu kadarının yeterli olduğunu düşünüp mağazadan çıktı ve geldiği yoldan geri dönerek tayfanın geri kalanının yanına gitti.

💀

05.05.2020

Saat 7.23

Türkiye - Diyarbakır

°°°

"Hâlâ nasıl sağ kaldığını anlamadım."

Veyla şafak vakti yaptığı şeyleri uyandığı zaman diğerlerine anlatmıştı. Başta inanmak istememişlerdi ancak el feneri ve kıyafetleri görünce dehşete düşmüşlerdi.

"Ölebilirdin. Keşke beni de çağırsaydın."

Songül'ün endişesi devam ediyordu. Yakın zamanda kaybettiği dostunun yasını hâlâ tutuyordu. Bir arkadaşını daha kaybetmek istemiyordu. Kıyafetleri değişmiş, daha fazla eşya taşıyabilecek çantalarını sırtlarına takmış ve karanlıkta yaz vakti ateş yakmayacakları için sevinmişlerdi ancak daha büyük bir problemleri vardı. Bunu dile getiren Hakan oldu.

"Kıyafetimiz var ancak bir yere kadar. En önemli iki şeyimiz yok. Gıda ve silah. Sonsuza kadar bıçaklar ile hayatta kalamayız."

Veyla kaşlarını çatarak düşünmeye başladı. Güneş yüzlerine vurarken ter alınlarından aşağı düşüyordu. Kaç gündür ağızlarından lokma geçmemişti. Suları ise bitmek üzereydi.

"Kardeşin, onun asker olduğunu söyledin. Nerede olduğunu biliyor musun peki? Nerede görev yaptığını?"

Hakan bir süre düşündü. Nasıl söylemesi gerektiğini bilmiyordu ancak doğrudan söylemenin daha iyi olacağını düşündü.

"Kardeşim Türk değil. İspanyol."

Hamdi Bey dahil olmak üzere hepsinin bakışları ona döndü. Veyla kaşlarını daha da çatarken Songül boş bakışlar ile bakıyordu. Kısa sessizliği bozan kişi Songül oldu.

"Nasıl oluyor o? Bir açıklar mısın?"

Hakan söylemek istemiyordu ancak başka şansı yoktu. Beraber hareket ettiği insanlara kendini tam anlamıyla tanıtmamıştı. Bunu onlara borçlu hissediyordu.

"Şimdi bizim babamız iş için buraya gelmiş. O sırada annem ile tanışmış. Kısa bir tanışma olmuş yani. İşte sonra ben olmuşum. Annem de yetimhaneye vermiş. Arada sırada ziyarete gelirdi. Oradan biliyorum. Kardeşim olduğunu öğrendiğimde ona ulaştım ve olanları anlattım. Şuan 23 yaşında. Aslında hâlâ asker değil eğitim alıyor."

Songül büyük bir kahkaha patlatırken Hakan'ın koluna dostça vurdu.

"Tek değilmişim o halde. Sen en azından aileni biliyorsun. Kıymetini bil."

Songül kahkaha atmaya devam ederken Veyla eliyle alnını siliyordu. Daha fazla burada kalamazlardı. Merkeze yakın bir yerdeydiler. Hastalıklı olanlar sabit durmuyordu. Bunu bu sabah giderken anlamıştı.

"Beni dinleyin. Gidip bir market bulalım. Eczane de bulmamız gerekiyor. Buraya en yakın yer neresi bilen var mı?"

Hakan yere oturup bir şeyler çizmeye başladı. Diğerleri de oturup onun çizdiği şeye bakmaya başladılar. İşi bittiğinde Hakan en yakın markete nasıl gidilebileceğini anlattı.

"Buraya en yakın markete 259 metre uzakta. Eğer yanlış bilmiyorsam. Sayıyı salladım. Ne kadar olduğunu bilmiyorum ancak nereden gidildiğini biliyorum. Eczane de var."

Söylediği sayıyı umursamadılar. Arabalara atlayıp yola koyuldular. Hakan ve Songül önden giderken Veyla ve babası fuşya rengi araba ile arkalarından geliyordu.

Veyla bu arabanın kime ait olduğunu merak ediyordu. Arabayı süren babasına kısa bir bakış attıktan sonra merak ettiği şeyi sordu.

"Bu araba kimindi? Anahtarı senin çantandan almıştım."

Babası Hamdi Bey çokça öksürdükten sonra sorusuna cevap verebilmişti. Haziran ayında hasta olmak büyük bir başarıydı. Ağır kesiciye ihtiyacı vardı.

"Bu arabayı sana almıştım. Sen ehliyetini aldıktan bir yıl sonra sana araba alacağıma söz vermiştim. Sen hatırlamıyorsun ama ben hatırlıyorum. O zaman çok küçüktün. En sevdiğin renk ne diye sorduğumda fuşya demiştin."

Veyla etkilenmiş bir şekilde bakıyordu babasına. Bu zamana kadar kendisine özel birşey almamıştı. Bu arabanın onun olduğuna inanmakta güçlük çekiyordu. Babasından aldığı ilk hediyeydi. İtibarı için almamıştı, küçük kızı istediği için almıştı.

"Sağol baba."

Yaklaşık bir saat sonra Hakan'ın söylediği yere gelmişlerdi ancak her yerde hastalıklı insanlar vardı. Arabalarına doğru gelip camlara saldırdıkları zaman hızla geri gitmek istediler ancak olmadı. Kapana kısılmışlardı. Hamdi bey panik yaptığı için arabayı kullanamıyordu.

"Baba yer değiştirelim!"

Hamdi bey başını sallayıp arkaya doğru hareketlendi ancak araba yana devriliyordu. Veyla vahşilerin arasından Songül'ün bulunduğu arabayı aradı. Araba yoktu. Gitmişlerdi.

Araba büyük bir ses ve şiddetle takla atınca Veyla kafasını cama çarptı. Bilincini kaybetmeden önce duyduğu ses hayal olamayacak kadar gerçekti.

Bir helikopter başlarının üzerinde uçuyordu.

💀

Yorumlar

  • Yalnız Biri: Saçma biliyorum ancak beni mutlu ediyor. 🏞️