27. BÖLÜM — AŞAĞIDA
27. BÖLÜM — AŞAĞIDA
İlk basamağa bastığımızda taş hafifçe gıcırdadı.
Lyra hemen aşağı baktı.
— Umarım bu merdiven sağlamdır.
— Bunu şimdi mi düşündün?
— Evet.
— Harika.
Bir basamak daha indik.
Merdivenler düşündüğümden daha uzundu. Yukarıdaki oda giderek gözden kayboluyor, aşağı taraf ise gittikçe kararıyordu.
Cihazın ışığını aşağı tuttum.
— Bir şey görüyor musun?
Lyra başını iki yana salladı.
— Hayır.
— Ben de.
Birkaç basamak daha indik.
Tam o sırada aşağıdan yine bir ses geldi.
Tak.
Lyra durdu.
— Yine başladı.
— Evet.
— Sence ne bu?
— Umarım öğrenmeyiz.
Lyra bana baktı.
— Çok yardımcı oldun.
— Elimden geleni yaptım.
İkimiz de kısa bir an güldük.
Sonra merdivenlerin sonuna ulaştık.
Karşımızda dar bir koridor vardı.
Duvarlarda eski gaz lambaları asılıydı. Hiçbiri yanmıyordu.
Yerde toz vardı. Bazı yerlerde ayak izi gibi izler seçiliyordu ama ne kadar eski olduklarını anlayamıyordum.
Cihazı kaldırdım.
A. V. SİNYALİ: ÇOK YAKIN
Lyra ekrana baktı.
— Buraya uzun zamandır kimse gelmemiş gibi.
— Evet.
Koridorda birkaç adım ilerledim.
Ayağımın altında küçük bir metal parçası ezildi.
Eğilip aldım.
Eski bir vida gibiydi.
Tam cebime koyacakken Lyra seslendi.
— Elias.
Başımı kaldırdım.
Koridorun sonunda bir kapı vardı.
Yaklaştığımızda kapının üzerindeki sembolü fark ettim.
Mührümdeki sembolün aynısıydı.
Lyra da gördü.
— Yine mi?
— Evet.
Kapının üzerinde küçük bir yazı daha vardı.
Tozun arasından sadece birkaç kelime okunuyordu.
İLK GEÇİŞ...
Gerisi silinmişti.
Lyra yazıya baktı.
— Bu lafı daha önce de görmüştük.
— Defterde.
— Aynen.
Elimi kapıya götürdüm.
Mühür hemen ısındı.
Kapının içinden küçük bir mekanizma sesi geldi.
Çıt.
Lyra bir adım geri çekildi.
— Açıldı mı?
Kapı kendi kendine birkaç santim aralandı.
İçeriden loş bir ışık geliyordu.
Tam içeri girecekken durdum.
— Bir dakika.
Lyra bana döndü.
— Ne oldu?
— Kâğıt.
Cebimden çıkarıp tekrar açtım.
Üzerindeki cümleyi yeniden okudum.
“Aşağıya tek başına inme.”
Lyra yazıya baktı.
Sonra bana döndü.
— Demek bizi birlikte göndermek istemiş.
— Ya da burada ne olduğunu bilen biri bunu yazmış.
Lyra kapının aralığından içeri baktı.
— Öğrenmenin başka yolu var mı?
Başımı iki yana salladım.
— Yok.
Kapıyı biraz daha açtım.
İçeride küçük bir oda vardı.
Ortada eski bir masa duruyordu.
Masanın üzerinde açık bir defter vardı.
Hemen yanında da eski bir fotoğraf.
Lyra yanıma geldi.
Fotoğrafı birlikte inceledik.
İlk başta neye baktığımızı anlayamadım.
Sonra yüzü gördüm.
Bir anda içim sıkıştı.
Lyra da hiçbir şey söylemedi.
Fotoğraftaki kişiyi tanıyordum.
Bendim.
Fotoğrafın kenarları yıpranmıştı. Kâğıdın rengine bakılırsa yıllar önce çekilmişti.
Ama fotoğraftaki kişi gerçekten bendim.