Keşfet

31. BÖLÜM — YÜZLEŞME

SİNYAL YOK: KARANLIK 🖤

31. BÖLÜM — YÜZLEŞME

Kapının önüne geldiğimizde cebimdeki fotoğrafı bir kez daha kontrol ettim. Arka yüzündeki isim hâlâ aynıydı.

VICTOR.

Lyra yanıma sokuldu.

“Bunu ona gösterince ne olacak?”

“Bilmiyorum,” dedim. “Ama sormadan öğrenemeyiz.”

Kapıyı çaldım.

Bir süre sonra Adrian açtı. Bizi görünce şaşırdı.

“Bir şey mi oldu?”

“Victor'la konuşmamız gerekiyor.”

Adrian'ın bakışları elimdeki fotoğrafa kaydı. Bir şey sormak üzereydi ama vazgeçti.

“Gelin.”

Bizi salona götürdü. Victor pencerenin önünde duruyordu. Sesimizi duyunca döndü.

“Ne oldu?”

Cevap vermeden fotoğrafı masaya bıraktım.

Victor önce bana baktı, sonra fotoğrafı aldı. Ön yüzünü dikkatlice inceledi. Ardından çevirdi.

Arka taraftaki ismi görünce eli durdu.

“Bunu nereden buldunuz?”

“Eski odadan. İlk fotoğrafın bulunduğu yerden.”

Adrian yanımıza geldi.

“Ne var?”

Victor fotoğrafı ona uzatmadı. Birkaç saniye daha baktıktan sonra masaya bıraktı.

“Bunun benimle ne ilgisi var?”

“Arkasında senin adın yazıyor,” dedim.

“Onu ben de görüyorum, Elias.”

“Peki, fotoğraftaki kişi sen misin?”

Victor yeniden fotoğrafa baktı. Adamın yüzü tam seçilmiyordu. Fotoğrafın eskiliği de bazı ayrıntıları belirsizleştirmişti.

“Bilmiyorum,” dedi. “Yüzü doğru düzgün görünmüyor. Sadece ismim yazıyor diye kendim olduğumu söyleyemem.”

Adrian sandalyeyi çekip oturdu.

“Daha önce böyle bir fotoğraf gördün mü?”

“Hayır.”

“Peki ya bu işaret?”

Bileğimdeki mührü gösterdim.

Victor'un bakışları sembole takıldı. Az önceki rahat tavrı kayboldu. Elini uzatacak gibi oldu ama vazgeçti.

“Onu nereden aldın?”

“Babamın laboratuvarından kalan cihazda vardı.”

“Babanın laboratuvarından mı?”

“Evet. Neden bu kadar şaşırdın?”

Victor hemen cevap vermedi. Masanın kenarına yaslandı.

“Çünkü bu işareti daha önce gördüm.”

Lyra dikkatle ona baktı.

“Nerede?”

“Eski bir dosyada. Yıllar önceydi.”

“Nasıl bir dosya?”

“İçinde isimler ve tarihler vardı. Birkaç sayfada da bu sembol çizilmişti.”

“Peki, dosya nerede?”

Victor kısa bir nefes verdi.

“Kayboldu.”

Adrian başını kaldırdı.

“Nasıl yani, kayboldu?”

“Bilmiyorum. Bir daha bulamadım.”

“Böyle bir şeyden neden hiç söz etmedin?”

Victor kardeşine döndü.

“Çünkü elimde birkaç eski kâğıttan başka bir şey yoktu. Üzerlerinde ne yazdığını bile anlayamamıştım. Size ne anlatacaktım?”

Adrian karşılık vermedi. Yine de yüzündeki ifade, bu cevabın onu tatmin etmediğini gösteriyordu.

Benim de aklımda başka bir soru vardı.

“Dosyada bu fotoğraftaki tarihle ilgili bir şey gördün mü?”

Victor başını iki yana salladı.

“Hatırlamıyorum. Tarihler vardı ama hepsini aklımda tutmadım.”

“En azından birini hatırlamıyor musun?”

Bir süre düşündü.

“Hayır. Üzgünüm.”

Cihazı cebimden çıkarıp masaya koydum.

“Peki, bunu daha önce gördün mü?”

Victor cihazı eline almadı. Eğilip üzerindeki işaretleri inceledi.

“Bunun aynısını görmedim,” dedi. “Ama sembolün çevresindeki çizgiler bana tanıdık geliyor.”

“Nereden?”

“Dosyadan olabilir. Kesin konuşmak istemiyorum.”

Cihazın ne işe yaradığını ben de tam olarak bilmiyordum. Bazen kendiliğinden çalışıyor, bazen de ne kadar uğraşsam açılmıyordu. Üzerindeki mührün geçmişteki olaylarla bağlantılı olduğu açıktı ama bunun nasıl bir bağlantı olduğunu çözebilmiş değildim.

Victor cihazı bana geri verdi.

“Bunu sana kim verdi?”

“Kimse vermedi. Babamın laboratuvarında buldum.”

Victor'un yüzü gerildi.

“Baban bu işaretle mi uğraşıyordu?”

“Bildiğim kadarıyla evet.”

“Peki, sana bununla ilgili bir şey anlattı mı?”

“Hayır. Cihazı bulduğumda ne olduğunu bile bilmiyordum.”

Victor pencereye doğru yürüdü. Bir süre dışarı baktıktan sonra yeniden bize döndü.

“Benim babam da bu işaretle uğraşıyordu.”

Adrian ayağa kalktı.

“Bunu ilk kez duyuyorum.”

Victor ona baktı.

“Çünkü ben de ne olduğunu bilmiyordum.”

“Yine de anlatabilirdin.”

“Anlatacak bir şeyim yoktu, Adrian. Babamın odasında birkaç evrak görmüştüm. Sonra ortadan kayboldu. Elimdeki dosya da kaybolunca geriye hiçbir şey kalmadı.”

Odadaki sessizlik uzadı.

“Babanız ne zaman kayboldu?” diye sordum.

“Yıllar önce,” dedi Adrian. “Bir gün evden çıktı. Bir daha da dönmedi.”

Victor masaya yaklaştı. Fotoğrafı eline alıp arkasındaki isme baktı.

“Gitmeden önce tuhaf şeyler söylemeye başlamıştı,” dedi. “O zamanlar üzerinde fazla durmadım. Eski belgelerle uğraşıyor, geceleri çalışma odasından çıkmıyordu.”

“Ne söylüyordu?” diye sordu Lyra.

Victor kaşlarını çattı. Hatırlamaya çalışıyordu.

“Her şeyi net hatırlamıyorum. Ama bir cümlesini hiç unutmadım.”

Başını kaldırdı.

“Bir gün geçmiş, kendi içinden birini geri getirecek.”

Bileğimdeki mühür aniden ısındı.

Elimi geri çektim. Cihazı kontrol ettim ama ekran kapalıydı.

Lyra bana baktı. Bir şey söylemedi; onun da bunu fark ettiğini anlamıştım.

Victor ise gözlerini bileğimden ayırmıyordu.

“Ne oldu?” diye sordu.

“Bir şey yok,” dedim. “Devam et.”

Victor'un anlatacak başka bir şeyi varmış gibi görünüyordu ama konuşmadı. Bunun yerine fotoğrafı masaya bıraktı.

“Babamın odasını gösterebilirim. Belki orada bir şey bulursunuz.”

“Odası hâlâ duruyor mu?” diye sordu Adrian.

“Evet. Yıllardır kapalı.”

Victor cebinden eski bir anahtar çıkardı.

“Benimle gelin.”

Evin daha az kullanılan bölümüne geçtik. Koridorun sonundaki kapının önünde durdu. Anahtarı kilide sokarken bir an bekledi.

“Babam kaybolduğunda bu kapı açıktı,” dedi. “Ertesi gün kapattım. Bir daha da girmedim.”

Kapıyı açtı.

İçerisi karanlıktı. Victor duvardaki düğmeye bastığında tavandaki lamba birkaç kez titredi, ardından yandı. Masanın üzerinde dosyalar, duvarın kenarında eski bir kitaplık vardı. Perdeler kapalıydı. Oda, yıllardır kimse dokunmamış gibi görünüyordu.

Victor kapının yanında kaldı.

“Bakabilirsiniz. Ama bulduğunuz her şeyin ne anlama geldiğini bildiğinizi düşünmeyin.”

“Merak etme,” dedim. “Şimdilik bir cevap bulsak yeter.”

Masaya yöneldim. İlk dosyada eski mektuplar vardı. İkincisi neredeyse boştu. Üçüncünün kapağında ise bileğimdeki mühürle aynı sembol çizilmişti.

Lyra yanıma geldi.

“Elias, şuna bak.”

Dosyanın iç kapağında silik bir tarih vardı. Rakamların bir kısmı okunmuyordu ama tarih, bulduğumuz fotoğrafın arkasındaki tarihle aynı görünüyordu.

Dosyayı dikkatlice açtım. İçinde birkaç sayfa vardı. Çoğu boştu; kalanlardaki yazılar da zamanla silinmişti.

Tam o sırada cihaz cebimde titredi.

Çıkarıp ekrana baktım.

A. V. SİNYALİ: AKTİF

ÖNCEKİ KAYIT ARANIYOR...

Yazılar birkaç saniye sonra kayboldu.

Victor yanıma geldi.

“Ne yazıyordu?”

Ekranı ona gösterdim.

“A. V. harfleri sana bir şey ifade ediyor mu?”

Victor uzun süre ekrana baktı.

“Eski evraklarda buna benzer bir kısaltma görmüştüm,” dedi. “Ama nerede olduğunu hatırlamıyorum.”

“Babanın dosyasında olabilir mi?”

“Olabilir.”

“Peki, ne anlama geliyor?”

“Bilmiyorum, Elias. Gerçekten bilmiyorum.”

Cihazı cebime koydum. Bu kez daha fazla soru sormadım. Victor'un bilmediği şeyleri zorlayarak öğrenemezdim.

Dosyaları tek tek inceledik. Aradığımız cevabı bulamadık ama bazı sayfaların eksik olduğu belliydi. Birkaç yerde kâğıtların yırtıldığı, bazılarının da sonradan çıkarıldığı anlaşılıyordu.

Lyra masanın altındaki çekmeceyi açtı.

“Burada bir zarf var.”

Victor hemen yanımıza geldi. Zarfın üzerinde isim ya da tarih yoktu. Kapağı kapalıydı.

“Bunu daha önce gördün mü?” diye sordum.

Victor başını salladı.

“Hayır.”

Zarfı ona uzattım.

“Sen açmak ister misin?”

Bir an düşündü, sonra zarfı aldı. Kapağını dikkatlice açtı. İçinden tek bir kâğıt çıktı.

Kâğıdı açtığında yüzündeki ifade değişti.

“Ne yazıyor?” diye sordu Adrian.

Victor hemen cevap vermedi. Yazıyı baştan sona okudu, sonra kâğıdı masaya bıraktı.

“Burada yalnızca bir tarih var,” dedi. “Bir de şu sembol.”

Kâğıdın alt köşesinde aynı işaret bulunuyordu. Tarih ise kısmen silinmişti.

“Bu kadar mı?” dedim.

“Evet.”

Kâğıdı elime aldım. Tarihin tamamını okuyamıyordum. Yalnızca yılın son iki rakamı seçiliyordu.

Bu, aradığımız cevap değildi. Ama sembolün burada da bulunması, babalarının çalışmasının benim bulduğum cihazla bağlantılı olabileceğini düşündürüyordu.

Adrian kâğıda b