# 36. BÖLÜM — DÖNÜŞ
# 36. BÖLÜM — DÖNÜŞ
Victor'un mesajı akşam geldi.
**Victor:** Babamın eski defterlerinden birini buldum. Yarın gelebilir misiniz?
**Ben:** Ne buldun?
Cevap hemen gelmedi. Birkaç dakika sonra telefonum yeniden titredi.
**Victor:** Mesajla anlatılacak gibi değil. Gelince gösteririm.
Ertesi gün Lyra'yla Victor'un evine gittik. Bizi çalışma odasına götürdü. Masanın üzerinde eski, koyu renkli bir defter duruyordu.
“Bunu dün gece kutuları karıştırırken buldum,” dedi Victor. “Babamın eşyalarının arasındaydı. Daha önce nasıl fark etmediğimi bilmiyorum.”
Lyra sandalyeyi çekip oturdu.
“İçinde ne var?”
Victor defteri açtı ve bir sayfayı gösterdi.
“Önce şu işareti fark ettim.”
Sayfanın köşesindeki sembolü görür görmez istasyondaki dosyayı hatırladım.
“Oradaki işaretle aynı.”
“Benzer,” diye düzeltti Lyra. “Ama tamamen aynı değil.”
İki sembolü yan yana koyup karşılaştırdık. Aralarındaki fark küçüktü. Yine de Lyra'nın dediği doğruydu; çizgilerden biri diğerinden farklıydı.
“Belki de bilerek değiştirilmiştir,” dedi Victor.
“Olabilir,” dedim. “Ama nedenini bilmiyoruz.”
Victor sayfanın ortasındaki cümleyi gösterdi.
**“İlk tanık, kaydın başladığı kişi değildir.”**
Lyra yazıyı sessizce okudu.
“İlk tanık derken kimi kastediyor?”
“Fotoğraftaki adam olabilir,” dedim. “Ama bundan emin değiliz.”
Victor başını salladı.
“Babamın yazdıklarından bir şey anlamaya çalışıyorum ama her şey yarım bırakılmış gibi.”
Sayfanın altında üç isim vardı. İkisinin üzeri çizilmişti. Üçüncüsünün yanında yalnızca iki harf kalmıştı.
**A. V.**
Victor'a baktım.
“Bu harfleri daha önce de gördük.”
“Evet. Fakat kime ait olduklarını hâlâ bilmiyoruz.”
Defterin diğer sayfalarını da inceledik. Çoğu tarih ve kısa notlardan oluşuyordu. Bazı satırlar silinmişti. Aradığımız soruların cevabı burada olmayabilirdi ama defterin neden saklandığını anlamak istiyordum.
Telefonumdan istasyonda çektiğimiz fotoğrafı açtım.
“Victor, bunu daha önce gördüğünü söylemiştin. Bir şey hatırladın mı?”
Fotoğrafı eline alıp bir süre inceledi.
“Babamın çalışma odasında buna benzeyen başka bir fotoğraf vardı. Eski eşyaların durduğu bir sandığın içindeydi.”
“Sandık nerede şimdi?” diye sordu Lyra.
“Bilmiyorum. Babam kaybolmadan önce bazı eşyalarını toplamıştı. Sandığı da götürmüş olabilir.”
“Eski kayıtlarında nerede olduğunu yazmış olabilir mi?”
Victor düşündü.
“Olabilir. Eşyalarını not ettiği defterleri vardı. Onları bulmaya çalışacağım.”
Fotoğrafı geri aldım. Şimdilik bundan fazlasını öğrenemeyecektik.
Victor defteri kapatırken son sayfanın altındaki yazıyı fark ettim.
“Bir dakika, şurada bir şey var.”
Sayfayı yeniden açtı. Kenara sıkıştırılmış kısa notu birlikte okuduk.
**“Kayıt tamamlanmadan isim açıklanmayacak.”**
Lyra kaşlarını çattı.
“Demek ki saklanan bir isim var.”
“Öyle görünüyor,” dedi Victor. “Ama kim olduğunu bile bilmiyoruz.”
“Belki de önce kaydın tamamlanmasını beklememiz gerekiyor,” dedim.
Victor bana döndü.
“Peki, kayıt ne zaman tamamlanacak?”
Bu kez cevap veremedim.
Bir süre daha defteri inceledik ama başka bir şey bulamadık. Victor eski eşya kayıtlarını araştıracaktı. Lyra'yla ben de fotoğrafın tarihini netleştirmeye karar verdik.
Tam odadan çıkarken Victor masanın kenarındaki küçük zarfı fark etti.
“Bu da defterin bulunduğu kutudaydı.”
Zarfı eline aldı. Üzerinde bir tarih ve tek kelime vardı:
**Dönüş.**
Lyra tarihe baktı.
“Fotoğrafın çekildiği tarihle yakın mı?”
Fotoğrafı çıkarıp arkasındaki yazıya baktım. Aynı yıl içinde çekilmişti; aralarında birkaç gün vardı.
“Bir bağlantıları olabilir,” dedim. “Ama önce bu tarihte ne yaşandığını öğrenmeliyiz.”
Victor zarfı bana uzattı.
“Açalım mı?”
Kapağına baktım. Bir an duraksadım. Nedenini kendime bile açıklayamıyordum. Belki de içinden çıkacak şeyin, şimdiye kadar öğrendiklerimizi değiştirmesinden çekiniyordum.
Lyra bekledi.
“Hazır mısın?”
Başımı sallayıp zarfı açtım.
İçinden katlanmış küçük bir kâğıt çıktı. Üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
**“Geri dönen kişi, bıraktığı yerde olmayacak.”**
Victor kâğıdı elimden aldı.
“Bununla ne demek istemiş?”
“Bilmiyorum,” dedi Lyra. “Birinin geri dönmesiyle ilgili olabilir. Ama kimin olduğunu söylemiyor.”
Cümleyi yeniden okudum. Babamın kayıtları, istasyondaki fotoğraf ve bu tarih arasında bir bağ olup olmadığını merak ediyordum. Yine de yalnızca birkaç benzerlikten yola çıkıp bir sonuca varmak istemiyordum.
“Şimdilik zarfı saklayalım,” dedim. “Önce tarihi araştıralım. Belki o gün ne olduğunu öğrenebiliriz.”
Victor kâğıdı dikkatlice katlayıp zarfın içine koydu.
“Bir şey bulursam haber veririm.”
Evden ayrıldığımızda Lyra yanımda sessizce yürüyordu. Bir süre sonra bana döndü.
“Sen de o cümleyi düşünüyorsun, değil mi?”
“Evet.”
“Sence kimin dönüşünden söz ediyor?”
“Keşke bilsem.”
Başka bir şey söylemedim. Çünkü aklıma gelen ihtimallerin hiçbirinden emin değildim.
Ama zarfın üzerindeki kelimeyi unutamıyordum.
**Dönüş.**
Şimdi yapmamız gereken, o tarihte ne yaşandığını bulmaktı. Belki de ilk kez, elimizde yalnızca bir soru değil, araştırabileceğimiz somut bir iz vardı.