# 37. BÖLÜM — O TARİHTE NE OLDU?
# 37. BÖLÜM — O TARİHTE NE OLDU?
Sabah gözümü açtığımdan beri aklımda aynı cümle vardı.
*Geri dönen kişi, bıraktığı yerde olmayacak.*
Dün gece defalarca düşünmüştüm ama bir anlam çıkaramamıştım. Artık tahmin yürütmek yerine elimizdeki tarihin peşine düşmek istiyordum.
Lyra'ya mesaj attım.
**Ben:** Zarfın üzerindeki tarihi araştırabildin mi?
**Lyra:** Bir şey buldum. Victor'u da çağırdım. Gelince gösteririm.
Birkaç dakika sonra adres gönderdi. Şehir arşivinde buluşacaktık.
Oraya vardığımda Lyra elindeki kâğıtları inceliyordu. Victor da yanındaydı.
“Ne buldunuz?” diye sordum.
Lyra kâğıtlardan birini bana uzattı.
“Eski bir gazete haberi. Zarfın üzerindeki tarihte telgraf istasyonunda bir olay yaşanmış.”
Başlığa baktım.
**Eski Telgraf İstasyonunda Gece Yarısı Kesintisi.**
Haberde, istasyondaki iletişimin kesildiği ve sabah yapılan kontrolde bir görevlinin bulunamadığı yazıyordu.
“Kaybolan kişinin adı var mı?” diye sordum.
Victor sayfanın altını gösterdi.
“Gazetede yok. Ama başka bir kayıt bulabiliriz diye düşündük.”
“Öyleyse içeri girelim.”
Arşiv görevlisine durumu anlattık. Bir süre kayıtları kontrol ettikten sonra bizi eski belgelerin bulunduğu bölüme yönlendirdi.
Aradığımız dosyayı bulmak kolay olmadı. Birkaç klasörü inceledikten sonra Victor, üzerindeki tarih zarfla eşleşen ince bir dosyayı masaya bıraktı.
“Sanırım bu.”
İlk sayfada istasyonun bakım kayıtları vardı. Sonraki sayfada ise gece vardiyasına ait bir tutanak bulunuyordu.
Lyra satırları takip ederek okumaya başladı. Bir noktada durdu.
“Elias, buraya bak.”
Tutanağın ortasında bir isim yazıyordu.
**Adrian Vaner.**
Bir an kâğıda bakakaldım.
Vaner.
Kendi soyadımı yıllardır taşıyordum. Onu bir belgede görmek elbette şaşırtıcı değildi. Ama eski telgraf istasyonunda kaybolan bir görevlinin adıyla yan yana durması, içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk yaratmıştı.
Lyra sesini alçalttı.
“Bu isim sana bir şey ifade ediyor mu?”
Başımı iki yana salladım.
“Hayır. Daha önce duyduğumu sanmıyorum.”
Victor kâğıdı kendine çekti.
“Aynı soyadı taşımanız, akraba olduğunuz anlamına gelmez. Önce başka bir şey öğrenmemiz lazım.”
“Biliyorum,” dedim. “Ama bu ismi görmezden gelemeyiz.”
Tutanağın devamını okuduk. İstasyonun gece yarısından sonra iletişimi kaybettiği, sabah yeniden açıldığı ve Adrian Vaner'in yapılan kontrollerde bulunamadığı yazıyordu.
En altta kısa bir not vardı:
**“Kişinin dönüşüyle ilgili bildirim alınmadı.”**
Lyra notu tekrar okudu.
“Zarftaki cümleyle bağlantısı olabilir.”
“Olabilir,” dedim. “Ama önce bu adamın kim olduğunu öğrenmeliyiz.”
Dosyanın kalan sayfalarını çevirdim. Adrian'ın nerede yaşadığına, ailesine ya da sonrasında ne olduğuna dair hiçbir bilgi yoktu. Yalnızca tutanağın sonunda başka bir dosyaya ait numara verilmişti.
Victor numarayı not aldı.
“Bunun kaydı burada yok,” dedi. “Görevli de dosyanın arşive teslim edildiğini doğrulayamıyor.”
“Yani dosyanın nerede olduğunu bilmiyoruz,” dedi Lyra.
“Evet. Ama en azından numarasını öğrendik.”
Notumu cebime koydum. İlk kez elimizde yalnızca anlaşılması güç bir cümle değil, araştırabileceğimiz bir isim de vardı.
Arşivden çıkmadan önce tutanağın fotoğrafını çektim. Tam telefonu cebime koyacaktım ki Lyra yeniden seslendi.
“Bir dakika. Burada saatler uyuşmuyor.”
Kâğıda döndüm.
“Nasıl yani?”
Lyra gazete haberini açıp tutanağın yanına koydu.
“Gazeteye göre istasyon sabaha karşı yeniden açılmış. Ama bu tutanak gece yarısından hemen sonra düzenlenmiş görünüyor.”
Victor iki belgeyi karşılaştırdı.
“Belki tutanak daha sonra yazıldı ama eski saat kaydedildi.”
“Olabilir,” dedi Lyra. “Yalnız bunu doğrulayacak başka bir belge bulamadık.”
Bu kez tartışmadık. Önümüzde iki farklı kayıt vardı ve aralarındaki tutarsızlığın nedenini bilmiyorduk.
Dışarı çıktığımızda Victor bana döndü.
“Babanın eski belgelerinde Adrian Vaner adını hiç gördün mü?”
“Hayır. Ama bütün kayıtlarını incelemiş değilim.”
“O zaman yeniden bakmalıyız.”
Lyra çantasını omzuna taktı.
“Bir de kayıp dosyanın peşine düşeceğiz. Belki onu bulursak o gece ne olduğunu öğrenebiliriz.”
Başımı salladım.
Yol boyunca Adrian'ın adını düşündüm. Belki aynı soyadını taşıyan sıradan bir yabancıydı. Belki de ailemin geçmişinde hiç duymadığım bir yere sahipti.
Henüz hiçbirini bilmiyordum.
Ama istasyondaki fotoğrafı, babamın sakladığı kayıtları ve şimdi karşıma çıkan bu ismi birbirinden ayrı düşünmek giderek zorlaşıyordu.
Telefonumdan tutanağın fotoğrafını bir kez daha açtım.
**Adrian Vaner.**
Bu ismin peşine düşecektik.
Çünkü ilk kez, geçmişte yaşanan bir olayın yalnızca izlerini değil, o olayın içinde bulunan birinin adını da biliyorduk.