Keşfet

11. BÖLÜM — USTANIN İZİ

📖 SİNYAL YOK: Karanlık Sekans

11. BÖLÜM — USTANIN İZİ

Yaşlı adam koridorun sonunda bizi bekliyordu.

Elindeki cep saatini kapattı.

— Geliyor musunuz?

Lyra bana baktı.

Sonra adama döndü.

— Önce nereye gittiğimizi söyle.

Adam hafifçe gülümsedi.

— Çok soru soruyorsun.

— Çünkü bizi tanımadığımız bir yere götürüyorsun.

— Haklısın.

Bir an durdu.

— Ama burada kalırsanız daha fazla soru sorma şansınız olmayabilir.

Lyra'nın yüzü ciddileşti.

Ben de elimdeki deftere baktım.

— Ustan kim?

Adam tekrar yürümeye başladı.

— Bunu ona kendin soracaksın.

Peşinden gittik.

Telgraf dairesinden çıktığımızda sokaktaki kalabalık daha da artmıştı.

İnsanlar yanımızdan geçiyor, at arabaları taş yolda ilerliyordu.

Bir dükkânın önünde iki adam konuşuyordu.

Bir çocuk elindeki gazeteleri bağırarak satıyordu.

— Gazete! Akşam baskısı!

Bir an çocuğa baktım.

Çocuk yanıma gelip bir gazete uzattı.

— Beyefendi, ister misiniz?

Cebime baktım.

Sonra Lyra'ya döndüm.

— Paramız var mı?

Lyra başını iki yana salladı.

Çocuk bize birkaç saniye baktı, sonra başka birine yöneldi.

— Gelecekteki insanlar da parasız geziyor demek.

Lyra dirseğiyle koluma hafifçe dokundu.

— Sus.

— Ne var?

— Adam bizi bekliyor.

Yaşlı adam çoktan sokağın karşısına geçmişti.

Koşup yanına yetiştik.

Bir süre daha yürüdük.

Sonunda dar bir sokağa girdik.

Burada kalabalık iyice azalmıştı.

Eski taş binaların arasında ilerlerken yaşlı adam bir kapının önünde durdu.

Kapının üzerinde herhangi bir tabela yoktu.

Sadece küçük bir metal işaret vardı.

İşareti görünce durdum.

Mührün üzerindeki şekle çok benziyordu.

Elimi bileğime götürdüm.

— Bu işaret...

Yaşlı adam bana baktı.

— Tanıdın mı?

— Nereden biliyorsun?

Cevap vermedi.

Kapıyı üç kez çaldı.

Tak.

Tak.

Tak.

İçeriden bir süre ses gelmedi.

Sonra kilit açıldı.

Kapı yavaşça aralandı.

İçeriden orta yaşlı bir kadın çıktı.

Önce yaşlı adama, sonra Lyra'ya baktı.

En son gözleri benim bileğime takıldı.

Mührü görünce birkaç saniye sustu.

— Demek o.

Yaşlı adam başını salladı.

— Evet.

Kaşlarımı çattım.

— Biri bana neler olduğunu anlatabilir mi?

Kadın kapıyı tamamen açtı.

— İçeri gir.

Lyra hemen araya girdi.

— Güvenebilir miyiz?

Kadın ona baktı.

— Güvenmek zorunda değilsin.

Sonra bana döndü.

— Ama burada kalırsanız hayatta kalma şansınız daha yüksek.

Lyra birkaç saniye düşündü.

Sonunda içeri girdi.

Ben de arkasından girdim.

Kapı kapanınca dışarıdaki sokak sesleri azaldı.

Burası dışarıdan küçük görünüyordu ama içerisi beklediğimden çok daha büyüktü.

Duvarlarda haritalar vardı.

Masaların üzerinde eski kitaplar, telgraf parçaları ve çeşitli metal aletler duruyordu.

Bir duvarın tamamı kablolarla kaplıydı.

Ortadaki masanın üzerinde onlarca kâğıt vardı.

Kadın masaya doğru yürüdü.

— Defteri getir.

Defteri elimden bırakmadım.

— Önce kim olduğunu söyle.

Kadın bana baktı.

— Adım Mira.

— Peki usta kim?

Mira bir an sustu.

— Bunu öğrenmek için buradasın.

— Herkes neden sorularıma soruyla cevap veriyor?

Lyra arkamdan konuştu.

— Çünkü bu hikâyede normal bir insan yok galiba.

Mira hafifçe güldü.

— Sonunda biri doğru bir şey söyledi.

Masaya yaklaştım.

Defteri masanın üzerine bıraktım.

Mira kapağı açtı.

İlk sayfaya baktı.

Sonra birkaç sayfa çevirdi.

Bir anda durdu.

— Bu olmamalıydı.

— Ne?

Mira sayfayı bana çevirdi.

Sayfanın ortasında tek bir cümle vardı.

“Elias geldiğinde kapıyı açmayın.”

— Bu ne zaman yazılmış?

Mira tarih kısmını gösterdi.

Yazı yıllar öncesine aitti.

Lyra yanıma geldi.

— Biri senin geleceğini biliyormuş.

— Ama bu mümkün değil.

Mira defteri kapattı.

— Bilmiyorum. Belki de biri senin geleceğini biliyordu.

— Kim?

— Onu ben de bilmiyorum.

Mira duvardaki saate baktı.

— Ama bunu öğrenmek için fazla zamanımız yok.

Telefonumu çıkardım.

Ekrandaki sayaç hâlâ çalışıyordu.

166:58:03

Mira ekrana baktı.

Bu kez gerçekten şaşırmıştı.

— Bu kadar erken mi?

— Neyi biliyorsun?

Mira bana baktı.

— O mühür seni buraya getirmedi.

Bir an sustu.

— Seni buraya çağırdı.

Lyra hemen sordu.

— Kim çağırdı?

Mira cevap vermedi.

Arka taraftaki kapıya yöneldi.

— Usta seni bekliyor.

— Nerede?

Mira kapıyı açtı.

Karanlık bir koridor görünüyordu.

— Burada değil.

Sonra bana baktı.

— Ama geçmişte.

Kapıyı açık bırakarak koridora doğru yürüdü.

Lyra bana döndü.

— Sakın tek başına gitme.

— Zaten birlikteyiz.

İkimiz de koridora baktık.

Sonra Mira'nın peşinden yürüdük.

Arkamızdaki kapı kendiliğinden kapandı.

Tak.

Telefonumun ekranı tekrar titredi.

Yeni bir yazı belirdi:

UYARI: ZAMANSAL BOZULMA BAŞLADI.

Lyra ekrana baktı.

— Elias...

— Gördüm.

Koridorun sonunda bir ışık yandı.

Işığın içinde birinin durduğunu gördüm.

Bir erkek sesi duyuldu.

— Nihayet geldin, Elias.

Bir an durdum.

Bu sesi daha önce hiç duymamıştım.

Ama garip bir şekilde tanıdık geliyordu.

Sanki daha önce bir yerde duymuştum.

Nerede olduğunu ise çıkaramıyordum.