Keşfet

12. BÖLÜM — TANIDIK SES

📖 SİNYAL YOK: Karanlık Sekans

12. BÖLÜM — TANIDIK SES

Koridorun sonundaki siluet hâlâ aynı yerde duruyordu.

Ben de olduğum yerde kalmıştım.

Yanımda Lyra vardı.

Mira ise birkaç adım gerimizdeydi.

Kimse konuşmuyordu.

Koridorun duvarlarında yanan küçük lambalar adamın yüzünü tam olarak göstermiyordu. Sadece orta yaşlarda olduğunu anlayabiliyordum.

Üzerinde koyu renkli, eski bir ceket vardı.

Boynunda da metal bir kolye duruyordu.

Kolye uzaktan bile dikkatimi çekmişti.

Çünkü üzerindeki şekil...

Mührümdeki şeklin aynısıydı.

Elim istemsizce bileğime gitti.

Adam bunu fark etti.

Gözleri kısa bir süre mührümde kaldı.

Sonra bana baktı.

— Hâlâ sende.

Ne diyeceğimi bilemedim.

— Ne?

Adam kolyeye dokundu.

— Mühür.

Bileğime baktım.

Sonra tekrar ona.

— Bunun ne olduğunu biliyor musun?

Adam hemen cevap vermedi.

Sanki söyleyip söylememesi gerektiğini düşünüyordu.

— Bildiğim bazı şeyler var.

— Mesela?

— Mesela bunun sıradan bir işaret olmadığını.

Lyra araya girdi.

— Bunu biz de biliyoruz.

Adam ona döndü.

— Sen Lyra'sın.

Lyra'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.

— Benim adımı nereden biliyorsun?

Adam cevap vermedi.

Bu kez ben sordum.

— Bizi daha önce gördün mü?

— Hayır.

— O zaman isimlerimizi nereden biliyorsun?

Adam birkaç saniye sessiz kaldı.

— Bazı isimler duyulmadan önce bilinir.

Lyra bana baktı.

Ben de ona baktım.

Bu cevap hiçbir şeyi açıklamıyordu.

Adam birkaç adım bize doğru geldi.

Mira hemen hareket etmedi ama gözlerini üzerinden ayırmıyordu.

Adam cebinden küçük bir anahtar çıkardı.

Anahtarı elinde bir süre tuttu.

Sonra bana uzattı.

— Bunu al.

Anahtara baktım.

— Neden?

— Lazım olacak.

— Neye?

— Bir kapıya.

Anahtarı almak için elimi uzattım.

Metal soğuktu.

Parmaklarımın arasında çevirdim.

Eski bir anahtardı.

Üzerinde küçük bir işaret vardı.

Yine aynı mühür.

— Hangi kapıyı açıyor?

Adam:

— Ustanın odasını.

dedi.

Lyra hemen sordu:

— Usta kim?

Adam bu kez cevap vermedi.

Sadece bana baktı.

Ben de birkaç saniye bekledim.

— Madem beni oraya gönderiyorsun, kim olduğunu bilmem gerekmiyor mu?

— Henüz değil.

İçimden derin bir nefes aldım.

Yine aynı şey.

Bir soru soruyordum.

Karşılığında başka bir gizem çıkıyordu.

Mira sonunda konuştu.

— Burada ne yapıyorsun?

Adam ona döndü.

İkisi birkaç saniye birbirlerine baktılar.

Aralarında eski bir tanışıklık olduğu belliydi.

Ama ne hakkında olduğunu anlayamıyordum.

Adam:

— Anahtarı vermem gerekiyordu.

dedi.

Mira'nın bakışları elimdeki anahtara indi.

— Daha zamanı değildi.

Adam cevap vermedi.

Mira bana yaklaştı.

— Onu sakla.

Anahtarı cebime koydum.

— Neden herkes bu anahtarı bu kadar önemsiyor?

Mira bir süre düşündü.

— Çünkü bazı kapılar sadece bir kere açılır.

Bu cümle beni daha da huzursuz etti.

— Ustanın odası mı?

Mira başını hafifçe salladı.

— Belki.

“Belki.”

Artık bu kelimeyi duymaktan sıkılmaya başlamıştım.

Tam bir şey söyleyecekken telefonum titredi.

Cebimden çıkarıp ekrana baktım.

ZAMANSAL BAĞLANTI: %74

Bir süre ekrana baktım.

Sonra altındaki yazı değişti.

ZAMAN ÇİZGİSİ DEĞİŞİYOR.

Lyra yanıma geldi.

— Bu yeni.

— Evet.

Mira da ekrana baktı.

Bu kez yüzündeki ifade değişmişti.

— Ne oldu? diye sordum.

Mira hemen cevap vermedi.

Telefonuma biraz daha dikkatli baktı.

— Bir şey değişmiş.

— Ne?

— Bilmiyorum.

Şaşırdım.

— Sen bilmiyor musun?

Mira başını iki yana salladı.

— Hayır.

İlk kez onun da gerçekten emin olmadığı bir şey görüyordum.

Tam o sırada dışarıdan ayak sesleri geldi.

Önce bir kişinin koştuğunu sandım.

Sonra başka ayak sesleri de duyuldu.

Birileri sokakta koşuyordu.

Lyra kapıya baktı.

— Kim bunlar?

Mira işaret parmağını dudaklarına götürdü.

— Sessiz.

Hepimiz birkaç saniye konuşmadan dinledik.

Ayak sesleri koridorun önünden geçti.

Sonra yavaş yavaş uzaklaştı.

Kimse kapıyı açmadı.

Kimse dışarı çıkmadı.

Bir süre sonra Lyra:

— Gittiler.

dedi.

Mira başını salladı.

Adam ise hâlâ sessizdi.

Sonunda konuştu.

— Bir şey değişmiş.

Ona baktım.

— Ne?

— Değişmemesi gereken bir şey.

— Nereden biliyorsun?

Adam cevap vermedi.

Bu kez sinirlendim.

— Sürekli böyle konuşamazsınız. Bir şey biliyorsanız söyleyin.

Lyra bana baktı.

Mira da.

Adam ise sakinliğini korudu.

— Her şeyi şimdi öğrenirsen, yanlış şeyi değiştirebilirsin.

Bu cümle beni durdurdu.

Bir süre ona baktım.

Sonra:

— Peki ne yapmam gerekiyor?

Adam başını koridorun diğer tarafına çevirdi.

— Beklemek.

Sonra arkasını döndü.

— Nereye gidiyorsun? diye sordum.

Adam durdu.

Ama arkasına bakmadı.

— İşim bitti.

Ve yürümeye başladı.

Bir süre arkasından baktım.

Lyra yanıma geldi.

— Çok normal bir adamdı.

— Değil.

— Ben de onu diyorum.

İstemeden gülümsedim.

Mira ise kapıya doğru yürüdü.

— Siz burada kalın.

— Nereye gidiyorsun?

— Dışarıyı kontrol edeceğim.

— Biz de gelelim.

Mira hemen döndü.

— Hayır.

Sesi sertti.

— Neden?

— Çünkü dışarıda seni arayan biri olabilir.

Bu kez ciddileştim.

— Beni kim arıyor?

Mira birkaç saniye yüzüme baktı.

— Bilmiyorum.

— Az önce biliyor gibiydin.

— Tahmin etmek başka, bilmek başka.

Sonra kapıya yaklaştı.

— Burada kalın.

Kapıyı açmadan önce tekrar bana baktı.

— Ve sakın anahtarı kimseye verme.

Kapı kapandı.

Lyra ile yalnız kaldık.

Birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra Lyra:

— Bence bu adamların hepsi bir şey biliyor.

— Bence de.

— Ama söylemiyorlar.

— Evet.

— Bu sinir bozucu.

— Fazlasıyla.

Koridordaki duvara yaslandım.

Elimi cebime atıp anahtarı çıkardım.

Bir süre ona baktım.

Üzerindeki küçük işareti parmağımla yokladım.

— Ustanın odası...

Lyra yanıma geldi.

— Ne düşünüyorsun?

— Bilmiyorum.

— İlk defa mı?

— Komik mi?

— Biraz.

Anahtarı tekrar cebime koydum.

O sırada telefonum yeniden titredi.

Ekrana baktım.

A. V. SİNYALİ TESPİT EDİLDİ.

Bir saniye sonra yeni satır geldi.

KONUM: USTANIN ODASI

Lyra yazıyı okudu.

Bu kez ikimiz de hemen konuşmadık.

— Bu daha önce yoktu, dedi sonunda.

— Hayır.

— Sence bu ne demek?

— Bilmiyorum.

Telefonu kapattım.

— Ama sanırım artık bir şeyleri araştırmamız gerekiyor.

Lyra başını salladı.

— En azından bu sefer nereye gideceğimizi biliyoruz.

Koridorun sonundaki kapıya baktım.

Bir süre yürümeye başlamadım.

Çünkü içimde garip bir his vardı.

Sanki bir yere gitmekten çok, bir şeyin bizi oraya götürdüğünü hissediyordum.

Ama bunu Lyra'ya söylemedim.

Bir süre sonra Mira geri geldi.

Kapıyı kapattı.

— Hazır mısınız?

— Ustanın odasına mı gidiyoruz?

Mira başını salladı.

— Evet.

Anahtarı çıkardım.

— Bu mu açacak?

— Büyük ihtimalle.

— Büyük ihtimalle mi?

Mira hafifçe gülümsedi.

— Kesin konuşmayı sevmiyorum.

Lyra:

— Fark ettik.

dedi.

Mira kısa bir gülümsemeyle önümüzden yürümeye başladı.

Biz de peşinden gittik.

Koridor düşündüğümden uzundu.

Yavaş yürüyorduk.

Birkaç kez dönmemiz gerekti.

Duvarlarda eski tablolar vardı.

Bazılarının camları çatlamıştı.

Bir yerde eski bir saat vardı.

Akrep ile yelkovan durmuştu.

Saatin altında küçük bir metal levha vardı.

Üzerinde yine aynı işaret bulunuyordu.

Mührüm.

Bir an durdum.

Lyra da durdu.

— Yine.

Başımı salladım.

— Evet.

Mira birkaç adım ileride bizi bekliyordu.

— Geliyor musunuz?

— Geliyoruz.

Saatin yanından ayrıldım.

Bir süre sonra koridor daraldı.

Mira bir kapının önünde durdu.

Kapıya baktı.

Sonra bana döndü.

— Bundan sonrası size kalıyor.

— Sen gelmeyecek misin?

— Hayır.

Lyra hemen:

— Neden?

Mira cevap vermedi.

Sadece kapıyı gösterdi.

— Anahtarı kullan.

Anahtarı çıkardım.

Kapının kilidine baktım.

Tam yerleştirecekken telefonum titredi.

Ekranda tek bir yazı belirdi.

UYARI: ZAMANSAL BOZULMA BAŞLADI.

Bir süre ekrana baktım.

Lyra yanıma geldi.

— Yine mi?

— Evet.

— Bu iyi bir şey değil, değil mi?

— Sanırım değil.

Mira kapının yanında duruyordu.

— Elias.

Başımı kaldırdım.

— Ne?

— İçeri girdiğinde gördüğün her şeye hemen inanma.

Bu cümle beni durdurdu.

— Neden?

Mira sadece:

— Çünkü bazı şeyler göründüğü gibi değildir.

dedi.

Sonra geri çekildi.

Anahtarı kilide soktum.

Çevirdim.

Kapı açıldı.

İçeriden loş bir ışık geliyordu.

Lyra yanıma geçti.

Birlikte iç