Keşfet

2. BÖLÜM — PASLI ÇARKLAR

📖 SİNYAL YOK: Karanlık Sekans

2. BÖLÜM — PASLI ÇARKLAR

Bileğimdeki rakamlara bakmamaya çalışıyordum.

Ama insanın bileğinde geri sayan bir şey varsa bunu görmezden gelmek pek kolay olmuyormuş.

167:48:22

— Harika...

Başımı kaldırıp gökyüzüne baktım.

— Gerçekten harika.

Daha birkaç saat önce kendi odamda oturuyordum. Şimdi ise çamurun içinde, elektriğin bile olmadığı saçma sapan bir yerdeydim.

Üstelik telefonum çekmiyordu.

Telefonum.

Hayatımda ilk kez onu gerçekten işe yaramaz hissediyordum.

Ekranı açtım.

Servis yok.

— Bunu düzeltebilir misin?

Telefonu yüzüme yaklaştırıp sanki benimle dalga geçiyormuş gibi baktım.

— Tabii ki düzeltemezsin.

Telefonu cebime soktum.

Tam o sırada az önce karşılaştığım kızı gördüm.

Sokağın biraz ilerisinde yürüyordu.

Elinde o deri kaplı defter vardı.

— Hey!

Kız dönüp baktı.

Beni görünce yüzünü buruşturdu.

— Sen yine mi?

— Evet, yine ben.

Yanına geldim.

— Şu defter.

Kız defteri hemen göğsüne bastırdı.

— Ne olmuş?

— İçindeki çizimleri nereden buldun?

— Seni ilgilendirmez.

Gözlerimi devirdim.

— Şu cümleyi bir yerden ezberlediniz galiba.

Kız kaşlarını çattı.

— Sen de çok konuşuyorsun.

— Bana genelde bunu söylerler.

Kız yürümeye başladı.

Peşinden gittim.

— Bir dakika.

— Neden peşime takıldın?

— Çünkü başka kimsem yok.

Bunu söyler söylemez pişman oldum.

Kız durup bana baktı.

Ben de hemen toparladım.

— Yani... burayı bilmiyorum. Sen biliyorsun.

— Yardım istemeyi bilmiyorsun.

— Yardım istemiyorum.

— O zaman neden peşimdesin?

— Çünkü yalnız başıma kaybolmak istemiyorum.

Kız kısa bir süre bana baktı.

Sonra istemeden gülümsedi.

— En azından dürüstsün.

— Her konuda değil.

Yürümeye devam etti.

Ben de yanında yürüdüm.

— Adın ne?

— Lyra.

— Ben Elias.

— Biliyorum.

Duraksadım.

— Nereden biliyorsun?

Lyra cevap vermedi.

Defterini açtı.

Sayfalardan birini çevirdi.

Çizimi görünce durdum.

Bakır kablolar.

Dairesel bir düzenek.

Ortada garip bir mekanizma.

Kalbim hızlandı.

— Bunu nereden biliyorsun?

— Ustam çizdi.

— Ustan kim?

— Bir mucit.

— Nerede?

Lyra defteri kapattı.

— Artık atölyesi yok.

— Neden?

Kızın yüzündeki ifade değişti.

— Yangın çıktı.

Boğazım düğümlendi.

— Ne zaman?

— Dün gece.

Bir an hiçbir şey söyleyemedim.

Dün gece.

Benim geldiğim gece.

Aklıma gaz lambası geldi.

Elim istemsizce cebime gitti.

Sanki hâlâ o anın sıcaklığını hissediyordum.

— Ustan öldü mü?

Lyra başını salladı.

— Hayır. Ama atölyedeki her şey yandı.

İçimden bir şey koptu.

Ama hemen kendime kızdım.

Daha ne olduğunu bile bilmiyordum.

Belki de bu yangın benim yüzümden değildi.

Belki de...

— Nerede şimdi?

— Şehrin dışında.

— Beni ona götür.

Lyra şaşırdı.

— Neden?

— Çünkü...

Cümleyi tamamlayamadım.

"Çünkü benim yüzümden olmuş olabilir" demek istemiyordum.

— Çünkü onun çizimlerini tanıyorum.

Lyra'nın bakışları değişti.

— Nereden?

— Uzun hikâye.

— Anlat.

— Hayır.

— O zaman seni götürmem.

— Ciddi misin?

— Evet.

Bir süre birbirimize baktık.

Sonunda pes ettim.

— Tamam. Ama her şeyi anlatmayacağım.

Lyra omuz silkti.

— Yeter.

---

Şehirden çıkarken ayakkabılarım çamura gömülmeye başladı.

Bir adım attım.

Ayakkabım çamura saplandı.

— Of!

Lyra arkasına baktı.

— Ne oldu?

— Hiç.

Ayakkabımı çekmeye çalıştım.

Daha da battı.

— Bu yolun yapılmış hâli mi?

Lyra güldü.

— Yol işte.

— Buna yol diyorsanız...

Ayakkabımı güçlükle çıkardım.

— ...benim bildiğim dünyaya dönünce toprağa teşekkür edeceğim.

Lyra başını iki yana salladı.

— Sen gerçekten garipsin.

— Bana bunu bugün üçüncü kez söylediler.

Bir süre sessiz yürüdük.

Telefonumu çıkardım.

Haritayı açtım.

Ekran boş kaldı.

— Tabii.

Lyra baktı.

— Ne arıyorsun?

— Harita.

— Ne işe yarıyor?

— Normalde nerede olduğumu gösteriyor.

— Şimdi?

— Şimdi hiçbir işe yaramıyor.

Telefonu cebime koydum.

— Teknoloji olmadan insanların nasıl yaşadığını gerçekten merak etmeye başladım.

Lyra bana baktı.

— Yaşıyoruz.

— Evet, onu görüyorum.

— Ve sen de yaşayacaksın.

— Bundan pek emin değilim.

Bu kez Lyra cevap vermedi.

---

Bir süre sonra şehrin çıkışına geldik.

Önümüzde büyük bir metal kapı vardı.

İki muhafız kapının önünde duruyordu.

Lyra yavaşladı.

— Buradan geçemeyiz.

— Neden?

— İzin gerekiyor.

Muhafızlardan biri bize doğru yürüdü.

— Durun.

Lyra başını eğdi.

— Ustamın yanına gidiyoruz.

— İzin yok.

— Ama...

— Geri dönün.

Ben araya girdim.

— Bir dakika.

Muhafız bana baktı.

— Sen kimsin?

— Elias.

— Nerelisin?

Duraksadım.

— Uzaklardan.

Adam kaşlarını çattı.

— Neresi?

— Çok uzak.

Lyra gözlerini kapattı.

Sanki başına gelecekleri biliyormuş gibiydi.

Muhafız şüpheyle bana baktı.

— Bu çocuk nereden çıktı?

— Ben de onu çözmeye çalışıyorum, merak etme.

Lyra dirseğiyle bana hafifçe vurdu.

— Sus.

— Ne var?

Muhafız bir adım daha yaklaştı.

— Geri dönün.

Tam o sırada bileğim yeniden yandı.

Dişlerimi sıktım.

Koluma baktım.

165:12:09

— Hayır...

Lyra fısıldadı:

— Mühür.

— Fark ettim.

— Zaman azalıyor.

— Onu da fark ettim.

Sinirle etrafa baktım.

Kapının yanında büyük bir buhar kazanı vardı.

Borular kapıya bağlanıyordu.

Bir şey dikkatimi çekti.

— Şu ne?

Lyra baktı.

— Buhar basıncı.

— Kapıyı çalıştırıyor mu?

— Evet.

Defteri açtı.

Çizimlere baktı.

Ben de yanına eğildim.

Bir süre sayfayı inceledim.

— Şu vana.

Lyra başını kaldırdı.

— Ne olmuş?

— Basıncı buradan değiştirirsek...

Parmağımı çizimde gezdirdim.

— ...kapının kilidi açılabilir.

Lyra'nın gözleri büyüdü.

— Bunu nereden biliyorsun?

— Uzun hikâye.

— Yine mi?

— Evet, yine.

Lyra birkaç saniye düşündü.

Sonra gülümsedi.

— Tehlikeli birisin.

— Bunu iyi anlamda mı söyledin?

— Henüz karar vermedim.

İlk kez ben de gülümsedim.

Sonra bileğime baktım.

165:11:37

Gülümsemem kayboldu.

Bir şey yapmak zorundaydım.

Hem de hemen.

Çünkü ilk kez hayatımda bir şeyin parasını ödeyip geçemeyeceğimi anlıyordum.

Burada kimse gelip benim yerime çözmeyecekti.

Telefonum çekmiyordu.

Babam ortada yoktu.

Ve zaman...

Benimle dalga geçer gibi geri sayıyordu.

Başımı kaldırıp kapıya baktım.

— Tamam.

Lyra bana döndü.

— Ne tamam?

Kollarımı sıvadım.

— Şu kapıyı açıyoruz.

Lyra kaşını kaldırdı.

— Ya çalışmazsa?

— O zaman başka bir şey deneriz.

— Ya o da olmazsa?

Kapıya baktım.

— O zaman daha iyi bir fikir buluruz.

Bileğimdeki rakamlar bir saniye daha azaldı.

165:11:36

Ve nedense ilk kez korkmak yerine sinirlendim.

Beni buraya kim attıysa...

Kim bu oyunu oynuyorsa...

Beni tanımıyordu.

Ben de pes etmeye hiç niyetli değildim.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: Aynen, birlikte hareket etmeleri ve çözüm bulmaları gerekiyor. Bakalım neler olacak, teşekkür ederim.
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: Gerçekten de Elias için hiç kolay değil, zaman da gittikçe azalıyor. Teşekkür ederim.
  • Nazlı Kara: Bileğinde geri sayan bir şey olması gerçekten korkutucu
  • Selin POLAT: ilişkileri geliştirmek ve çözüm aramak lazım
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: evet ya çok teşekkür ederim canım içi
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: ve zaman ne bilmiyorsun çok teşekkür ederim
  • Esra Sancak: bir an kaybolmuş gibi hissediyorsun ve bu kötü