Keşfet

7. BÖLÜM — ZAMANIN İZİ

📖 SİNYAL YOK: Karanlık Sekans

7. BÖLÜM — ZAMANIN İZİ

Şehrin dışına çıktıktan sonra biraz daha koştuk.

Ne kadar ilerlediğimizi bilmiyordum. Sadece arkamızdan gelen seslerin giderek uzaklaştığını fark ediyordum.

Sonunda Lyra elimi bıraktı ve eski bir taş duvarın arkasına çömeldi.

— Burada biraz bekleyelim.

Ben de duvara yaslandım.

Nefesimi toparlamaya çalışırken gökyüzüne baktım.

Hâlâ yağmur yağıyordu.

Üzerimdeki kıyafetler çamur içindeydi. Ayakkabılarımın içine bile su girmişti.

Başımı eğip kendime baktım.

— Ben böyle mi eve döneceğim?

Lyra bana baktı.

— Eve dönmek mi istiyorsun?

— Tabii ki.

— O zaman şikâyet etmeyi bırak.

— Şikâyet etmiyorum.

Lyra kaşını kaldırdı.

— Az önce ayakkabından şikâyet ediyordun.

— O farklı.

— Nasıl farklı?

— Ayakkabımın su içinde olması önemli bir konu.

Lyra gülmemek için kendini zorladı.

Ben de istemeden gülümsedim.

Sonra bileğimdeki mavi ışık yeniden parladı.

Gülümsemem kayboldu.

159:27:03

Rakamlar gözümün önünde azalmaya devam ediyordu.

— Hâlâ devam ediyor...

Lyra yanıma yaklaştı.

— Ne kadar kaldı?

— Çok.

— Ne kadar?

— Yüz elli dokuz saat.

Lyra birkaç saniye düşündü.

— Bu çok mu?

— Bana göre değil.

— Neden?

— Çünkü ne olduğunu bile bilmiyorum.

Kolumu indirdim.

Tam o sırada mühür bir kez daha parladı.

Bu sefer gözlerimin önünde tek bir kelime belirdi.

HATIRLA

Sonra kayboldu.

Olduğum yerde kaldım.

— Yine çıktı.

Lyra'nın yüzü ciddileşti.

— Ne çıktı?

— Aynı kelime.

— Hangi kelime?

— Hatırla.

Lyra birkaç saniye sustu.

— Ustamın notlarında buna benzer bir şey vardı.

Başımı ona çevirdim.

— Ne vardı?

— Tam olarak hatırlamıyorum.

— Şaka yapıyorsun.

— Hayır.

Ayağa kalktım.

— O zaman ustanın notlarını bulmamız gerekiyor.

Lyra hemen ayağa kalkmadı.

— Zindanda kaldılar.

— Hepsi mi?

— Çoğu.

— Harika.

— Geri dönmemiz mümkün değil.

— Ben de geri dönelim demedim.

Çevreme baktım.

Şehrin dışında, eski bir yolun kenarındaydık. Biraz ileride küçük bir yapı görünüyordu.

Taştan yapılmıştı.

Pencereleri küçüktü.

Kapısının yanında paslanmış bir tabela asılıydı.

Lyra ayağa kalktı.

— Orası eski telgraf istasyonu.

— Telgraf?

— Ustamın sık sık gittiği yer.

Başımı kaldırdım.

— Elektrikle mi çalışıyor?

Lyra omuzlarını kaldırdı.

— Ustam öyle söylüyordu.

İçimde garip bir merak oluştu.

— O zaman oraya gidiyoruz.

Lyra bana baktı.

— Neden?

— Çünkü ustanın notları oradaysa bulacağız.

— Ya yoksa?

— O zaman başka bir yere bakarız.

— Ya orası da boşsa?

Ona baktım.

— Lyra...

— Ne?

— Bir kere de beni korkutmadan konuş.

Yürümeye başladık.

Eski telgraf istasyonuna yaklaştıkça etraf daha sessiz hâle geldi.

Kapının önünde kimse yoktu.

Lyra kapıyı itti.

Kapı açılmadı.

Ben de omzumla vurdum.

Güm.

Açılmadı.

Bir daha vurdum.

Güm.

Lyra bana baktı.

— Elias...

— Ne?

— Kapıyı kırmaya mı çalışıyorsun?

— Açılmıyor.

— Belki kilitlidir.

— Onu ben de fark ettim.

Telefonumu çıkardım.

Fenerini açtım.

Işığı kapının çevresinde gezdirdim.

Sonra duvarın kenarında küçük bir metal kutu gördüm.

Üzerinde birkaç bakır kablo vardı.

Lyra hemen yanıma geldi.

— Bu ne?

— Bilmiyorum.

— Sen gelecektensin.

— Bunu daha önce de söyledin.

Kutuyu inceledim.

Kablolardan biri kopmuştu. Diğer ikisi duvarın içine gidiyordu.

Parmaklarımı kabloya yaklaştırdım.

Lyra hemen kolumu tuttu.

— Dokunma.

— Neden?

— Ustam dokunmamamızı söylerdi.

— Tabii ki söylerdi.

Elimi geri çektim.

Sonra kutunun altında küçük bir yazı fark ettim.

Üzerindeki kirleri elimle sildim.

İki harf ortaya çıktı.

A. V.

Bir anda durdum.

Lyra bana baktı.

— Ne oldu?

Parmağımı yazının üzerine koydum.

— Bu ne?

— Baş harfler.

— Kimin?

Lyra yazıya baktı.

— Bilmiyorum.

İçimde garip bir his oluştu.

A. V.

Vaner.

Soyadım.

Ama neden burada yazıyordu?

Bir an gözümün önünde başka bir yer belirdi.

Beyaz duvarlar.

Metal bir kapı.

Bir bilgisayar ekranı.

Ve bir erkek sesi.

“Elias, sakın...”

Görüntü bir anda kayboldu.

Yağmurun sesi geri geldi.

Elimi duvardan çektim.

Lyra bana yaklaştı.

— Elias?

Başımı kaldırdım.

— İyiyim.

— Emin misin?

— Hayır.

Bunu söylerken ilk kez yalan söylemedim.

Lyra birkaç saniye bana baktı.

Sonra kapının yanındaki küçük pencereye yöneldi.

— İçeri başka bir yerden girebiliriz.

Ben hâlâ duvardaki harflere bakıyordum.

A. V.

Telefonum bir anda titredi.

Ekran kendi kendine açıldı.

Kaşlarımı çattım.

— Ben bunu açmadım.

Lyra yanıma geldi.

Ekranda birkaç saniye boyunca hiçbir şey görünmedi.

Sonra bir yazı belirdi:

SİNYAL YOK

Altında ise başka bir satır çıktı.

ZAMANSAL BAĞLANTI ARANIYOR...

İkimiz de ekrana baktık.

Lyra sessizce sordu:

— Bu ne demek?

— Bilmiyorum.

Telefonu kapatmaya çalıştım.

Ekran kapanmadı.

Bir kez daha denedim.

Bu sefer kapandı.

Tam rahatladığımı düşünürken bileğim yandı.

Mavi mühür yeniden parladı.

159:18:42

Lyra bana baktı.

— Yine ne oldu?

— Hiçbir şey.

— Elias...

— Gerçekten bilmiyorum.

Bir süre sessiz kaldık.

Sonra başımı kaldırıp eski binaya baktım.

Az önce sadece saklanacak bir yer gibi görünüyordu.

Şimdi ise başka bir şeydi.

Burada bir şey vardı.

Belki ustanın notları.

Belki elektrikle ilgili bir şey.

Belki de...

Benimle ilgili bir şey.

Kapının yanındaki A. V. harflerine son kez baktım.

— İçeri girmemiz gerekiyor.

Lyra başını salladı.

— Neden?

Kapıya baktım.

— Çünkü burada ne olduğunu öğrenmek istiyorum.

Bir an durdum.

— Ve galiba cevaplarım sandığımdan daha yakın.

Lyra pencereye yöneldi.

Ben de peşinden gittim.

Bileğimdeki rakamlar azalmaya devam ediyordu.

159:18:41

Ve bu kez, ne kadar zamanım kaldığını düşünmekten çok, o kapının arkasında ne olduğunu merak ediyordum.