Keşfet

KAPI ARDINDAN

📖 SİNYAL YOK: Karanlık Sekans

Adam bir adım daha attı.

Ben hâlâ kapının önündeydim.

Lyra da yanımdaydı.

Odanın içinde tek bir lamba yanıyordu. Sarı ışık, masanın üzerindeki eşyaları ancak aydınlatıyordu. Duvarların çoğu gölgede kalmıştı.

Adamın yüzünü artık daha net görebiliyordum.

Orta yaşlarda biriydi. Saçlarının arasında birkaç beyaz tel vardı.

Ama benim dikkatimi çeken yüzü değildi.

Sesiydi.

Bu sesi daha önce duymuştum.

Bundan emindim.

Sadece nerede duyduğumu çıkaramıyordum.

Adam bana baktı.

— İçeri girmeyecek misin?

Bir an cevap vermedim.

Sonra Lyra'ya baktım.

O da bana bakıyordu.

— Sence girelim mi? diye fısıldadı.

Omuzlarımı kaldırdım.

— Başka seçeneğimiz var mı?

Lyra cevap vermedi.

Adam bizi izliyordu.

— Bilmemen normal, dedi.

Lyra kaşlarını kaldırdı.

— Çok rahat konuşuyorsun.

Adam ona baktı.

— Rahat olduğumu söylemedim.

Lyra bir şey diyecek gibi oldu ama vazgeçti.

Ben adama döndüm.

— Sesini tanıyorum.

Adamın yüzünde kısa bir şaşkınlık belirdi.

— Öyle mi?

— Evet. Ama nereden olduğunu bilmiyorum.

— Belki hatırlamıyorsundur.

— Belki.

İçeri bir adım attım.

Lyra da peşimden geldi.

Kapının yanında duran Mira'ya baktım.

Hâlâ koridordaydı.

— Sen gelmiyor musun?

Mira başını iki yana salladı.

— Hayır.

— Neden?

— Buraya kadar gelmem gerekiyordu.

— Sonrası?

Mira kısa bir süre düşündü.

— Sonrası sana kalıyor.

Bu cevaptan pek bir şey anlamadım ama daha fazla üstelemedim.

Kapıyı kapattım.

Mira'nın ayak seslerini bir süre koridorda duydum.

Sonra ses kesildi.

Odada üç kişi kalmıştık.

Adam masanın arkasına geçti.

Ben de etrafa bakmaya başladım.

Duvarlarda eski haritalar asılıydı. Bazılarında şehirler ve sokaklar, bazılarında ise anlamadığım işaretler vardı.

Bir köşede telgraf aletleri, makaralar ve birkaç metal parça duruyordu.

Masanın üzerinde eski kitaplar vardı.

Ve onların yanında siyah bir defter.

Defteri görür görmez durdum.

Kapağında iki harf vardı.

A. V.

Bir adım yaklaştım.

Adam hemen konuştu.

— Ona dokunma.

Elimi geri çektim.

— Neden?

— Şimdilik burada kalsın.

İç çektim.

— Yine mi?

Lyra bana baktı.

— Ne oldu?

— Herkes bir şey biliyor ama kimse doğru düzgün anlatmıyor.

Adam cevap vermedi.

Lyra deftere baktı.

— Bu, daha önce gördüğümüz deftere benziyor.

— Aynısı mı? diye sordum.

Adam başını iki yana salladı.

— Hayır.

— Nereden biliyorsun?

Adam deftere baktı.

— Çünkü onu buraya ben koydum.

Bir an durdum.

— Buraya mı?

— Evet.

— Ne zamandır burada?

Cevap vermedi.

— Beni buraya bunun için mi getirdiniz?

— Seni buraya getiren ben değilim.

— O zaman kim?

Adam sustu.

Sonunda,

— Bunu ben de sana söyleyemem, dedi.

Bu cevap hoşuma gitmedi ama en azından açık konuşmuştu.

Deftere baktım.

— Açabilir miyim?

Adam biraz düşündü.

— Bir sayfa.

— Sadece bir sayfa mı?

— Evet.

— Neden?

— Şimdilik o kadarını görmen yeter.

Lyra hafifçe başını salladı.

— En azından bir sınır koydu.

Adam ona baktı.

Lyra omuzlarını kaldırdı.

Defteri elime aldım.

Kapak eskiydi. Üzerindeki toz parmaklarıma bulaştı.

İlk sayfayı açtım.

Birkaç satır vardı.

Okumaya başladım.

“İlk geçiş tamamlandığında...”

Devamı yoktu.

Sayfanın geri kalanı boştu.

Alt köşede ise küçük bir işaret vardı.

Mührümün aynısı.

Parmağımı işaretin üzerinde gezdirdim.

— İlk geçiş ne?

Adam cevap vermedi.

Başımı kaldırdım.

— Benim geçişim mi?

Yine cevap yoktu.

Lyra yanıma geldi.

— Elias, şuna bak.

Sayfanın kenarını gösterdi.

Orada küçük bir tarih vardı.

Tarihe baktım.

Sonra bir daha baktım.

Bulunduğumuz zamandan çok daha eskiydi.

— Bu nasıl olabilir?

Adam bana baktı.

— Neyi kastediyorsun?

— Bu tarihi.

Sayfayı ona doğru çevirdim.

— Bu, bizim buraya gelmemizden çok önce.

Adam tarihe baktı.

— Evet.

— O zaman bu defter nasıl burada?

Adam cevap vermedi.

Lyra da tarihe bakıyordu.

— Belki de defter sandığımızdan daha eski.

— Onu ben de görüyorum, Lyra.

Tam o sırada cebimdeki cihaz titredi.

Hepimiz ona baktık.

Ekranda şu yazıyordu:

ZAMANSAL BAĞLANTI: %73

Lyra kaşlarını çattı.

— Bir puan daha düştü.

Cihazı elimde tuttum.

— Neden düşüyor?

Adam cevap verdi.

— Buraya geldiğin için olabilir.

Başımı kaldırdım.

— “Olabilir” mi?

— Kesin bir şey söyleyemem.

Bu cevabı beklemiyordum.

Cihazı cebime koydum.

Adam odanın diğer tarafındaki haritaya doğru yürüdü.

Haritanın üzerinde kırmızı kalemle işaretlenmiş birkaç nokta vardı.

Bir tanesi bulunduğumuz binanın yakınındaydı.

Diğeri ise şehrin başka bir tarafındaydı.

Adam ikinci işaretin üzerine parmağını koydu.

— Cevap arıyorsan buraya bakmalısın.

Yanına gittim.

— Burası neresi?

— Eski bir istasyon.

Lyra da haritaya baktı.

— Telgraf istasyonu mu?

— Hayır.

Adam başını iki yana salladı.

— Ondan daha eski.

İşaretin yanında iki kelime yazıyordu.

KUZEY GEÇİDİ.

— Burası tam olarak ne? diye sordum.

— Eskiden kullanılan bir geçit.

— Nereye gidiyor?

Adam cevap vermedi.

Elimi haritaya uzattım.

Tam işaretin üzerine dokunacakken adam bileğimi tuttu.

Refleks olarak geri çekildim.

Adam hemen elini bıraktı.

Gözleri mühürüme takılmıştı.

— Oraya tek başına gitme.

— Neden?

Adam kısa bir süre düşündü.

— Çünkü orası düşündüğün kadar basit bir yer değil.

Lyra araya girdi.

— Peki orada ne var?

Adam başını hafifçe çevirdi.

— Gidince görürsünüz.

— Harika, dedim. Yine tam cevap alamadık.

Lyra bana baktı.

— En azından bu sefer bizi kovmadı.

Adam pencereye doğru yürüdü.

Perdeyi biraz aralayıp dışarı baktı.

— Birileri geliyor.

Ben de pencereye yaklaştım.

Sokakta birkaç kişi vardı.

Uzakta iki adam hızlı adımlarla bizim bulunduğumuz binaya doğru ilerliyordu.

Yüzlerini seçemiyordum.

Lyra sessizce sordu:

— Bizi mi arıyorlar?

Adam perdeyi biraz daha kapattı.

— Bilmiyorum.

Ona baktım.

— Sen de bilmiyor musun?

Adam bana döndü.

— Hayır.

Masaya geri döndüm.

A.V. yazılı defteri tekrar elime aldım.

— Bunu yanımda götürebilir miyim?

Adam başını iki yana salladı.

— Hayır.

— Neden?

— Burada kalması gerekiyor.

— Peki ben ne yapacağım?

Adam haritayı gösterdi.

— Gördüğün yeri aklında tut.

— Kuzey Geçidi'ni mi?

— Evet.

Defteri kapattım.

Cihazım yeniden titredi.

Ekrana baktım.

A. V. SİNYALİ: ZAYIFLIYOR.

Birkaç saniye sonra yazı değişti.

YENİ KONUM ARANIYOR...

Lyra yanıma geldi.

— Şimdi ne olacak?

— Bilmiyorum.

İkimiz de ekrana baktık.

Sonra yeni bir yazı çıktı.

KUZEY GEÇİDİ.

Başımı kaldırdım.

Adam hâlâ pencerenin önündeydi.

— Cihazın seni oraya mı yönlendiriyor? diye sordu.

— Görünüşe göre.

Adam başını salladı.

— O zaman nereye gideceğini biliyorsun.

— Evet.

Cihazı cebime koydum.

— Ama orada ne olduğunu bilmiyorum.

Adam bu kez cevap vermedi.

Tam o sırada dışarıdan kapıya vuruldu.

Üç kez.

Hepimiz sustuk.

Lyra bana baktı.

Ben adama baktım.

Adam hemen masanın üzerindeki lambaya uzandı ve ışığı söndürdü.

Oda bir anda karardı.

Kapıya yeniden vuruldu.

Bu kez daha sertti.

Lyra yanıma yaklaştı.

Ben elimle cebimdeki anahtarı tuttum.

Dışarıdan gelen sesleri dinlemeye çalıştım.

Kim olduklarını bilmiyordum.

Ama artık aklımda tek bir yer vardı.

Kuzey Geçidi.