Keşfet

Eşik

sıfır noktası -infial

Televizyondaki haber spikeri ciddi bir ses tonuyla konuşurken elimdeki çay bardağını masaya bıraktım.

"Mısır'da geçtiğimiz aylarda keşfedilen antik bir lahitte inceleme yapan bilim insanlarından bazılarının sağlık durumuyla ilgili yeni açıklamalar yapıldı. Yetkililer hastalığın mevsimsel gribal enfeksiyonla benzer belirtiler gösterdiğini ve endişe edilecek bir durum olmadığını belirtti. Uzmanlar, halkın yanlış bilgilere itibar etmemesi gerektiğini vurguluyor..." Yanliş bilgi dedikleri onların ne kadar saldırgan olduklarıydi sanırım

Ekranda koruyucu kıyafetler giymiş insanların, kumların arasından çıkarılan siyah taş bir lahdin etrafında dolaştığı görüntüler vardı. Kameralar yaklaşınca yayını hemen değiştirdiler. O kadar kısa sürmüştü ki çoğu kişi muhtemelen fark etmemişti bile.

Kumanda elimde öylece kaldı.

İçimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı.

Son haftalarda haberlerin çoğu aynı konu etrafında dönüyordu. Önce Mısır'daki kazı... Ardından Uzak Doğu'da ortaya çıktığı söylenen yeni bir gribal enfeksiyon... Hastanelerde artan vakalar... Ama her açıklamanın sonunda aynı cümle söyleniyordu.

"Türkiye genelinde herhangi bir karantinaya ihtiyaç duyulmamaktadır."

"Durum kontrol altındadır."

Kontrol altında...

Bu cümleyi daha önce de duymuştum.

Covid döneminde virüs nasıl bulaşıyor mesela ülkeye giriş çıkış yasağı getirmeleri gerekmekte

O zamanlar internette saatlerce komplo teorileri izlerdim. Kimisi saçmalıktan ibaretti, kimisi ise yıllar sonra doğru çıkmıştı. Ama hiçbirine körü körüne inanmadım. Ne sosyal medyaya ne de haberlere tamamen güvendim. Hep ortada bir yerde durmaya çalıştım.

Yine de...

Bu kez içimdeki ses susmuyordu.

Ya gerçekten o lahitle bir ilgisi varsa?

Belki binlerce yıldır kapalı kalan bir şey açığa çıkmıştı. Belki de bakteriydi... Belki virüstü... Belki de bilim insanlarının bile adını koyamadığı bambaşka bir şeydi.

Bunu düşündüğümde kendi kendime gülümsedim.

"Abartıyorsun, Gizem."

Maskeler bile Covid'i tamamen durduramamıştı. Eğer gerçekten farklı bir hastalıksa insanlar yine ciddiye almayacaktı.

Aslında herkesin değiştiğini düşünmüyordum.

Hayır...

Sadece hastanelere giden insanların bazılarında tuhaf şeyler dikkatimi çekiyordu. Gözleri daha fazla kızarıyordu. Tenleri sanki günlerdir güneş görmemiş gibi solgundu. Hareketleri yavaştı ama bakışlarında anlatamadığım garip bir boşluk vardı.

Belki de sadece hastaydılar.

Belki de ben fazla düşünüyordum.

Telefonumdan yeni bir haber bildirimi daha geldi.

İç çekerek telefonu yatağın üzerine bıraktım, başımı koltuğun arkasına yasladım ve tavana baktım.

Ekrana bakmaktan başım zonkluyordu.

"Belki de bu kadar irdelememek gerekiyordur." diye düşündüm.

"Sonuçta grip dedikleri bir hastalık var. İnsanlar işine gücüne bakıyor. Dünyayı kurtaracak değilim ya... Bilim insanı da değilim. Ben sıradan bir lise öğrencisiyim. Beni kim neden ciddiye alsın?"

Belki de gerçekten fazla şüpheciydim.

Belki anksiyetem yine beni ele geçiriyordu.

Covid döneminde başlayan panik ataklarım hâlâ tamamen geçmiş sayılmazdı.

Bazen beynim, olmayan ihtimalleri bile gerçekmiş gibi önüme koyuyordu.

"Of..." diye söylendim.

"Okula geç kalacağım."

Otobüs her zamanki gibi kalabalıktı.

Kulaklığımı takmış, cam kenarındaki koltuğa oturmuş dışarıyı izliyordum.

Birden arka arkaya siren sesleri yükseldi.

İtfaiye...

Ambulans...

Polis...

Hepsi aynı anda ters yöne doğru hızla geçiyordu.

Otobüsteki insanlar da pencerelere yöneldi.

"Patlama olmuş galiba."

"Yok canım."

"Ben cinnet geçiren biri var diye duydum."

"Çok yaralı varmış."

Fısıltılar bütün otobüse yayıldı.

Kulaklığımdaki müziği kapattım ama konuşmaları dinlemek istemedim.

"Yine internette büyütürler." diye geçirdim içimden.

Tam o sırada...

Şoför frene sert bastı.

Otobüsteki herkes öne doğru savruldu.

Başımı kaldırdığımda yolun tam ortasında yaşlı bir adamın hareketsiz şekilde durduğunu gördüm.

Ne sağa bakıyordu...

Ne sola...

Sanki koca şehir yok olmuş da yalnızca o kalmış gibiydi.

Şoför korna üstüne korna çalıyordu.

Adam kıpırdamıyordu.

Birkaç saniye sonra bir trafik polisi koşarak geldi ve adamın kolundan tutmaya çalıştı.

Tam o sırada...

Adam yavaşça başını çevirdi.

Göz göze geldik.

Kalbim bir anlığına duracak gibi oldu.

Göz bebekleri neredeyse yok denecek kadar küçülmüştü.

Tek bir kez bile gözünü kırpmıyordu.

Yüzü hastaymış gibi solgundu.

İfadesizdi.

Bomboştu.

Bir sonraki saniye, hiçbir uyarı vermeden otobüse doğru koştu.

"Allah'ım!" diye bağırdı biri.

Adam bütün gücüyle başını otobüsün camına vurdu.

Tak!

Bir kez daha.

Tak!

Cam çatlamadı ama otobüsün içindeki herkes çığlık atmıştı.

Şoför gaza bastı.

Trafik polisi adamı yakalamaya çalışınca yaşlı adam bir anda dönüp ona saldırmaya kalktı.

İki polis daha koşarak geldi.

Adam güçlükle etkisiz hâle getirildi.

Kolları arkadan tutulurken bile garip sesler çıkarıyor, durmadan debeleniyordu.

Kapıları kapanan otobüs yavaş yavaş uzaklaşırken ben hâlâ arka cama bakıyordum.

Okula bir durak kala dayanamadım.

İndim.

Kalbim göğsüme sığmıyordu.

Ellerim titriyordu.

Bir yanım, "Sadece hasta bir adamdı." diyordu.

Diğer yanım ise fısıldıyordu:

"Ya bu, sadece başlangıçsa?"

3 gün sonra

Üçüncü dersin ortasındaydık.

Matematik öğretmeni tahtaya yeni bir soru yazarken sınıfın sessizliğini aynı anda yükselen telefon sesleri böldü.

Dıt! Dıt! Dıt!

Bir saniye...

İki saniye...

Sonra bütün sınıfta onlarca telefon aynı anda çalmaya başladı.

Öğretmen bile elindeki kalemi bırakıp cebinden telefonunu çıkardı.

Ekranda kırmızı zeminli bir acil durum bildirimi vardı.

"Resmî Uyarı Halkımızın tedbir amacıyla temel ihtiyaçlarını karşılaması ve resmî açıklamaları takip etmesi önemle rica olunur."

Sınıfta uğultu başladı.

"Yine mi kapanma geliyor?"

"Yok artık."

"Covid gibi herhâlde."

Öğretmen sakin olmamızı söylemeye çalışsa da sesi bile duyulmuyordu.

On dakika geçmeden okul idaresi öğrencilerin kontrollü şekilde evlerine dönebileceğini açıkladı.

...

Okuldan çıktığım anda şehrin havasının değiştiğini hissettim.

Kornalar...

Sirenler...

İnsanların bağırışları...

Otobüse binmekten vazgeçip markete uğradım.

Ama markete girdiğimde gördüğüm manzara nefesimi kesti.

Raflar boşalıyordu.

İnsanlar alışveriş arabalarını ağzına kadar dolduruyor, birbirlerini itiyor, bağırıyor, son kalan su paketleri için kavga ediyorlardı.

Bir çocuk ağlıyordu.

Bir kadın, "Onu bırakma!" diye eşine bağırıyordu.

Yerde ezilmiş makarnalar, kırılmış cam şişeler vardı.

Kasalara baktım.

Kimse yoktu.

Kasiyerlerden biri önlüğünü bile çıkarmadan elinde iki poşetle koşarak marketten çıktı.

Arkasından başka bir çalışan daha...

Sanki onlar da müşteriler kadar korkmuştu.

Tam o sırada iki adamın konuşması kulağıma çalındı.

"Bence bu normal bir kapanma değil."

"Benim kuzenim yurt dışında yaşıyor." dedi diğeri, sesini iyice alçaltarak. "Orada insanlar bizden bir şey saklandığını konuşuyor."

"Ne saklıyorlarmış?"

Adam etrafına bakındı.

"İnternette yazanlara göre bazı ülkeler panik çıkmasın diye gerçeği açıklamıyormuş."

"Ne gerçeği?"

Bir an durdu.

Sonra neredeyse fısıldayarak konuştu.

"...Zombi salgını diyorlar."

Diğer adam alaycı bir kahkaha attı.

"Saçmalama."

"Bilmiyorum. Ben de inanmadım ama insanlar korkudan marketleri boşaltıyorsa bir sebebi vardır."

Onlardan uzaklaştım.

"İnsanlar korkunca her şeye inanabiliyor." diye düşündüm.

Ama nedense...

İçimdeki huzursuzluk, ilk kez gerçekten büyümeye başlamıştı.

Elim titreyerek telefonu cebimden çıkardım.

İlk aradığım kişi annemdi.

Telefon daha ikinci çalışta açıldı.

"Gizem? Kızım, iyi misin?"

"Anne, beni dikkatle dinle. Ne olur sözümü kesme."

Sesimdeki korkuyu ben bile hissedebiliyordum.

"N'oldu kızım?"

"Şu an dışarıdaysanız hemen eve dönün. Evdeyseniz de sakın çıkmayın."

Annem birkaç saniye sustu.

"Niye? Bildirim bize de geldi."

"Tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama içime hiç iyi şeyler doğmuyor. Camları kapatın. Kapıyı kilitleyin. Tanımadığınız kimseye açmayın."

"Gizem, beni korkutuyorsun."

"Deprem çantamız vardı ya..."

"Evet."

"Onu kontrol edin. Eksik ne varsa tamamlayın. Evdeki bütün boş şişeleri, bidonları suyla doldurun. Telefonlarınızı şarja takın. Fenerleri hazırlayın.

Yorumlar

  • Gecegece99: 💜
  • Miladim: aksiyon dolu cok heyecanli👏