Keşfet

1.Bölüm; İlk Karşılaşma🧶

Sihirbaz: Pekin`in Treni

1.Bölüm; İlk Karşılaşma🧶

15 eylül 2024

Bugün hayatımdaki en önemli günlerden biriydi. Bunca yıldır bu günü göreceğime her ne kadar kendimi inandırmaya çalışsam da zihnimin bir köşesinde hep ‘acaba?’ diye sorgulamaktan duramıyordum.

Bugünlere kadar gelmem için bir sürü zorluklar atlatmam gerekti. Çoğu zaman pes etmek üzere oldum. Eğer gerçekten pes etseydim bu anı yaşayamayacaktım. Allah bilir hangi rüzgârın estiği yöne savrulacaktım?

Daha beş sene öncesinde de iyi bir yetişkin olamamaktan korkarken şimdi gururla öğrencilerimin gözlerine bakabildim. Bir tanesinin bile kalbini incitmekten öylesine korkuyorum ki... bilhassa kız öğrencilerime karşı daha dikkatli davranmaya çalıştım. Bazen ne kadar bilinçsizce hata yapsalar da hiç kimsenin önünde aşağılanmayı ve incinmeyi hakketmiyorlar. Onlarla özel olarak konuşmayı tercih ederim. Bugün ben yaparsam yarın başka bir öğrenci tarafından rencideye ya da zorbalığa uğrarlar. Belki de ailesi tarafından da aynı muameleyi görüyordur. Bu şekilde yüreğinde birikir ve ileride kendine saygısı olmayan ve bu aşağılanmalara göz yuman bir birey olurlar.

Yeni bir ev, yeni insanlar bana iyi geldi gibi hissediyorum. İzmir yaralarımı saracak, sevgili günlük. Yeter ki atanayım da hangi şehir çıkarsa umurumda değil diyordum. Lâkin şimdi anlıyorum ki iyi ki de İzmir... buranın havasından mıdır suyundan mıdır bilmem kendimi daha güvende ve daha huzurlu hissediyorum. Sanki eksik bir parçam yıllardır kayıpmış ve ben de onu burada bulmuşum gibi... belki de ayaklarımın üzerinde durabilmek, yıllardır hayalini kurduğum o anı yaşamak bana bunu hissettirdi...

Genç kız derin bir soluk vererek günlüğünü kapattı. Son bir kez bahçesindeki güllere ve etrafına bakındıktan sonra yıpranmış koltuktan kalktı ve tek katlı evine girdi. Kapısını iyicene kilitledikten sonra ışıklarını söndürdü. Eskisi kadar karanlıklardan korkmuyordu biliyordu ki günün yorgunluğu uykuyu zihnine davet edecek ve geçmiş hatıraları karanlık duvarlara yansımayacaktı.

Ertesi sabah erkenden hazırlanıp bahçesine çıkmıştı. Çiçeklerini suluyordu. Her biriyle özenle ilgileniyor ve sohbet ediyordu. Bir tanesini bile ihmal etse kendini suçlu hissediyordu.

Hassas bir kalbi vardı Algın’ın. Kötünün içinde bile iyiyi aramaktan kaçmazdı.

Bugün sadece iki dersi vardı. Kendine vakit ayıracak olması huzurunu arttırıyordu. Belki biraz evini düzenlerdi. Yeni taşındığından ötürü bazı yerler hâlâ karışıktı.

...

Lisenin kapısından hafif adımlarla çıkış yapıyordu. İki ders saati hızlı ve verimli geçmişti.

“Algın hocam!”

Bu Münevver hocanın sesiydi. Kendisi edebiyat öğretmeniydi. Algın’ın tersine biraz daha deli doluydu.

Yaşlarının yakın olmasından ötürü iki gündür sohbeti arttırmışlardı.

Genç öğretmen kapının girişinde durdu.

“Buyurun, Münevver hocam.”

Sarı kıvırcık saçlarını savurarak heyecanla “bugün başka bir planınız yoksa beraber bir yerlere gidelim mi? Yakınlarda çok güzel bir alışveriş merkezi varmış” dedi.

Genç kız biraz düşündü. Okulda daha ikinci günündeydi.

Maaşını almasına çok vardı.Ayrıca tüm birikimini kiraya ve gerekli eşyalara harcamıştı.

“Gelmek çok isterdim ama evde yapmam gereken o kadar çok iş var ki... hâlâ yerleştirmediğim eşyalarım var.”

Münevver bu duruma ne kadar sıkılsa da bozuntuya vermeden mavi gözleri ışıldayarak cevap verdi.

“Kolay gelsin Algın’ım. Benim de yapmam gereken o kadar iş olmasına rağmen merakıma yenik düşeceğim. Biraz gezmekten vakit kaybetmeyeceğimi düşünüyorum. Sonra seninle tekrar gideriz. Görüşürüz, hocam.”

“Görüşürüz.”

Gülümseyerek Münevver’in gidişini izledi.

“Hayatı dolu dolu yaşaması güzel bir şey aslında. Umarım güzel bir gün geçirir” diye mırıldandı.

Evine doğru yürümeye başladı. Liseye on beş dakika uzaklıkta bir yer bulabildiği için şanslıydı. En azından yol parası gitmeyecekti. Bu evi de zor bulmuştu.

Apartman dairelerinde kiralar yaklaşık 17000 TL’den başlıyordu. Bu yüzden bir gecekondu mahallesini tercih etti. Aylık 13000 TL’ye başını sokacak küçük bir yuvası olmuştu.

Birden hava kapanmıştı. Yağmur yağacaktı ve önceden müjdesini veriyordu.

Adımlarını hızlandırdı. Bu sırada başından aşağı bir kart savrularak ayağının dibine düştü.

“Nereden düştü acaba?”

Yukarıya baktı fakat hiçbir evin penceresi açık değildi. Kartı aldı ve incelemeye başladı.

Pekin’in hobi bahçesine davetlisiniz.

Birbirinden güzel çiçekler bahçenize şıklık katacak. Geldiğinizde büyülenmeye hazır olun!

“Bu da neyin nesi böyle? Fena fikir değil aslında. Belki bahçemdeki çiçekler için faydalı bilgiler öğrenirim.”

Kartın arkasını çevirdi ve adrese baktı.

“Herhangi bir numara da koymamışlar, açık mıdır acaba? Fazla uzak değilmiş. Evimin altındaki patika yolda. Gidelim bakalım.”

Bu esnada yağmur kendini yeryüzüne, toprağa teslim ediverdi. Algın daha fazla ıslanmamak için var gücüyle eve koştu.

Yağmuru çok severdi ama yanında şemsiye getirmemişti. Çabuk hastalanan bir yapısı olduğu için telaşa kapılmıştı.

Birkaç saat içinde yağmur dinmiş ılık bir hava bırakmıştı gerisinde. Genç öğretmenin günü planladığı gibi gitmemişti. Ufak tefek gibi görünen ama saatlerce süren işleri çıkmıştı. Bu sebepten bahçesinde örmek üzere bıraktığı yarısı yapılmış kazak terk edilmiş gibi kalmıştı.

Karanlık çöktüğü için hırkasını artık içeride örmeliydi. Şişlerini ve örgüsünü geri almak için bahçeye geçtiğinde kırmızı ipini yerinde göremedi. Ucu örgüsünde duruyordu hâlâ ama kalanı açılmış bahçenin dışına çıkmıştı.

“Hayır ya... son yumağımdı o benim. Bakalım hangi kedi oynamış benimle?”

İpi takip etmeye başladı. Bahçeden çıktı. Evin etrafında bir tur attıktan sonra patika yola çıktı. İpin gittiği yol ağaçlıklı büyükçe bir yere gidiyordu.

Karanlık olduğu için korkmaya başladı. Geri dönmeye niyetlendiği esnada yerdeki ip ışıldamaya başladı. Algın, bir anlam veremeyerek ıssız yere gitti.

“Benimle oyun oynamak isteyen bir kedi sadece... bu kadar korkmamalıyım...”

İlerledikçe yalnızlaştığını hissediyordu. İçine bir ürperme bedenine soğukluk gelmişti.

Ağaçların yapraklarının bazısı dökülmüş olduğundan dallarını cadı ellerine benzetiyordu. Baykuşun sesi, ayakkabısının altında ezilen yaprağın hışırtısı hatta verdiği nefes sesinden bile korkmaya başladı. İçinden başladığın işi bitir, Algın diye geçirdi.

“Seninle oynamak isteyen büyük bir kedi” dedi naif bir adam sesi. Bu sihirbazdı.

Soluğu kesilir gibi oldu. Karanlıkların içinde siyah giysilere bürünmüş arkası dönük bir adam karşısında duruyordu.

Yavaşça yüzünü genç kıza döndü.

“Aklından bir renk tutmak ister misin?”

Algın’ın korkudan dili tutulmuş ne yapacağını bilemiyordu.

Pekin, elinde küçülmüş kırmızı yumağı tutmaktaydı.

“Kırmızıyı sever misin?”

Parmaklarını piyano çalar gibi hareket ettirdi. Etrafta bir anda beyaz kelebekler uçuşmaya başladı.

Sihirbaz düşünceli bir tavırla “demek beyaz rengini seviyorsun. Hmmm... peki o zaman” diye mırıldandı ve elindeki ipi beyaz rengine çevirdi.

Algın, rüya gördüğünü sanmak istiyordu. Sanki tek kelime etse büyülenecekmiş, zarar görecekmiş gibi hissediyordu. Burada bir saniye bile nefes almaktan korkuyordu.

Sihirbaz, onun bu halini görünce “elindeki son yumağın olmalı ki bu karanlıkta peşine düştün” diyerek küçülmüş yumağı yukarıya attı. Hemen ardından iki kırmızı yumak ellerine düştü.

Genç kız için bu kadarı fazlaydı. Gücü yettiğince çığlık atarak evine koştu.

Yüzü bembeyaz olmuş bir şekilde kendini eve attı. Kapıyı iyicene kilitledikten sonra kendini yatağa attı. Örtüyü başına kadar çekerek bir hayal gördüğüne inanmak istedi.

Belki de çok yakında bir psikoloğa görünmeliydi ya da daha çok ibadet etmeliydi... zihninde ne yapacağını düşünürken o adamın sadece bir deli olabileceği ihtimali aklına geldi.

Sihirbaz kostümüyle ormanlık gibi bir yerde hangi normal insan gezerdi ki zaten? Sirkten kaçmış bir kaçık da olabilirdi. Belki de korkunç bir büyücüydü ve onu seçmişti. Ya içeriye girerse? Ya da şu anda pencereye başını dayamış onu gözetliyorsa? Perdeyi açmaya cesaret edemedi.

Birkaç gün önce heyecandan uyuyamazken şimdi de korkudan uyuyamıyordu. Hayatını tam düzene soktuğunu düşünürken şimdi de böyl

Yorumlar

  • Haticem kar.: bunca yıl beklemekteyken bu güne böyle gelmen yazık tebrikler algın
  • Vildan Sarıyer: karanlıkta yalnız kalma algın geleceği görünce kaçman normal değil
  • Ahucannn: münevver hocanın çıkması bir dönüm noktası olabilir bekleyelim görelim
  • Can Kaan Odabaş: İçindeki iyiliği kaybetmemek çok önemli algın bunu koru lütfen
  • aleyna dede: Bir öğretmenin böyle düşünmesi çok güzel ama hatalar insanız tamam mı?
  • Zeynep Avcı: Şimdi okula yeni başladın dikkat et görevlerinden kaçma algın
  • Ceren Deniz: o ipi kaybetmemen gerekirdi şahsen keşke baksaydın etrafa