BİR YUDUM KAHVE
BİR YUDUM KAHVE
Bir yudum kahve
yudumlarken unuttum
bir anlığına tüm dertlerimi.
Kahvenin acısı
biraz hayat gibi...
Her yudumda
biraz daha sıcak,
biraz daha samimi.
Sanki eski bir dost gibi,
yanımda oturup
eski hatıraları
yeniden canlandırıyor.
Boşuna dememişler,
“Bir fincan kahvenin
kırk yıl hatırı vardır.” diye.
Bunun ne demek olduğunu
şimdi daha iyi anlıyorum galiba.
Kahve sadece kahve değilmiş.
Bazen bir sohbetmiş,
bazen güzel bir hatıra,
bazen de insanın
kendine ayırdığı
küçücük bir zamanmış.
Bir fincan kahveyle
insan biraz duruyor,
biraz düşünüyor,
biraz da geçmişi hatırlıyor.
Belki de
kahvenin güzelliği
sadece tadında değilmiş.
Bazen bir dostunla
paylaştığın sohbette,
bazen eski bir hatırada,
bazen de sessizce
kendinle kaldığın o anda saklıymış.
Meğer kahve
sadece bir içecek değilmiş.
Kahve
dostlukmuş,
sohbetmiş,
hatıraymış...
Kahve
içtenlikmiş.