İNANDIM DEDİ
İNANDIM DEDİ
Bankta oturmuş yaşlı bir adam ağlıyordu.
Belli ki bir derdi vardı.
Ama neydi?
Ay sonunu mu denk getirememişti?
Belki işten atılmıştı.
Çok içten ağlıyordu.
Yanına oturdum.
— Neyin var amca? dedim usulca.
— Ah evlat, ah... dedi iç çekerek.
— Derdim çok. Seni de üzerim ben.
— Anlat, dedim.
— Ay sonu sıkıntısı mı? İş mi?
Yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
— Yok, dedi. Ne iş ne geçim sıkıntısı... Başka bir şey.
— Ne peki?
Bir süre sustu.
— İnandım, diye mırıldandı.
— Kime?
— Karıma.
Ve anlatmaya başladı.
— Evlenirken söz vermiştik. Benden önce gitmeyecekti. Beni bırakmayacaktı. Hep sevecekti.
Sesi titredi.
— Ama bugün evlat... Beni bırakıp gideli tam yirmi yıl oldu.
Yutkundum.
— Bizim sözümüz bu değildi, dedi.
— Her sabah ben şiir okuyarak uyandıracaktım onu. O da bana her sabah hiç yazılmamış bir şiir gibi bakacaktı. Hiç kavga etmeyecektik. Masal gibi bir aşkımız olacaktı.
Başını eğdi.
— Sözlerimiz vardı. Ben de inandım.
Bir süre ikimiz de sustuk.
Sonra derin bir nefes aldı.
— Ondan sonra hayatın anlamı değişti. İnsan bazen sevdiği birini kaybedince günlerin nasıl geçtiğini bile anlamıyor.
Ayağa kalktı.
— Ben gidiyorum, dedi.
— Nereye? dedim yutkunarak.
Hafifçe gülümsedi.
— Bir önemi yok. Beni bekleyen kimse yok zaten.
Sonra bana döndü.
— Sana bir tavsiye vereyim mi?
Başımı salladım.
— Seni seven biri varsa, onun elini bugün tut. Ona bugün sarıl. Çünkü yarının gelip gelmeyeceğini bilmiyoruz.
Bir an sustu.
— Sevmenin zamanı yok evlat. İnsan bazen bunu çok geç anlıyor.
Sonra yavaşça yürüyüp gitti.
Ben ise bankta öylece kaldım.
Uzun süre arkasından baktım.
İşte o gün anladım:
Sevmek için doğru zamanı beklememek gerekiyormuş.