YALNIZLIK MEVSİMİ: SONBAHAR
YALNIZLIK MEVSİMİ: SONBAHAR
Yine hüzün havası var
gökyüzünde.
Hava simsiyah,
kapalı.
Bütün evlerin
perdeleri çekilmiş,
her yerde hüzün hâkim.
Etrafta
asık suratlı insanlar var,
sanki herkes
kendi derdine dalmış.
Yapraklara bile
hüzün hâkim.
Bak, sararıp
birer birer yere düşüyorlar.
Yere düşen her yaprakta
biraz yalnızlık var.
İnsan da
bazen böyle yalnızlaşıyor.
Belki de insanlar
en çok bu havalarda
kendi dünyalarına çekiliyor.
Sonbaharda kayboluyor
cıvıl cıvıl oynayan,
koşan, düşen çocukların
sesleri bile.
Sanki sokaklar
bir anda sessizleşiyor.
Sonbaharda insan
biraz daha hüzünlü,
biraz daha kırgın oluyor.
Kızmaya bir sebep arar gibi
hırçınlaşıyor bazen.
Birçok seven
sonbaharda sevdiğinden ayrıldı.
Birçok mutluluk şarkısı
sonbaharda yarım kaldı.
Birçok insanın
umutları, hayalleri
sonbaharda kayboldu.
Sonbahar
insanları yalnızlaştıran
en acı mevsim gibi gelir bazen.
Kimsesiz düşen yapraklar gibi
boynu bükük bırakır insanı.
Bazen insan
yalnızlığa öyle alışır ki
hayattan bile uzaklaşır.
İçindeki baharları
daha gelmeden soldurur.
Oysa...
İçinde baharı olmayan
bir insan
gerçekten yaşayabilir mi?
Belki de mesele
sonbaharın gelmesi değil.
Mesele,
içimizdeki baharı
kaybetmemek.
Çünkü insan
ne kadar sonbahar yaşarsa yaşasın,
içinde küçücük de olsa
bir bahar bırakmalı.
Bazen bir gülüşte,
bazen güzel bir sözde,
bazen de yeniden kurulan
küçük bir hayalde...
Çünkü mevsimler değişir.
Yağmur diner,
yapraklar yeniden yeşerir.
Ve insan da
en uzun sonbaharın ardından
yeniden baharı bulabilir.
Yeter ki
içindeki umudu
tamamen kaybetmesin.