Davetsiz Misafir
13. BÖLÜM
Davetsiz Misafir
Kitabıma hoş geldiniz sizleri burda görmek emin olun harika bir duygu tekrardan iyi okumalar dilerim yorumlarınızı ihmal etmeyin öpüldünüz :)
Dikkat ⚠️ : Bu kurgu kan ve rahatsız edici öğeler içermektedir. Küçük yaşta ve çabuk etkilenen okuyucuların okumasını tavsiye etmiyorum.
🎵Bekle Dedi Gitti🎵
Kapı gıcırtı ile aralandığında masanın köşesine yaslandım, bütün merakımı gizleyerek öylece durdum. Elimde tuttuğum belleği sıkıca kavradım, avuç içimde gizlediğimden emin olduktan sonra kapının hemen arkasında Deniz belirmişti; elinde tuttuğu poşetleri büyük bir yorgunlukla sağ köşede ki sandalyenin üzerine bıraktı. Kravatına uzanan parmakları bir çırpıda iki ucunda, gevşemesine sebep oldu. Solgun yüzü etrafı kolaçan ederken bana takıldı “Noldu ?” Yüzümde beliren o şüpheli ifadeyi silmem gerekliydi, beni iyi tanıyan birine yalan söylemek için duygu akışını kapatmalıydım.
Masanın köşesinden ayrılıp içten gülümsememle ona yaklaştım “İyiyim ben.” Gerçekten iyimiyim bilmiyorum ama bu konu beni ipsiz bir kuyuya yönlendirmekten başka bir şey yapmıyordu, Deniz bir elini omzuma koydu ardından bedeni hafifçe bana doğru eğildi “Emin misin ?” İkiletmesi pek hayra alamet değildir, sıcakkanlı sesimi ön plana çıkarıp parmağımla poşetleri işaret ettim “Neler aldın.” Kafasını o tarafa çevirdiği sırada elimde ki belleği arka cebime sıkıştırdım. Kıl payı kurtulduğumu hissediyordum gözleri bana hizalandığında “Acıktım, bir kaç ıvır zıvır aldım.” masanın köşesinden ayrılıp sandalyeye doğru yaklaştım “Bende acıktım.” Poşete elimi attığım gibi yere yığılan ayran şişesi sert zeminle birleştiği gibi patladı etrafa dökülen ayranı gördüğümde “Ben…çok.” Cümlemi bitiremeden Deniz bir kaç adımla yanıma durdu “İyimisin ?” Elimi sıkıca tutup yaralandığımı sanıp dikkatle avuç içlerimi ve parmaklarımı inceledi “Cam değil, yaralanmadım.” Parmaklarımı kendime doğru çekip alaycı ses tonumla “İyiyim ben.” Dedim genişçe gülümseyerek.
Deniz sandalyenin üzerinde ki düştü düşecek olan poşetleri kaldırıp rahatlamışçasına derin nefes aldı “Ben mutfaktayım.” Arkasına dönüp koridora doğru ilerlediğinde yutkundum ahşap zeminin üzerindeki ayran kalıntıları etrafa yayılmıştı, üzerinden geçip köşede duran banyonun kapısını araladım kapının arkasındaki paspası alıp geniş odaya geri döndüm. Paspasın ucunu kavrayıp derinlemesine zeminde döndürdüm ileri, geri olarak kollarımı haraket ettirirken telefonum derinden gelen sesiyle çalmaya başladı elimde ki paspası duvara sabitledim kayıp düşmemesini umarken parmaklarım arka cebime uzandı telefonun sert kasasını çekip çıkardığımda ekrana kısa süre bakındım “Özel Numara.” Gerilen parmaklarımla o tuşa bastım, telefonu kulağıma yaklaştırıp dudaklarını araladım “Kimsiniz ?” Telefonun diğer tarafından gelen o ukala ses ile avuç içlerimi baskılattım “Avukat hanım bugün nasıllar ?” kışkırtıcı tondaki sesine karşılık kahkaha attım "Ne zamandan beri nasıl olduğumla ilgilendin ki ?
" Bir kaç saniye durdu ve "Bugun benimle gelmen gereken bir davet var." Lafı fazla uzatmadan konuya girdi "Avukatım olarak bana eşlik edeceksin." Emrediyordu elinde duran kuklasını son zerresine kadar kullanmakta kararlıydı "Kendine başka bir avukat bul." Sandalyeye doğru yavaşça ilerledim "Ama kalbimi kırıyorsun." Cümlesinde ki kırılma kelimesine karşılık bir kahkaha attım dalga mı geçiyor bu adam " Olmayan bir şey nasıl kırılıyor ?" Sandalyeye oturup dikkatimi topladım "Bir delil bulmuş ola bilirim." Tereddüt edercesine söylemiştim çünkü içinde ne olduğu bile belli olmayan bir delile bel bağlıyordum " İşte benim avukatım." Gereksiz gevşekliğini uzatmadan "Neler buldun ? " Söylemek zorunda hissetmiştim çünkü içinde ki şifreyi kırmak nerdeyse imkansızdı eğer Batın da yardım edersen bir an önce bu durumdan kurtula bilirdim.
Etrafa kolaçan ettikten sonra kısık sesimle "Bir bellek buldum, ama şifreli." Gözlerim hala kapının kenarında her an Deniz gele bilirmiş gibi dikkatle bakındı "Hemen buluşalım." Açıklama yapmama bile fırsat vermeden beni buluşmaya zorluyordu "Şuan olmaz işim var." Gerilen sesimle telefona bakındım saatten haberim bile yoktu "Yarın seni almaya geldiğimde konuşalım." Yine emrivakili cümlelerine başlamıştı homurdanarak dudaklarımı ıslattım "Peki..." İfadesizce kabul ettiğim bu daveti geri çevirmeden telefonu kapadım.
Telefonu elimde tuttuğum süre boyunca kendimi fare gibi oradan oraya kaçtığımı hayal ettim, peki kedi beni kovalıyor muyduki ?
Paspası yaslandığı duvardan çekip koridora taşıdım mutfaktan gelen yemek kokularını içime çektiğimde lavabonun aralıklı kapısından içeri girdim paspası eski yerine koyup kapıyı dikkatle kapattım. Lavaboya iki elimide yaslandırdım başımı hafifçe öne eğdim kafamın içinde dönen bir çok anıyı köşeye atıp sadece bu belleğe odaklandım onu saklamalıydım ama nereye evime koyamazdım hemen buluna bilirdi ofis ise çok güvensizdi temizlik bile yaparken Deniz bula bilirdi benimle olması gerekliydi böylece aklım o bellekte kalmazdı.
Başımı kaldırıp aynaya baktığımda gözlerim boynuma kaydı bir zamanlar taktığım o kolyeyi çıkartalı yıllar olmuştu aklıma geldikçe tedirginliliğim de artıyordu parmaklarım usulca boynuma kaydığında gözlerimi kısa süreliğine kapandı.
Kolye gözümün önüne geldiğinde yuvarlak kıvrımlarını o günkü gibi hissettim, açılır kapanır klipsine dokunduğumda gözlerimi açtım. Diğer elim arka pantolonumda ki belleğe ulaştığında ordan çıkardım boyutu büyüktü kolyenin içine sığmaya bilirdi ama dosyayı daha küçük bir belleğe aktarırsam sığıcağından nerdeyse emindim.
Lavabonun kapısı tek sefer de tıklandı elimdeki bellek şaşkınlığıma dayanmadan avucumdan kayıp yere düştü. "Duru ?" Dizlerimin üzerine çöküp yerde duran belleği tekrardan avucuma aldım "Burdayım bir şey mi oldu ?" Deniz hala kapının arkasındaydı "Hayır yemek hazır gelde yiyelim." Boğazımı temizleyerek çökmüş olduğum yerden ayaklandım “Tamam geliyordum.” Belleği tekrardan pantolonumun arka cebime koyup musluğa uzandım suyu açıp parmaklarımı gezdirdim.
Lavabodan çıktığımda koridorda duraksadım içerden gelen sesleri işittiğimde kimlerin ofise geldiğini anladım. Ofisin içine girdiğimde koltukta oturan Savcı Dağhanı fark ettim. Ayaklarım geri geri gitmesine rağmen olduğum yerde bekledim “Merhaba Avukat Hanım.” Yayıldığı koltuktan doğrularak elinde tuttuğu dosyaları masanın köşesine koydu bakışları hem bana hemde karşıdaki Denize kayıyordu sanki yanlış bir zamanda geldiğini hissetmişti “Sizleri rahatsız ettiğim için kusura bakmayın.” Otoriter sesini bırakarak yutkundu iki elinide kenetleyerek “Bu davada daha ne kadar avukat olarak rol oynayacaksınız ?” Kaşlarım cümlesi karşısında çatıldığında tek kaşını kaldırdı “Sanırım pes etmeyeceksiniz.” Yüz ifademde anlaşılacağı üzere pes edemezdim “Sayın savcım şuan kim olarak burdasınız ?” Dudaklarını araladığında “Eski sevgilim olarak mı yoksa bu davayı yöneten savcı olarak mı burdasınız ?” Kenetlenen parmakları gevşediğinde kaşları daha sert bir ifadeyle bana baktı.
Deniz bulunduğu köşeden ayrılarak “Ben içerdeyim siz konuşun.” Diyerek yanımda kısa süreliğine durup koridora doğru ilerledi. Tek adım bile atmadan kollarımı bedenimde birleştirdim oysa buraya gelmemesi gereken kişi tam burda yanı başımda duruyordu “Cumhuriyet Savcısı olarak burdayım.” Sesinde tekrardan beliren o keskin tonu duymayalı uzun zaman olmuştu dudaklarım kıvrıldığında “O zaman makamınıza geldiğimde konuşalım burası benim ofisim.” Koltuktan ayaklandığında hala değişmemiş olan o vücut diline hakim olduğumu fark ettim. Masanın kenarından dolanıp yanıma ulaştığında karşımda duran bu adamı tanımadığımı fark ettim “Hiç değişmemişsin.” Kollarım vücudumdan gevşerken dik durdum “Değişen tek kişi sensin unuttun mu ?” İmalı ifadem karşısında kalbimde sakladığım bu sırrı en ücra köşelerimde tuttuğumu hissettiğimde öfkeden kıvranmıştım.
Yolundan çekilip köşeye geçtiğimde koluma uzanan parmaklarını fark ettim, çizgimi anlaşılan koyamamıştım "Sayın savcım." Elimi keskince kaldırıp sınırlarımı ihlal ettiğini durması gerektiğini gösterdim "Konuş